ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
EĞİTİM PROGRAMLARI
İLE İLGİLİ BULGULAR
Bu bölümde,
araştırmanın amaçları göz önünde tutularak ankette yer alan Haseki ve
Selçuk Eğitim Merkezi İhtisas Kursları'nın hazırlık ve ihtisas sınıfı
ders programlarının eğitim-öğretim programlarına ilişkin bulgular (amaç,
muhteva, süreçler ve değerlendirme) anket elemanlarına göre
tablolaştırılmış ve yorumlanmıştır. Elde edilen bulgular şu başlıklar
halinde ayrıntılı olarak incelenmiştir:
1. AMAÇLARLA
İLGİLİ BULGULAR
Yüksek din
öğretiminde hedefler ve bunları gerçekleştirmek için hangi öğretim
durumlarının meydana getirilmiş olduğu, bazı bakımlardan üzerinde
durulmaya değer bir konudur.
Her türlü eğitim faaliyetlerinde, ne
elde edilmek istediğimizin açık bir şekilde belirlenmesinin, ilk adımı
teşkil etmesi gerektiği şüphesizdir. Çünkü ne aradığını bilmeyen, ne
yapması gerektiğini bilemez. Kişinin davranışlarında istenilir
değişiklik meydana getirme süreci
olarak yapılan eğitimin yaygın tarifinde -görüldüğü gibi- hedef,
vazgeçilmez bir unsur olarak bulunmaktadır.
Öğretimde "amaç" dediğimiz unsur, bir
bakıma müfredatların ve ders programlarının tanziminde ilk hareket
noktasıdır. Amaç belirlendikten sonra, onu temin edecek derslerin
seçimi, okutuluş biçimi, uygulamaları ve diğer hususlar üzerinde
durulmaktadır. Programlar şüphesiz iyi amaçlarlarla gerçekleşir. İyi
ders seçimi için ilk hareket noktası budur. Yalnız programın da ağırlığı
mahduttur. Programı hiç olarak görmeyi, onu formalite olarak telakkiyi
uygun bulmadığımız gibi, başarının ana ilkesi olarak kabul etmeyi de
mahzurlu bulmaktayız. Çünkü program sihirli bir anahtar değildir.
3 Kasım 1994
tarîhinde yürürlüğe giren Diyânet İşleri Başkanlığı Hizmet İçi Eğitim
Yönetmeliği'nin 1. maddesinde yönetmeliğin amacı şöyle belirtilmiştir:
Madde 1: Bu
yönetmeliğin amacı, Başkanlık teşkilatında görevli personelin
yetiştirilmelerini sağlamak, verimliliğini artırmak ve daha ileri
görevlere hazırlamak amacıyla uygulanacak hizmet içi eğitimin
hedeflerini, ilkelerini, planlama esaslarını ve değerlendirme usûllerini
tesbit etmektir. (Bkz. Ek-A)
Diyânet İşleri
Başkanlığı Din Eğitimi Dairesi Başkanlığı'nın düzenlediği İhtisasa
Yönelik Hizmet İçi Eğitim Kursu'na eleman seçilmesi ile ilgili yapılan
duyuruda bu kursun amaçları şu şekilde ifade edilmektedir:
"Başkanlığımız
personelinin mesleki bakımdan daha iyi yetişmelerini sağlamak, hizmette
verimliliklerini artırmak, daha üst görevlere, özellikle Müftülük
görevlerine hazırlamak gayesiyle İstanbul Haseki ve Konya Selçuk Eğitim
Merkezlerinde en çok 30 ay süreli (şartlara göre bu süre Başkanlığımızca
kısaltılabilecektir) Tefsîr, Hadîs ve Fıkıh konularında ihtisasa yönelik
"Hizmet İçi Eğitim Kursları" düzenlenecektir.
Söz konusu
kursların ilk bölümü hazırlık, diğer bölümü ise ihtisas kursu olacaktır.
İhtisas kursuna, hazırlık kursunu başarı ile bitirenler
katılabilecektir.
