.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

 

EĞİTİM PROGRAMLARI İLE İLGİLİ BULGULAR

     Bu bölümde, araştırmanın amaçları göz önünde tutularak ankette yer alan Haseki ve Selçuk Eğitim Merkezi İhtisas Kursları'nın hazırlık ve ihtisas sınıfı ders programlarının eğitim-öğretim programlarına ilişkin bulgular (amaç, muhteva, süreçler ve değerlendirme) anket elemanlarına göre tablolaştırılmış ve yorumlanmıştır. Elde edilen bulgular şu başlıklar halinde ayrıntılı olarak incelenmiştir:

     1. AMAÇLARLA İLGİLİ BULGULAR

     Yüksek din öğretiminde hedefler ve bunları gerçekleştirmek için hangi öğretim durumlarının meydana getirilmiş olduğu, bazı bakımlardan üzerinde durulmaya değer bir konudur.

     Her türlü eğitim faaliyetlerinde, ne elde edilmek istediğimizin açık bir şekilde belirlenmesinin, ilk adımı teşkil etmesi gerektiği şüphesizdir. Çünkü ne aradığını bilmeyen, ne yapması gerektiğini bilemez. Kişinin davranışlarında istenilir değişiklik meydana getirme süreci[1] olarak yapılan eğitimin yaygın tarifinde -görüldüğü gibi- hedef, vazgeçilmez bir unsur olarak bulunmaktadır.[2]

     Öğretimde "amaç" dediğimiz unsur, bir bakıma müfredatların ve ders programlarının tanziminde ilk hareket noktasıdır. Amaç belirlendikten sonra, onu temin edecek derslerin seçimi, okutuluş biçimi, uygulamaları ve diğer hususlar üzerinde durulmaktadır. Programlar şüphesiz iyi amaçlarlarla gerçekleşir. İyi ders seçimi için ilk hareket noktası budur. Yalnız programın da ağırlığı mahduttur. Programı hiç olarak görmeyi, onu formalite olarak telakkiyi uygun bulmadığımız gibi, başarının ana ilkesi olarak kabul etmeyi de mahzurlu bulmaktayız. Çünkü program sihirli bir anahtar değildir.[3]

     3 Kasım 1994 tarîhinde yürürlüğe giren Diyânet İşleri Başkanlığı Hizmet İçi Eğitim Yönetmeliği'nin 1. maddesinde yönetmeliğin amacı şöyle belirtilmiştir:

     Madde 1: Bu yönetmeliğin amacı, “Başkanlık teşkilatında görevli personelin yetiştirilmelerini sağlamak, verimliliğini artırmak ve daha ileri görevlere hazırlamak amacıyla uygulanacak hizmet içi eğitimin hedeflerini, ilkelerini, planlama esaslarını ve değerlendirme usûllerini tesbit etmektir.” (Bkz. Ek-A)

     Diyânet İşleri Başkanlığı Din Eğitimi Dairesi Başkanlığı'nın düzenlediği İhtisasa Yönelik Hizmet İçi Eğitim Kursu'na eleman seçilmesi ile ilgili yapılan duyuruda bu kursun amaçları şu şekilde ifade edilmektedir:

     "Başkanlığımız personelinin mesleki bakımdan daha iyi yetişmelerini sağlamak, hizmette verimliliklerini artırmak, daha üst görevlere, özellikle Müftülük görevlerine hazırlamak gayesiyle İstanbul Haseki ve Konya Selçuk Eğitim Merkezlerinde en çok 30 ay süreli (şartlara göre bu süre Başkanlığımızca kısaltılabilecektir) Tefsîr, Hadîs ve Fıkıh konularında ihtisasa yönelik "Hizmet İçi Eğitim Kursları" düzenlenecektir.

     Söz konusu kursların ilk bölümü hazırlık, diğer bölümü ise ihtisas kursu olacaktır. İhtisas kursuna, hazırlık kursunu başarı ile bitirenler katılabilecektir.

     Sözü edilen kurslara alınacaklar, Başkanlıkta Kur’ân-ı Kerîm, Arapça ve Genel Kültür'den mülakat yoluyla seçilecektir." (Bkz. Ek-B)

     Hizmet İçi Eğitim Yönetmeliği ve İhtisas Kurslarına Eleman Seçilmesi ile ilgili yapılan duyuruda genel amaçlar belirtilmiş, ders olarak da Tefsîr, Hadîs ve Fıkıh ismi zikredilmiştir.

     Bundan dolayı anket elemanlarına hazırlık ve ihtisas sınıfında okutulan dersler ile ilgili olarak, eğitim ve öğretimin amaçları, derslerden elde edilen bilgilerin kursiyerlere göre değerlendirilmesi ile ilgili bulgular başlıca şu özet başlıklar altında verilmiştir:

     1. Tefsîr, Hadîs ve Fıkıh gibi temel dini kaynaklara doğrudan başvurma yeteneğini elde etmek amacı gerçekleşmiş midir? Bu derslerden beklentileri nelerdir ve bunları elde etmiş midir?

     2. Öğretmenlerin girdikleri derslere göre, derslerinin amaçları ve derslerde önem verdikleri, ağırlıkla üzerinde durduğu konular nelerdir?

     3. Dini konularda toplumun ihtiyacına cevap verecek nitelikte mütehassıs elemanlar, yüksek din alimleri yetiştirmeye bu eğitim merkezlerinin ders programları yeterli midir?

      4. Kursiyerler 30 ay süren bu kursların amaçlarına uygun olarak yetiştirilmekte midir?

   5. Ders programları ve işlenen konular kursiyerlerin seviyelerine uygun olarak  hazırlanmakta mıdır?

       6. Hazırlık ve ihtisas sınıfı dersleri ile ilgili öğretmen, kursiyer ve mezûnların görüşleri

      7. İhtisas kursu dersleri öğretiminin ayrıntılı amaçları ile ilgili bulgular.

     A. Haftalık Ders Programları İle İlgili Bulgular

     Her eğitim kurumunda olduğu gibi ihtisas eğitim merkezlerinde de belirli programlar çerçevesinde hazırlanan ders programları vardır.

     Bir dersin verimli bir tarzda takdimi ve öğrencilerin bundan azami derecede istifadelerinin sağlanabilmesi için, konuların  planlı ve programlı olarak işlenmesine ihtiyaç vardır.[4]

     Eğitim ve öğretim işi de programlı olarak yapılması gereken önemli bir iştir. Çünkü programların ideal olarak benimsedikleri eğitim hedeflerine ulaşabilmeleri, bu alandaki çalışmaları belli programlara uygun olarak sürdürmelerine bağlıdır.[5]

     Haseki ve Selçuk Eğitim Merkezlerinde genel olarak üçer aylık dönemler halinde haftalık ders programları hazırlanmaktadır. Bu programlar incelendiğinde peş peşe 2 veya 3 saat aynı dersin konulduğu görülecektir. (Bkz. Ek: F)

     Kursiyerlere, hazırlanan haftalık ders programlarından memnun olup olmadıkları sorulmuştur. Bu soru ile ilgili tablo aşağıya çıkarılmıştır:

 

 Tablo: 18: Haftalık Ders Programlarından Memnun Musunuz?

     Tablo 17 incelendiği zaman 20 kişinin haftalık ders programlarından memnun oldukları görülmektedir. Oranı % 31.75'tir. 32 kişi kısmen memnun olduklarını beyan etmişler, oranı % 50.80'dir. 10 kişi de memnun olmadıkları şeklinde cevap vermişlerdir. Oranı % 15.87'dir. 1 kişi de bu soruyu cevapsız bırakmıştır.

     Kursiyerlerden "kısmen" ve "hayır" seçeneğini belirtenleri dikkate alınırsa 2/3'lik bir oranda olumsuz cevapla karşı karşıya kalınmaktadır. Kursiyerlerin bu soruya "kısmen ve "hayır" seçeneğini işaretlemeleri olumsuz cevap vermesi şeklinde anlaşılıp, düşündürücü bulunmuştur.

Haftalık ders programında, aynı derslerin üst üste konması, ders ne kadar iyi anlatılırsa anlatılsın kursiyerler tarafından sıkıcı bulunmaktadır. Ayrıca kursiyerin ihtiyacına göre değil, öğretmene göre ders programı yapıldığından faydalı olmamaktadır.

     Derslerin üç saat peş peşe konması, kursiyerleri olumsuz yönde etkilemektedir. En fazla ikişer saat olması gerekmektedir.

     B. Hazırlık ve İhtisas Sınıfı Dersleri İle İlgili Bulgular

     Bu başlık altında eğitim merkezlerinde okutulan dersler hakkında genel bilgiler, derslerin özellikleri, süreleri ve kursiyerlerin beklentileri gerçekleşip gerçekleşmemiş midir? gibi konularda elde edilen bulgulara yer verilmiştir.

     Eğitim merkezinde ilk 10 ay hazırlık sınıfında, sadece Arap dili ve grameri üzerinde yer alan dersler okutulur. Sarf ve Nahiv dersleri ile Arapça’yı pratik olarak konuşmaya yönelik Muhâdese dersleri verilir. Ayrıca Belâğat yani Beyân, Meâni dersleri okutulur. Altıncı aydan sonra alet ilimlerinin yanında Fıkıh, Tefsîr ve Hadîs ilimlerine başlangıç yapılır. Bu dönemin sonunda kursiyerler Arapça olarak takrir edilen dersleri anlayacak ve kendi isteklerini Arapça olarak anlatacak bir seviyeye gelirler. Hazırlık sınıfı sonuna kadar haftada 2 saat Kur’ân-ı Kerîm dersi okutulmaktadır.

     Kalan 20 aylık dönemde Tefsîr, Tefsîr Usûlü, Hadîs, Hadîs Usûlü, Fıkıh, Fıkıh Usûlü, Ferâiz ve Akâid gibi temel İslâmî ilimler üzerinde durulur. Bu dönemde dersler Arapça olarak takrir edilir, imtihanlar Arapça yapılır.

Eğitim Merkezi’ndeki derslerin daha önce İkinci Meşrûtiyet döneminde açılan, Medresü’l-Vâizîn, Medresetü’l-Eimme ve’l-Hutabâ, Medresetü’l-İrşâd ve Dârü’l-Hilâfeti’l-Aliyye medreselerinde okutulduğunu görmekteyiz.  (Bkz. Ek-H)

     Bu bölümde, eğitim merkezinde okutulan dersler hakkında kursiyerlerin görüşlerine yer verilmektedir. Kursiyerlere eğitim merkezinde görmüş oldukları dersler hakkında amaçların yeterince gerçekleyip gerçekleşmediğini öğrenmek, gerçekleşmediğini söyleyenler için bunları ifade etmelerini sağlamak için de anket formunda boş yer bırakılmıştır. Ayrıca bırakılan boş sayfaya da dilediklerini ve başka isteklerini yazmaları da istenmiştir.

     Şimdi eğitim merkezlerinde görülen dersleri ve bu dersler hakkında kursiyerlerin beklentilerine sırasıyla bakalım:

     C. Hazırlık Sınıfı Dersleri

10 ay süren hazırlık sınıfında aşağıdaki dersler verilmektedir:

1. Muhâdese

2. Sarf

3. Nahiv ve Kavâidü’l-İ’râb

4. Kur’ân-ı Kerîm

5. Edebî Metinler

6. Belâğat

Şimdi sırasıyla yukarıda yazılı olan hazırlık sınıfı dersleri hakkında bilgi verelim.

     1. Muhâdese

     Muhâdese veya mükaleme dersinde kursiyerlere Arapça konusunda dilini pratik olarak, derdini anlatabilecek şekilde öğretme uygulanmaktadır. Bu konuda hazırlanmış "El-Arabiyyetü Linnâşiîn" yani "Modern Arapça" okutulmaktadır. Cantaş Yayınları'nın yayınladığı "Kendi Kendine Modern Arapça Öğretimi" isminde 12 kitaplık bir ders kitabı okutulmaktadır. Bu kitap, Oxford, Cambridge gibi dil eğitimi konusunda uzman üniversitelerin geliştirdikleri tüm metotlar ve ülkemizde yaygın olarak bilinen "Karnel Lesson" ve "Access to English" metotlarının yanında diğer dillerin öğretiminde kullanılan metotlarla incelenerek Riyad Üniversitesi Arap Dili Enstitüsü tarafından hazırlanmıştır.

AMACI: İmam-Hatip Lisesi, İlahiyat Fakültesi gibi dini ilimleri tahsil eden öğrencilerin en büyük eksikliği olan pratik Arapça konusunda, kursiyerlere bilgi vermek, günlük hayatla ilgili olarak derdini, meramını anlatacak seviyede konuşma, anlama ve yazma kabiliyetini geliştirmektir. Özellikle, umre ve hac ziyaretlerinde Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kaliteli tercüman ihtiyacını karşılamak, hacılara yardımcı olmak amacıyla derslerin verilmesini sağlar.

Dersler karşılıklı konuşma, soru-cevap metotları ile işlenmekte, cümle kalıpları ezberletilmektedir. Günlük hayatta gerekli olan pratik konuşmalara özellikle yer verilmektedir.

     Kursiyerlere Muhâdese dersi hakkındaki beklentileri, amaçlanan hedefe ulaşıp ulaşmadığı konusunda sorulan soru ile ilgili cevaplar aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.

 

 

 

Tablo: 19:Muhâdese Dersinin Amaçları Gerçekleşiyor Mu?

     Tabloda görüldüğü üzere 15 kişi evet, Muhâdese dersinden beklentilerim gerçekleşiyor şeklinde % 23.80 oranında cevap vermişlerdir. Kısmen gerçekleşiyor şeklinde cevap verenlerin sayısı 38, oranı % 60.84'tür. Hayır şeklinde cevap verenlerin 9, oranı % 14.38'dir. 1 kişi de bu soruya cevap vermemiştir.

     Muhâdese dersinin amaçları gerçekleşiyor mu? şeklinde sorulan soru ile ilgili tablo incelendiği zaman 3/4'lük bir oranın "kısmen" ve "hayır" seçeneklerini işaretlediğini görmekteyiz.