Sözü edilen
kurslara alınacaklar, Başkanlıkta Kurân-ı Kerîm, Arapça ve Genel
Kültür'den mülakat yoluyla seçilecektir." (Bkz. Ek-B)
Hizmet İçi
Eğitim Yönetmeliği ve İhtisas Kurslarına Eleman Seçilmesi ile ilgili
yapılan duyuruda genel amaçlar belirtilmiş, ders olarak da Tefsîr, Hadîs
ve Fıkıh ismi zikredilmiştir.
Bundan dolayı
anket elemanlarına hazırlık ve ihtisas sınıfında okutulan dersler ile
ilgili olarak, eğitim ve öğretimin amaçları, derslerden elde edilen
bilgilerin kursiyerlere göre değerlendirilmesi ile ilgili bulgular
başlıca şu özet başlıklar altında verilmiştir:
1. Tefsîr, Hadîs
ve Fıkıh gibi temel dini kaynaklara doğrudan başvurma yeteneğini elde
etmek amacı gerçekleşmiş midir? Bu derslerden beklentileri nelerdir ve
bunları elde etmiş midir?
2. Öğretmenlerin
girdikleri derslere göre, derslerinin amaçları ve derslerde önem
verdikleri, ağırlıkla üzerinde durduğu konular nelerdir?
3. Dini
konularda toplumun ihtiyacına cevap verecek nitelikte mütehassıs
elemanlar, yüksek din alimleri yetiştirmeye bu eğitim merkezlerinin ders
programları yeterli midir?
4. Kursiyerler
30 ay süren bu kursların amaçlarına uygun olarak yetiştirilmekte midir?
5. Ders
programları ve işlenen konular kursiyerlerin seviyelerine uygun olarak
hazırlanmakta mıdır?
6. Hazırlık ve
ihtisas sınıfı dersleri ile ilgili öğretmen, kursiyer ve mezûnların
görüşleri
7. İhtisas
kursu dersleri öğretiminin ayrıntılı amaçları ile ilgili bulgular.
A. Haftalık Ders
Programları İle İlgili Bulgular
Her eğitim
kurumunda olduğu gibi ihtisas eğitim merkezlerinde de belirli programlar
çerçevesinde hazırlanan ders programları vardır.
Bir dersin verimli bir tarzda takdimi ve
öğrencilerin bundan azami derecede istifadelerinin sağlanabilmesi için,
konuların planlı ve programlı olarak işlenmesine ihtiyaç vardır.
Eğitim ve öğretim işi de programlı
olarak yapılması gereken önemli bir iştir. Çünkü programların ideal
olarak benimsedikleri eğitim hedeflerine ulaşabilmeleri, bu alandaki
çalışmaları belli programlara uygun olarak sürdürmelerine bağlıdır.
Haseki ve Selçuk
Eğitim Merkezlerinde genel olarak üçer aylık dönemler halinde haftalık
ders programları hazırlanmaktadır. Bu programlar incelendiğinde peş peşe
2 veya 3 saat aynı dersin konulduğu görülecektir. (Bkz. Ek: F)
Kursiyerlere,
hazırlanan haftalık ders programlarından memnun olup olmadıkları
sorulmuştur. Bu soru ile ilgili tablo aşağıya çıkarılmıştır:
Tablo: 18: Haftalık
Ders Programlarından Memnun Musunuz?

Tablo 17
incelendiği zaman 20 kişinin haftalık ders programlarından memnun
oldukları görülmektedir. Oranı % 31.75'tir. 32 kişi kısmen memnun
olduklarını beyan etmişler, oranı % 50.80'dir. 10 kişi de memnun
olmadıkları şeklinde cevap vermişlerdir. Oranı % 15.87'dir. 1 kişi de bu
soruyu cevapsız bırakmıştır.