     Bu durum Muhâdese dersinin gereği gibi amaçlarının gerçekleşmediğini göstermektedir. Bu cevaplar son derece düşündürücüdür.

     Beklentileri gerçekleşmeyenlerin sebepleri ve çözüm yolları ile teklifleri maddeler halinde şu şekildedir:

     a) Acilen bir dil laboratuarı kurulmalıdır. Öğretmenin değil, öğrencinin çok konuştuğu bir ders olmalıdır. Derste gerekli yerlerde Türkçe konuşmalı, geri kalan yerlerde hep Arapça konuşulmalıdır.

     b) Üç ay Arapça konuşulan bir ülkeye gidilse büyük çalışmalarla elde edilmeyen bilgiler, bu zaman içinde elde edilebilir.

     c) Hazırlık sınıfı Muhâdese dersi uygulamalı olarak Arapça konuşulan bir ülkede, dil enstitüsünde yapılabilirse çok iyi olur.

     d) Göze ve kulağa hitap eden, TV filmi, video, ses kaseti gibi teknik araç ve gereçlerin eğitim merkezlerinde yeterince olmaması, pratik konuşma olarak kursiyerleri etkilemektedir. Bu eksikliğin giderilmesi gerekir.

     e) Bir Arap ile konuşmak için, mektup arkadaşı sistemi geliştirmeli, kursiyerlerin devamlı Arapça konuşması mecbur edilmelidir.

     f) Muhâdese dersi modern teknikle öğretilmeli ve dil tazminatı alabilecek seviye verilmeli.

     g) İslâm Üniversiteleri arasında Arap Dili Enstitüsü tarafından yapılan dil öğretimi ile ilgili yayınlar takip edilmeli. Günlük aktüaliteye ağırlık verilmelidir.

     h) Arap öğretim görevlilerinden istifade edilmeli hatta Muhâdese dersinin hocası Arap olmalıdır.

     ı) İhtisas sınıflarında da öğrenilen pratik Arapça’yı unutmamak için haftada 2 saat ders devam ederse faydalı olur.

     Yukarıda sayılan maddeler ve benzeri maddeler amaçların gerçekleşmesi için teklif edilmiştir. Kitaptan okumak yerine, konuşmaya önem ve ağırlık verilmesi, bir dil laboratuarının kurulması, kursiyerlerin Arapça’yı konuşmaya mecbur edilmesi gerektiği yönünde görüşler yoğunlaşmaktadır.

Ders Kitabı: SİNİ, Mahmud İsmai: el-Arabiyyetü lin-Nâşiîn, I-XII, Kendi Kendine Modern Arapça, Gündoğdu Matbaası, Cantaş Yayınları, İstanbul, ts.

Muhdese dersinin konuları için Bkz. Ek-N

     2. Sarf

     Hazırlık sınıfı derslerinden biri de Sarf dersidir.

     Sarf: İstenilen manayı elde etmek için kelimenin aldığı şekillerden bahseden bilgi dalıdır.

     Sarf ilmi, kelimenin isim ve fiil çeşitleriyle meşgul olur. Bir kelimenin bir şekilden diğer şekle konmasına tasrif (çekim) denir. Fiillerin tasrifi maziden muzariye, ondan emre... nakille olur.[6]

     İsimlerin tasrifi ise, tesniye ve cem'e (çoğula), ismi tasğir ve ismi mensuba nakille olur.

AMACI: Başta Kur’ân-ı Kerim olmak üzere Tefsir, Hadis, Fıkıh gibi temel dini kaynaklara doğrudan başvurma, istenilen manayı elde etmek için kelimenin aldığı şekilleri çok iyi derecede öğretmeyi, anlamayı amaçlar. Sarf ilmi alet ilimlerindendir. Yani Araçanın başlangıcıdır. Bundan dolayı, hazırlık sınıfında kursiyerlere sarf bilgisini klâsik ve modern metinler aracılığıyla en ince ayrıntılarına kadar kavratmak benimsetmek amaçlanmaktadır.

     Eğitim merkezinde Sarf dersinde takip edilen kitaplar ise Emsile, Bina, Maksud  Izzî ve Avamil'dir. İlk aylarda Emsile üzerinde çok durulmaktadır. Özellikle illetli fiillerin çekimi üzerinde bol bol alıştırmalar yapılmakta, imtihanda da bir illetli fiil verip 24 sîga’ya uygulanması istenmekte, sarf ilminin pekişmesi böylece sağlanmaktadır.

     Kursiyerlere sarf dersinden beklentilerinin gerçekleşip gerçekleşmediği sorulmuştur. Bu soru ile ilgili alınan cevaplar aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.

Tablo: 20-a: Sarf Dersinin Amaçları Gerçekleşiyor Mu?

     Tablo incelendiği zaman Haseki Eğitim Merkezi kursiyerleri % 78.94 oranında evet gerçekleşiyor derken, Selçuk Eğitim Merkezi kursiyerleri de % 36 oranında Sarf dersinden beklentilerinin gerçekleştiğini ifade etmişlerdir.

     Kısmen gerçekleşiyor diyenlerin sayısı 18, oranı % 28.58'dir. Hayır gerçekleşmiyor diyenlerin sayısı 5, oranı ise, % 7.94'tür.

     Her iki eğitim merkezi kursiyerlerinin 3/5'i  Sarf dersinin amacına göre Arapça’nın temeli olan kelime bilgisini gereği gibi öğrendiklerini ifade etmişlerdir. 1 kişi de bu soruya cevap vermemiştir.

     Beklentileri gerçekleşmeyenler ise değişik cevaplar vermişlerdir. Maddeler halinde şöyle sıralayabiliriz:

     a) Sarf ile ilgili nazari bilgiler, kelime çekimleri ile ilgili olarak Kur’ân, hadîs veya Arapça eserler taranarak, uygulama yapılmak suretiyle desteklenmelidir.

     b) Medrese metodundan kurtarılmalıdır. Çekimden ziyade cümle kurma üzerinde durulmalı, örnekler verilmelidir. Kullanılmayan vezinler üzerinde fazla vakit kaybedilmemelidir.

     c) Dersler çok süratli işlendiğinden tam kavranılmadan geçiliyor. Sık sık tekrarlarla unutma fırsatı verilmemeli, çok uygulama yapılmalıdır.

     d) Kelimelerin kökü, anlamları hakkında bilgi ediniyoruz. Fakat sarf dersinin tamamının çekimlere dayalı olması dersi zorlaştırıyor.

     Kursiyerler, sarf dersinde sadece kelime üzerinde durulmayıp, örneklerle çoğaltılmasını, medrese metodundan vazgeçilmesini istemektedirler.

     Doç. Dr. İsmet ERSÖZ'ün vasıflı eleman yetiştirmek konusunda başında geçen bir olayı buraya aktarmak istiyorum:

  10 Mart 1988 tarîhinde Haseki Eğitim Merkezi'ni ziyaretimiz sırasında, öğretim elemanlarıyla yaptığımız değerlendirme toplantısında içlerinden birinin "Tesniye nedir?" diye soran öğrenciye şahit olduklarını söylemesi benim için unutamadığım acı bir hatıra olmuştur.

    Bunlar münferit vakalardır, üzerinde durulmaya değmez, bir çuval sağlam elemanın içinde bu kadar çürük olabilir, deyip geçiştiremeyiz. Diyânet İşleri Başkanlığı'nın sıkıntı çektiği konuların başında "vasıflı eleman bulmak" olduğunu söylersek ilgili ve yetkililerin ve pek de ağır olmadığını gördüğümüz müftülük-vâizlik imtihanlarında başarı oranının % 17'lerde seyretmesi bizleri düşündürmelidir. Dahası, imtihana girenlerden yedi sekizine sorulan "hadesten tahâretle necâsetten tahâreti" net bir şekilde ortaya koyamamaları tablodaki gölgenin koyuluk derecesini her halde ifade eder.

     Unutmayalım ki, yükseklerde uçmak için aşağılardan yükselmek şarttır.

    Acaba seviyenin yükseltilmesi ve durumun daha iyiye götürülmesi mümkün değil midir? Çareleri nelerdir?

    Başarılı ve istenilen bir eğitimle insanın bütün özelliklerinin tanınması, iyi ve kötüye olan eğilimlerin bilinerek dikkate alınması, ruh ve beden gelişmesine göre eğitimin yapılması mümkündür.

     Eğitim insan faktörüne dayanır. Her iki ucunda da insan vardır. Bir tarafta eğiten hoca, diğer tarafta da eğitilen öğrenci. Bunların birbirlerine ulaşmalarını sağlayan unsur da plan ve programdır. Demek oluyor ki eğitimin yarıdan fazlası insandır. Kanaatimizce başarılı bir eğitim, yetişmiş ve yetiştirilmesini bilen hocaya bağlıdır. Mihrabı dolduracak imam, kürsüde cemaati doyuracak ve yönlendirecek vâiz, makamını her yönüyle temsil edecek müftü, hocanın rahle-i tedrisinden yetişecektir.[7]

Ders Kitabı: Kitabü’s- Sarf, Furkan Kitabevi, İstanbul, ts. HIFZİ, Huseyn: Emsile-i Cedîd, Enes Kitabevi, İstanbul, ts.

Sarf dersinin konuları için Bkz. Ek-N

     3. Nahiv ve Kavâidü'l İ'râb

     a. Nahiv

     AMACI: Nahiv,  Kelimelerin cümle içinde içindeki vazifelerini ve bu vazifelere göre sonlarının aldığı durumu (i'rabi) öğreten bilim dalıdır Cümle içinde bulunan söz parçaları mebni (sonu değişmeyen) ve mu'rab (sonu değişen) olmak üzere ikiye ayrılır. Nahivcilerin ortaya koyduğu kaideler bize mu'rab olan kelimelerin sonlarının durumunu bize öğretir.[8]

   Kursiyerlere Nahiv dersi ile ilgili beklentileri sorulmuştur. Bu soru ile ilgili alınan cevaplar aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.

Tablo: 20-b: Nahiv Dersinin Amaçları Gerçekleşiyor Mu?

      Yukarıdaki tablo incelendiği zaman, Nahiv dersinden beklentilerim gerçekleşiyor şeklinde cevap verenlerin sayısı 35, oranı % 55.55'tir. Kısmen gerçekleşiyor diyenlerin sayısı 18, oranı % 28.58, hayır gerçekleşmiyor şeklinde cevap verenlerin sayısı 4, oranı ise % 6.34'tür. Bu soruya 6 kişi cevap vermemiştir. Oranı %  9.53'tür.

     Beklentileri gerçekleşmeyenler ise değişik cevaplar vermişlerdir. Maddeler halinde şöyle sıralayabiliriz:

     a) Ders kitabı olarak okutulan Katrü'n-Nedâ'nın seviyesi yüksek. Daha seviyeli ve kullanımı kolay, planlı bir ders kitabı takip edilebilir.

     b) Dersler okunup geçilmemeli, örneklere ve uygulamalara önem verilmelidir.

     c) İlk üç ayda en basitten alarak temel eğitim verilmelidir. İkinci üç ay ise onun üzerine bina edilerek genişletilmelidir.

     d) Nahiv bir bütündür. Katrü'n-Nedâ kitabının okutulmasına karşıyım. Katrü'n-Nedâ bir ders kitabı değildir. Ders, geniş olarak diğer kitaplardan da özellikle günümüze hitap eden Nahiv kitaplarından faydalanılarak işlenmelidir.

     Yukarıda yer alan öneriler de dikkate alındığında, ders kitabı olarak okutulan  İbn-i Hişâm'ın Katrü'n-Nedâ adlı kitabı kursiyerlere ağır gelmektedir. Zaten İbn-i Hişâm kitabı yazdıktan sonra, daha iyi anlaşılması için aynı kitabın bir de şerhini yazmıştır. Arap dilinin felsefesini yapmaktadır. Bu kitabın ilk anda okutulması derse olan ilgiyi azaltmakta, dersi zorlaştırmaktadır. Ezbere fazla gidilmemesi ve kursiyerlere sık sık tatbikat yaptırılarak kaidelerin unutulmasını fırsat verilmemelidir.

b) Kavâidü’l-İ’râb

     Nahiv dersinde okutulan ikinci bir kitap da Kavâidü’l-İ’râb adlı eserdir.. İbn-i Hişâm'ın Kavâidü’l-İ’râb isimli küçük bir kitapçığı ders kitabı olarak okutulmaktadır.

AMACI: Nahiv dersi ile irtibatlı olarak, kâide olarak geçen ifadelerin, toplu halde, misâlleriyle bir arada okumak, Arapça’nın inceliklerine vâkıf olmayı amaçlamaktadır.

     Kursiyerlere bu dersten beklentilerinin gerçekleşip gerçekleşmediği sorulmuş, alınan cevaplar aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.

 

Tablo: 21:Kavâidü’l-İ’râb Dersinin Amaçları Gerçekleşiyor Mu?

     Yukarıdaki tablo incelendiği zaman evet şeklinde cevap verenlerin sayısı 24, oranı % 38.10 olarak ortaya çıkmaktadır. Kısmen gerçekleşiyor diyenlerin sayısı 18, oranı % 28.58"dir. Hayır gerçekleşmiyor diyenlerin sayısı 12, oranı % 19.04'tür. Bu soruyu cevaplamayanların sayısı 9, oranı % 14.28'dir.

Bu oran da Kavâidü’l-İ’râb dersinden kursiyerlerin iyi bir şekilde istifâde ettiğini göstermektedir.

     Beklentilerimiz gerçekleşmiyor diyenler ise, bunun gerçekleşmeyiş nedenlerini maddeler halinde söyle sıralamaktadırlar.

     a) Kısa ve öz olarak Arapça kaideler en kolay yoldan öğretildikten sonra bu kitapçık okunmalıdır.

     b) Hazırlık sınıfında bu kitap Nahivle beraber okutulmalı, ihtisas sınıfına sarkmamalıdır.

     c) Bu ders, sabah ilk saatlerde okutulmalı, kesinlikle öğleden sonraya bırakılmamalıdır.

     d) Dersler işlenirken, Nahiv dersinin konuları ile ilgili bir yer geldiği zaman açıklamak, ayet ve hadîslerden şahitler getirerek konuyu işlemek daha kalıcı olacaktır.