Kursiyerlerden
"kısmen" ve "hayır" seçeneğini belirtenleri dikkate alınırsa 2/3'lik bir
oranda olumsuz cevapla karşı karşıya kalınmaktadır. Kursiyerlerin bu
soruya "kısmen ve "hayır" seçeneğini işaretlemeleri olumsuz cevap
vermesi şeklinde anlaşılıp, düşündürücü bulunmuştur.
Haftalık ders
programında, aynı derslerin üst üste konması, ders ne kadar iyi
anlatılırsa anlatılsın kursiyerler tarafından sıkıcı bulunmaktadır.
Ayrıca kursiyerin ihtiyacına göre değil, öğretmene göre ders programı
yapıldığından faydalı olmamaktadır.
Derslerin üç
saat peş peşe konması, kursiyerleri olumsuz yönde etkilemektedir. En
fazla ikişer saat olması gerekmektedir.
B. Hazırlık ve
İhtisas Sınıfı Dersleri İle İlgili Bulgular
Bu başlık
altında eğitim merkezlerinde okutulan dersler hakkında genel bilgiler,
derslerin özellikleri, süreleri ve kursiyerlerin beklentileri
gerçekleşip gerçekleşmemiş midir? gibi konularda elde edilen bulgulara
yer verilmiştir.
Eğitim
merkezinde ilk 10 ay hazırlık sınıfında, sadece Arap dili ve grameri
üzerinde yer alan dersler okutulur. Sarf ve Nahiv dersleri ile Arapçayı
pratik olarak konuşmaya yönelik Muhâdese dersleri verilir. Ayrıca
Belâğat yani Beyân, Meâni dersleri okutulur. Altıncı aydan sonra alet
ilimlerinin yanında Fıkıh, Tefsîr ve Hadîs ilimlerine başlangıç yapılır.
Bu dönemin sonunda kursiyerler Arapça olarak takrir edilen dersleri
anlayacak ve kendi isteklerini Arapça olarak anlatacak bir seviyeye
gelirler. Hazırlık sınıfı sonuna kadar haftada 2 saat Kurân-ı Kerîm
dersi okutulmaktadır.
Kalan 20 aylık
dönemde Tefsîr, Tefsîr Usûlü, Hadîs, Hadîs Usûlü, Fıkıh, Fıkıh Usûlü,
Ferâiz ve Akâid gibi temel İslâmî ilimler üzerinde durulur. Bu dönemde
dersler Arapça olarak takrir edilir, imtihanlar Arapça yapılır.
Eğitim Merkezindeki
derslerin daha önce İkinci Meşrûtiyet döneminde açılan,
Medresül-Vâizîn, Medresetül-Eimme vel-Hutabâ, Medresetül-İrşâd ve
Dârül-Hilâfetil-Aliyye medreselerinde okutulduğunu görmekteyiz. (Bkz.
Ek-H)
Bu bölümde,
eğitim merkezinde okutulan dersler hakkında kursiyerlerin görüşlerine
yer verilmektedir. Kursiyerlere eğitim merkezinde görmüş oldukları
dersler hakkında amaçların yeterince gerçekleyip gerçekleşmediğini
öğrenmek, gerçekleşmediğini söyleyenler için bunları ifade etmelerini
sağlamak için de anket formunda boş yer bırakılmıştır. Ayrıca bırakılan
boş sayfaya da dilediklerini ve başka isteklerini yazmaları da
istenmiştir.
Şimdi eğitim
merkezlerinde görülen dersleri ve bu dersler hakkında kursiyerlerin
beklentilerine sırasıyla bakalım:
C. Hazırlık
Sınıfı Dersleri
10 ay süren hazırlık
sınıfında aşağıdaki dersler verilmektedir:
1. Muhâdese
2. Sarf
3. Nahiv ve
Kavâidül-İrâb
4. Kurân-ı Kerîm
5. Edebî Metinler
6. Belâğat
Şimdi sırasıyla
yukarıda yazılı olan hazırlık sınıfı dersleri hakkında bilgi verelim.