   Kavâidü’l-İ’râb dersi, i’râb kâidelerini topluca bir arada okuma, misalleri ile birlikte çok iyi anlama imkânı vermiştir. Temel olarak bu kâideler iyi öğrenildiğinde, ihtisas sınıfında okunacak olan Tefsîr, Hadîs, Fıkıh ve Akâid derslerini anlamak daha kolay olacaktır.

Ders Kitabı: İBN HİŞAM, Ebî  Muhammed Abdullah Cemâlüddîn el-Ensârî: Şerhu Katrü’n-Nedâ ve Bellü’s-Sadâ, Fatih Enes Kitabevi, İstanbul, ts; İBN HİŞAM, Kavâidü’l-İ’râb.

Nahiv  ve Kavâidü’l-İ’râb dersinin konuları için Bkz. Ek-N

     4. Kur’ân-ı Kerîm

     Hazırlık sınıfında okutulan derslerden biri de Kur’ân-ı Kerîm'dir. Kursiyerlere İmam-Hatip Lisesi ve İlâhiyat Fakültesi'nde gördüğü ezberlerin tekrarı yanında, tecvid ve aşere hakkında kısa bir bilgi verilir. Haftada 2 saat olarak hazırlık sınıfı boyunca derste yüzüne ve ezber olmak üzere imtihan olurlar.

AMACI: İhtisas Eğitim Merkezlerinin açılış amacı, özellikle Kur’ân-ı Kerim başta olmak üzere Tefsir, Hadis ve Fıkıh gibi temel dini kaynaklara doğrudan başvurma yeteneğini sağlamaktır. Bundan dolayı Kur’ân-ı Kerim’in gerek kıraati ve gerekse manası üzerinde (Meâl-Tefsir) kursiyerlere gerekli bilgileri vermek, İmam-Hatip ve Müezzin-Kayyın imtihanlarında Kur’ân-ı Kerim kıraati, ezberleri ve tecvidi sorulacağından çok amaçlı bir ders olarak okutulmaktadır.

     Kursiyerlere, Kur’ân-ı Kerîm dersi hakkında beklentilerinin gerçekleşip gerçekleşmediği sorulmuştur. Buna göre alınan cevaplar aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.

Tablo: 22: Kur’ân-ı Kerîm Dersininin Amaçları

Gerçekleşiyor Mu?

      Tabloda görüldüğü gibi evet gerçekleşiyor şeklinde cevap verenlerin sayısı 28, oranı % 44. 44'tür. Kısmen gerçekleşiyor diye cevap verenlerin sayısı 24, oranı % 38.10'dur. Hayır gerçekleşmiyor şeklinde cevap verenlerin sayısı 7, oranı % 11.11'dir. Ankete 4 kişi de cevap vermemiştir.

     Beklentilerimiz gerçekleşmiyor diye cevap verenlerin beklentilerini maddeler halinde şöyle sıralayabiliriz:

     a) Kur’ân-ı Kerîm dersi kurs boyunca bütün sınıflarda okutulmalıdır. Uygulamaya ağırlık verilmelidir ve daha fazla pratik yaptırılmalıdır. Bu daha faydalı olacaktır.

     b) Yüzüne ve ezbere daha ağırlık verilmelidir. Cezerî metnini okuyup tercüme etmeye gerek yoktur. Zaman kaybı oluyor.

     c) Kur’ân-ı Kerîm dersinde, ta'limle birlikte makam ve usül yönünden ders verilmeli, en azından belirli makamlara göre 10-15 aşr-ı şerif ezberletilmelidir.

     Kur’ân-ı Kerîm dersi bir din görevlisinin müftü,  vâiz, veya imam hangi görevde olursa olsun çok iyi bilmesi ve okuması gereken bir derstir. Bundan dolayı özellikle yüzüne ve ezbere ağırlık verilmeli, tecvîd, ta'lîm ve biraz da makam üzerinde durulmalıdır.

    Bu arada konunun önemine binaen Kur’ân öğretiminde başarıyı artıracak esaslar üzerinde durmak yerinde olacaktır.

      Kur’ân-ı Kerîm dersleri genel olarak yüzünden okuma, bazı surelerin ezberlenmesi, tecvid kurallarını öğrenme ve kıraat ilmi gibi bölümlerden meydana gelmektedir. Bu unsurlardan oluşan Kur’ân dersinin öğretiminde etkili olacak ve başarıyı müsbet yönde artıracak başlıca esasları da şöyle sıralayabiliriz:

     a) Önce kursiyerlerin seviyesi tesbit edilmelidir. Bu başarının temel esasıdır.

     b) Hangi seviyede çalışma yapılırsa yapılsın, öğretmen okunması gereken yeri birkaç defa okumalıdır. Aynı zamanda bunu kendi telaffuzu ile tekrar tekrar okumalıdır.

     c) Her kursiyerin önünde Kur’ân-ı Kerîm bulunmalı ve öğretmenin okuduğu yerler ayniyle takip edilmelidir. Bu arada öğretmen okurken, bazı küçük hatalar yaparak bunların bulunmasını isteyebilir. Bu durum, kursiyerleri daha dikkatli dinlemeye sevk edecektir. Program gereğince öğretmen, zamanın müsaadesi ölçüsünde kursiyerleri tek tek dinleyerek hangi noktalarda hata yaptıklarını tesbit etmeli, tutmuş olduğu bir cetvele bunları geçirmelidir. Sonraki düzeltmelerde bunları da dikkate alıp, aynı hataları yapmamak için gayret sarf edilmelidir.

     d) Sesli ve görüntülü yayın araçlarından yani, teyp, radyo, video ve benzeri vasıtalardan faydalanarak, ehil okuyucuların kıraatları zaman zaman kursiyerlere dinlettirilmelidir. Değişik kişi ve seslerden dinlenilen Kur’ân'ın kursiyerlere ayrı bir okuma şevki vereceği açıktır. Ancak bu konu da rastgele değil, güzel okuyuculardan örnekler seçilmelidir.

     Bir hidayet rehberi olan Kur’ân-ı Kerîm'i her müslüman öğrenmekle mükelleftir. Bunun için, Kur’ân-ı Kerîm öğretimine, gerek İmam-Hatip Liselerinde, gerek İlâhiyat Fakültelerinde, gerekse ihtisas kurslarında bugünkünden daha fazla önem verilmesine ihtiyaç vardır.[9]

Ders Kitabı: Kur’ân-ı Kerim

     5. Edebi Metinler

     Kursiyerler sarf, Nahiv ve Muhâdese derslerinin dışında, bunlara bağlı olarak edebi metinler adında bir ders daha okumaktadırlar. Okutulan metinler zaman zaman sarf ve Nahiv yönünden incelenmekte ve tercüme teknikleri üzerinde durulmaktadır.

     Edebi metinler dersinde Hayrettin KARAMAN ve Bekir TOPALOĞLU'nun İmam-Hatip Liseleri için hazırladığı kitap okutulmaktadır.[10]

AMACI. Hazırlık sınıfında Muhâdese, Sarf ve Nahiv dersleri iyice öğretildikten sonra, Edebi Metinler okutulmaktadır. Amacı, gerek nesir, gerekse şiirleri okuyup, anlayabilmek, Sarf ve Nahiv kâidelerini uygulayabilmektir. Özellikle eski metinlerden sonra, modern metinleri günümüzde kullanılan kelimelerin, cümlelerin öğretilmesi daha faydalı olacaktır. Dergi, gazete okuyabilmek, okuduğunu anlayabilmek bu dersin temel gayelerindendir.

     Kursiyerlere bu dersten beklentilerinin gerçekleşip gerçekleşmediği aşağıdaki tabloda görebiliriz.

Tablo: 23: Edebi Metinler Dersinin Amaçları Gerçekleşiyor Mu?

   

      Tabloda görüldüğü gibi, evet diyenler 1/4'lük bir orandadır. Kısmen gerçekleşiyor diyenler 2/4'lük bir oranda, hayır gerçekleşmiyor diyenler ise 1/4'lük bir orandadır. Bu soruya 8 kişi de cevap vermemiştir.

     Beklentilerimiz gerçekleşmiyor diyenlerin cevaplarını maddeler halinde şöyle sıralayabiliriz:

     a) Daha önceki yıllarda okutulanların tekrarı olduğundan ilgi biraz azalıyor. Gereksiz görüyorum. Kursiyerlere tercüme tekniği öğretilmelidir.

     b) İmam-Hatip Lisesi'nde okuduğumuz metinleri İlâhiyat Fakültesi'nde de okuduk. Şimdi de burada okuyoruz. Başka metinlerin okunmasından yanayım. Mesela, aktüel ve modern metinlere ağırlık verilmelidir.

     c) Sadece öğretmen değil, kursiyerler de edebi metinleri derste okuyarak, üzerinde tercüme tekniği uygulanmalıdır.

     Görüldüğü gibi edebi metinler dersinin devam etmesini isteyenler ortak görüş olarak, ders kitabının değiştirilmesi üzerinde ittifak etmişlerdir. Yeni yazılmış modern Arapça’yı da içeren ve aktüel olan metinleri okumak hem derse olan ilgiyi artıracak hem de yeni kelime hazinesinin artmasına vesile olacaktır.

   Ders Kitabı: KARAMAN, Hayrettin- TOPALOĞLU,  İmam-Hatip Liseleri İçin Eski Metinler Kitabı, Anda Dağıtım,  İstanbul, l985..

  Edebi Metinler dersinin konuları için Bkz. Ek-N

     6. Belâğat

     Arap dilinin inceliklerini, sanatlarını içeren beyan, bedii ve meani bölümlerinden oluşan belâğat ilmi son derece öneme haiz bir ilim dalıdır.

     Belâğat dersinde Ali el-CARİM ve Mustafa EMİN'in yazdığı "Belâğat'ül-Vâdıha" isimli kitap okutulmaktadır.

   AMACI: Edebi sanatlar, öncelikle bir metin veya şiir verilerek onun manası anlaşılmaya çalışmak, daha sonra kâideleri öğretmek ve alıştırmalar yaparak belâğat dersini kavratmaktır. Arap dilinin inceliklerini, sanatlarını kursiyerlere öğretmeyi hedeflemektedir.

     Kursiyerlere bu dersten beklentilerinin gerçekleşip gerçekleşmediği sorulmuş ve alınan cevaplar aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.

Tablo: 24: Belâğat Dersinin Amaçları Gerçekleşiyor Mu?

      

     Tabloda görüldüğü gibi, 2/4'lük oranda bu soruya cevap verilmemiştir. 1/4'lük bir oran ise kısmen gerçekleştiğini belirtmiştir. % 7.93'lük bir oranda evet gerçekleşiyor denirken, % 12.70'lik oranda ise hayır gerçekleşmiyor şeklinde cevap verilmiştir.

     2/'lük bir oranda cevap verilmeyişinin nedeni, anketler dağıtıldığı esnada, hazırlık sınıfın kursiyerleri bu dersi okumaya başlamamıştı. Bu yüzden okumadıkları bir ders hakkında kanaatlerini ifade etmemişlerdir.

     Beklentilerimiz gerçekleşmiyor diyenlerin cevaplarını maddeler halinde şöyle sıralayabiliriz:

     a) Özel ilgi ile alakalı bir derstir. Bu alanda özel gayreti olanlar için faydalıdır.

     b) Bu ders hazırlık sınıfının başından itibaren okutulmalı ve hazırlık sınıfının sonunda bitirilmelidir.

     c) Bu ders ağır ağır okutulmalı ve daha uzun sürede unutulmaması için tedbirler alınmalıdır.

     d) Belâğat dersinde okutulan konular, yeri geldiğinde diğer derslerde de tatbikata geçirilip hatırlatma yapılmalıdır.

     Ders Kitabı: CARİMİ, Ali, EMİN, Mustafa: el-Belâğatü’l-Vâdıha, el-Beyân,  el-Meânî ve’l-Bediî, el-Mektebetü’l-İslâmiyye, İstanbul, Dârü’l-Meârif, Mısır, 1959.

    Belâğat dersi konuları için Bkz. Ek-N

     D. İhtisas Sınıfı Dersleri

 10 ay hazırlık sınıfında yukarıda isimleri ve açıklamaları geçen temel dersler okutulduktan sonra, artık İslâmi ilimleri okumak ve anlamak için de 20 ay süre kurs verilmektedir.

İhtisas sınıfında aşağıdaki dersler okutulmaktadır:

1. Tefsir                   2. Tefsir Usulü

3. Hadis                   4. Hadis Usulü

            5. Fıkıh                     6. Fıkıh Usulü

Şimdi ihtisas sınıflarında okutulan dersler hakkında bilgi verelim:.

     1. Tefsîr

     Tefsîr ilmi: Kur’ân lafızlarının telaffuz şeklinden, delalet ettikleri manalardan, yalnız başına ve cümle içinde kullanıldıklarında kelimelerden çıkan hükümlerden ve cümle içinde kullanıldıklarında delalet ettikleri manalar ile bunları tamamlayan diğer hususlardan bahseden bir ilimdir.[11] Kısacası Kur’ân'ı açıklamak, aklın kabul edebileceği bir manayı ortaya çıkarmaktır.

AMACI: Kur’ân-ı Kerim’i daha iyi anlamayı, tefsir alanında yazılmış olan temel eserlere doğrudan başvurma yeteneğini sağlamak, tefsir ilminin inceliklerini öğrenmeyi amaçlamaktadır.

     Bilindiği gibi tefsîr ilmi, usül ve metin olmak üzere iki bölümden oluşmaktadır. Tefsîrleri ve müfessirlerin metotlarını tanımak, bu kaynak eserlere ulaşmak için kursiyerlere değişik tefsîrler okutulmaktadır.

     Nesefî, Beydâvi, İbn-i Kesîr, Keşşâf, Kurtûbî, Saffetü't-Tefâsîr, Ravâiül-Beyân Ayâtil-Ahkâm Minel Kur'ân vb.. tefsîrler okutulmaktadır. Bu tefsîrlerden sureler, öğretmenler tarafından seçilmekle beraber, kursiyerler de zaman zaman sure tesbiti yapmaktadır.

Kur’ân-ı Kerim’den  Ahzâb, Nisâ, Nûr, Hucurât, Gâşiye, Kıyâmet, gibi sureler yukarıda yazılı bulunan tefsirlerden okunarak, müfessirlerin tefsirdeki değişik metotlarını tanıma imkânı da elde edilmiştir.

     Kursiyerlere bu dersten beklentilerinin gerçekleşip gerçekleşmediği sorulmuş, alınan cevaplar aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.

Tablo: 25: Tefsîr Dersinin Amaçları Gerçekleşiyor Mu?

   

     Yukarıdaki tabloda beklentilerim gerçekleşiyor diye cevap verenlerin sayısı 8, oranı, % 12.70, kısmen gerçekleşiyor şeklinde cevap verenlerin sayısı 14, oranı % 22.22, hayır gerçekleşmiyor diye cevap verenlerin sayısı 6, oranı % 9.52'dir.

     Tabloda dikkati çeken 2/4'lük bir oranda bu soruya cevap verilmemiş olmasıdır. Ankete cevap verenler incelendiğinde bu oranın yüksek olmasının sebebi, bu dersi okuyan kursiyerlerin az, ankete katılan hazırlık sınıfı kursiyerlerinin bu dersi okumadıklarından kaynaklanmaktadır.

     1/4'lük bir oran beklentilerin gerçekleşmediğini belirterek, nedenlerini açıklamışlardır. Maddeler halinde incelersek:

      a) Okuduğumuz bazı tefsîrler çok eski yıllarda yazılmış. Bizlerin pratikte anlatacağımız çağdaş tefsîrleri okusak daha iyi olur.

     b) Tefsîr dersinde modern metinlere müracaat edilmeli. İslâm karşıtlarının özellikle saldırdığı konularda geniş bilgi tefsîrlerden okutulmalı veya bu konuda kursiyerlere bilgi verilmelidir.

     c) Ders esnasında sanatlar üzerinde yeterince durulmalıdır.

     d) Kur’ân baştan sona bir tefsîrden okunmalıdır.

     Görüldüğü gibi, yaklaşık 7-8 adet tefsîrden değişik sureler okunmaktadır. Böylece kursiyerlerin bu tefsîrleri tanıması sağlanmıştır. Kursiyerler, özellikle son dönemde yazılmış tefsîrleri merak etmekte ve programda o tefsîrlerin de okutulmasını istemektedir.

      Aslında eğitim merkezi kütüphanelerinden bu konuda çok geniş bir şekilde istifade etmek mümkündür. Tefsîr dersini okutan öğretmenin başkanlığında, bütün tefsîrlerden belirli ayetlerin veya surelerin tefsîrleri fotokopi yoluyla çoğaltılarak kursiyerlere verilmelidir. Böylece tüm tefsîrlerden istifade etmek  mümkün olacaktır.

Ders Kitapları: KURTUBİ, Ebû Abdillah Muhammed el-Ensâri el-Kurtûbî, Dârü’l-Fikr, el-Câmiul Ahkâmi’l-Kur’ân, 1. Baskı, I- XXII, Beyrut-Lübnan, 1987; KEŞŞAF, Ebî Kâsım Cârullah Mahmûd b. Ömer ez-Zemahşerî el-Hazvînî, An Hakâikı’t-Tenzîl ve Uyûnu’l-Ekâvîl fi Vücûdi’t-Te’vîl, Dârü’l-Ma’rifet, I-III, Beyrut-Lübnan, ts.; İBN KESİR, Ebu’l-Fidâ İsmail b. Kesîr el-Kuraşî ed-Dımeşkî, Tefsiru’l-Kur’ân’il Azîm, Dârü’l-Kalem, I-IV, 2. Baskı, Beyrut-Lübnan, ts.; BEYDAVİ, Muhammed b. Muslihiddin Mustafa el-Hanefî, Tefsiru’l-Kadı Beydâvi Hâşiyetü Şeyhzâde, İhlâs Vakfı Yayınları, Hakikat Kitabevi, I-IV, İstanbul, l991; en-NESEFİ, el-İmam el-Celilü’l-Allâme Ebi’l-Berekât Abdullah b. Ahmed b. Mahmud en-Nesefî, Tefsiru’n-Nesefî, Edâ Neşriyat, I-IV, İstanbul, 1991; SABUNİ, eş-Şeyh Muhammed Ali: Saffetü’t-Tefâsîr, Dârü’l-Kalem, 5. Baskı,  I-III, Beyrut, ts; Revâiu’l-Beyân Tefsiru Ayati’l-Ahkam Mine’l-Kur’ân, I-II, Dersaadet Yayınları, ts.

     2. Tefsîr Usûlü

     Tefsîr usûlü aslında vasıta durumunda olan bir ilim dalıdır. Tefsîr Tarîhi ve Tabakâtü'l Müfessirîn konuları da Usûl-ü Tefsîr’in konuları içinde mütalâa edilmektedir.

     Eğitim merkezinde kursiyerlere ZEHEBİ'nin te'lif ettiği "et-Tefsîr ve'l-Müfessirûn" adlı eserin muhtasarı okutulmaktadır. Asıl kitap hacimli olduğu için özetin okunmasında fayda görülmektedir

AMACI: Kur’ân-ı Kerim’i daha iyi anlayabilmek için, Tefsir ilminde usûl bilgisine şiddetle ihtiyaç vardır. Nâsih- mensûh, muhkem-müteşâbih, mekkî-medenî sûre ve âyetler, Kur’ân’ın temel kavramlarını öğrenmek için Tefsir Usûlü ve Tarihinin öğretilmesi amaçlanmaktadır. Peygamberimiz, ashabı, tabiin zamanındaki tefsir faaliyetleri ile birlikte değişik mezheplerin tefsirleri hakkında bilgi verilmektedir.

     Kursiyerlere bu dersten beklentilerinin gerçekleşip gerçekleşmediği sorulmuştur. Evet diyenlerin sayısı 6, oranı % 15, kısmen şeklinde cevap verenlerin sayısı 10, oranı % 25'tir. Hayır diye cevap veren olmamıştır. Fakat bu ders anket yapıldığında hazırlık sınıfı öğrencileri fazla olduğu için bu dersi daha okumamışlardı. Bundan dolayı 24 kişi cevap vermemiştir. Oranı ise % 60'tır.

     Başka belirtiniz, şeklindeki bölüme iki kursiyer cevap yazmıştır. İki madde halinde şöyle sıralayabiliriz

     a) Tefsîr usûlü yeterince okutulmalıdır.

     b) Tefsîr usûlü dersinde modern metinlere müracaat edilmelidir. İslâm karşıtlarının özellikle saldırdığı konularda geniş bilgi verilmeli, İslâm dünyasında yapılan tefsîr çalışmaları ve tefsîr hakkında konferanslar tertip etmelidir.  

     Görülüyor ki, % 60 oranında kursiyer bu dersi görmediği için, tatmin edici bir sonuca ulaşmak mümkün olmamıştır.

Ders Kitabı: BİLALİ, Abdülhamid: el-Muhtasaru’l- Masûn min eKitâb et-Tefsir ve’l-Müfessirûn, 1. Baskı, Kuveyt, 1985. ZEHEBİ, Muhammed Hüseyin: et-Tefsîr ve’l-Müfessirûn,  Matbaatü’l-Medenî, Mektebetü Vehbe, 6. Baskı, Kahire, Mısır, 1995.

Tefsir Usûlü dersi konuları için Bkz. Ek-N

     3. Hadîs

    AMACI: İslâm'ın Kur’ân'dan sonra ikinci kaynağı Peygamber (S.A.V.) Efendimiz'in hadîs-i şerifleridir. Masâdır-ı Asliyye ve masâdır-ı gayri asliyye olarak ikiye ayrılan hadis kaynaklarını kursiyerlere tanıtmayı amaçlamaktadır. Kütüb-ü Tis’a olarak bilinen Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesâi, İbn-i Mâce, Ahmed İbn Hanbel, Dârimî, Muvattâ gibi asıl kaynaklara doğrudan başvurma melekesini sağlamaktadır.

 Eğitim merkezinde kursiyerlere hadîs dersinde, ders kitabı olarak Ebu Davud'un Sünen'i okutulmaktadır. Ebu Davud'un Sünen'i, sünen tarzında yazılan ilk eser olma şerefine sahiptir.

     Ebu Davud, Sünen'in hadîslerini seçerken, ahkam hadîsleriyle yetinmiştir. Öncelikle fıkha ve dolayısıyla metne ağırlık verir.[12] Zaten bundan dolayı hem hadîs hem de fıkıh açısından faydalı olur düşüncesiyle okutulmaktadır

Ebu Davud’un Sünen’i üzerine yazılmış 5 şerh vardır. Bu şerhlerin adları ve şârihleri aşağıya çıkarılmıştır:

1. Meâlimü’s-Sünen: Ebu Süleyman el-Hattâbî

2.Avnu’l-Ma’bûd Şerhu Sünen-i Ebî Davud: Ebu’t-Tayyib Muhammed Şemsü’l-Hak el-Azîmâbûdî.

3. el-Menhelü’l-Azbi’l-Mevrûd Şerhu Sünen-i Ebî Davud: Mahmud Muhammed Hattâb es-Sübkî.

4. Mirkâtü’s-Suûd ilâ Sünen-i Ebî Davud: Suyûti’nin şerhidir.

5. Bezlü’l-Mechûd fî Halli Ebî Davud: Bu şerh Hanefî mezhebini esas alır. Halil Ahmed es Sehâranfûrî (v.1346/1927) te’lif etmiştir. Muhammed Zekeriyya el- Kandehlevî tâlikte bulunmuştur. 20 cilttir. Matbûdur.[13]

Kursiyerlere, Ebu Davud'un Bezlü'l Mechûd, Avni'l Ma'bûd, el-Menhel gibi şerhlerinden bazı bölümleri okutulmaktadır. Fakat ağırlık Bezlü'l Mechûd adlı şerhtedir. Dersler zaman zaman kütüphanede işlenerek hadîs külliyatının yakından tanınması sağlanmaktadır. Zekat konusunda Yusuf el-KARDAVİ'nin "Fıkhü'z-Zekât" kitabından bazı bölümler okutulmaktadır..

     Kursiyerlere, hadîs dersi ile ilgili olarak beklentilerinin gerçekleşip gerçekleşmediği, dersin amacına ulaşıp ulaşmadığı konusunda bir soru yöneltilmiş, alınan cevaplar aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.

 

Tablo: 26: Hadîs Dersinin Amaçları Gerçekleşiyor Mu?

  

     Yukarıdaki tabloda görüldüğü gibi evet diyenlerin sayısı 19, oranı % 30.15'tir. Kısmen şeklinde cevap verenlerin sayısı  9, oranı % 14.30'dir. Hayır diye cevap veren yoktur. Fakat cevap vermeyenlerin sayısı 35, oranı % 55.55'tir. Yani 1/2 oranında bu soruya cevap verilmemiştir.

     Beklentilerimiz gerçekleşmiyor şeklinde cevap verenlerin söylediklerini maddeler halinde şöyle sıralayabiliriz:

    a) Sadece Ebu Davud'un Sünen'inin okutulması yanlış. Kitap yok, fotokopi çektiriyoruz, pahalıya mal oluyor.

     b) Günümüzde geçerliliğini kaybeden konular yerine fıkhi olarak müftülere en çok sorulan sorular ile ilgili hadîsler araştırılıp derste gündeme daha faydalı olur.

     c) Hadîs ve hadîs usûlü dersinde modern metinlere müracaat edilmelidir.

     d) Kütüb-ü Sitte'nin hatta Kütüb-ü Tis'a'nın bazı bölümleri fotokopi çektirilerek okutulmalı ve kursiyerlere tanıtılmalıdır.

     Görüldüğü gibi, hadîs dersinden beklentileri gerçekleşmeyenlerin oranı yüksektir. Fakat sadece Ebu Davud'un Sünen'i değil, Kütüb-ü Sitte'nin hepsinde birer bab okutulmasında fayda vardır. Yani hadîs deyince aklımıza sadece Ebu Davud gelmemeli. Buhari ve Müslim gibi hadîs kitaplarını da okumak gereklidir.

Ders Kitabı: SEHARANFURİ, eş-Şeyh Halil Ahmed, Ta’lik: Muhammed Zekeriyya b. Yahya el-Kandehlevî, Bezlü’l-Mechûd fî Halli Ebî Davud, Dârü’t-Türâs, 1. Baskı, I-XX, Kahire, 1988; KARDAVİ, Yusuf: Fıkhü’z-Zekât, Müesseseti Risâle, 11. Baskı, Beyrut, 1993.

Hadis dersinin konuları için Bkz. Ek-N

     4. Hadîs Usûlü

     Hadîs usûlü dersinde kursiyerlere, BEYKUNİ’nin yazdığı ve Abdullah SİRACÜDDİN'in "Şerhu el-Manzumeti'l-Beykûniyye fî mustalahi'l-hadîs" adlı eseri okutulmaktadır.

AMACI: Sahih, hasen, zayıf, merfu', maktu', mürsel gibi hadîs ıstılahları hakkında bilgi vermek ve bunun yanında hadîs tahricini de kursiyerlere öğretmektir.

Ders kitabı olarak Dr. Mahmud TAHHAN’ın "Usûlü Tahrîc ve Dirâsetü'l Esânîd" adlı eseri okutulmaktadır.

     Kursiyerlere, zaman zaman hadîs öğretmeni tarafından ödev verilmekte, hadîslerin râvisi ve metni verildikten sonra kütübü tis'a içinde bulması istenmektedir. Bu uygulama çok verimli olmaktadır.

     Kursiyerlere, bu ders hakkında beklentilerinin gerçekleşip gerçekleşmediği sorulmuştur. Evet diyenlerin sayısı 18, oranı % 36'dır. Kısmen gerçekleşiyor diyenlerin sayısı 8, oranı % 16'dır. Hayır diyenlerin sayısı 2,