1. Muhâdese
Muhâdese veya
mükaleme dersinde kursiyerlere Arapça konusunda dilini pratik olarak,
derdini anlatabilecek şekilde öğretme uygulanmaktadır. Bu konuda
hazırlanmış "El-Arabiyyetü Linnâşiîn" yani "Modern Arapça"
okutulmaktadır. Cantaş Yayınları'nın yayınladığı "Kendi Kendine Modern
Arapça Öğretimi" isminde 12 kitaplık bir ders kitabı okutulmaktadır. Bu
kitap, Oxford, Cambridge gibi dil eğitimi konusunda uzman
üniversitelerin geliştirdikleri tüm metotlar ve ülkemizde yaygın olarak
bilinen "Karnel Lesson" ve "Access to English" metotlarının yanında
diğer dillerin öğretiminde kullanılan metotlarla incelenerek Riyad
Üniversitesi Arap Dili Enstitüsü tarafından hazırlanmıştır.
AMACI: İmam-Hatip
Lisesi, İlahiyat Fakültesi gibi dini ilimleri tahsil eden öğrencilerin
en büyük eksikliği olan pratik Arapça konusunda, kursiyerlere bilgi
vermek, günlük hayatla ilgili olarak derdini, meramını anlatacak
seviyede konuşma, anlama ve yazma kabiliyetini geliştirmektir.
Özellikle, umre ve hac ziyaretlerinde Diyanet İşleri Başkanlığının
kaliteli tercüman ihtiyacını karşılamak, hacılara yardımcı olmak
amacıyla derslerin verilmesini sağlar.
Dersler karşılıklı
konuşma, soru-cevap metotları ile işlenmekte, cümle kalıpları
ezberletilmektedir. Günlük hayatta gerekli olan pratik konuşmalara
özellikle yer verilmektedir.
Kursiyerlere
Muhâdese dersi hakkındaki beklentileri, amaçlanan hedefe ulaşıp
ulaşmadığı konusunda sorulan soru ile ilgili cevaplar aşağıdaki tabloda
gösterilmiştir.
Tablo: 19:Muhâdese
Dersinin Amaçları Gerçekleşiyor Mu?

Tabloda
görüldüğü üzere 15 kişi evet, Muhâdese dersinden beklentilerim
gerçekleşiyor şeklinde % 23.80 oranında cevap vermişlerdir. Kısmen
gerçekleşiyor şeklinde cevap verenlerin sayısı 38, oranı % 60.84'tür.
Hayır şeklinde cevap verenlerin 9, oranı % 14.38'dir. 1 kişi de bu
soruya cevap vermemiştir.
Muhâdese
dersinin amaçları gerçekleşiyor mu? şeklinde sorulan soru ile ilgili
tablo incelendiği zaman 3/4'lük bir oranın "kısmen" ve "hayır"
seçeneklerini işaretlediğini görmekteyiz.
Bu durum
Muhâdese dersinin gereği gibi amaçlarının gerçekleşmediğini
göstermektedir. Bu cevaplar son derece düşündürücüdür.
Beklentileri
gerçekleşmeyenlerin sebepleri ve çözüm yolları ile teklifleri maddeler
halinde şu şekildedir:
a) Acilen bir
dil laboratuarı kurulmalıdır. Öğretmenin değil, öğrencinin çok konuştuğu
bir ders olmalıdır. Derste gerekli yerlerde Türkçe konuşmalı, geri kalan
yerlerde hep Arapça konuşulmalıdır.
b) Üç ay Arapça
konuşulan bir ülkeye gidilse büyük çalışmalarla elde edilmeyen bilgiler,
bu zaman içinde elde edilebilir.
c) Hazırlık
sınıfı Muhâdese dersi uygulamalı olarak Arapça konuşulan bir ülkede, dil
enstitüsünde yapılabilirse çok iyi olur.
d) Göze ve
kulağa hitap eden, TV filmi, video, ses kaseti gibi teknik araç ve
gereçlerin eğitim merkezlerinde yeterince olmaması, pratik konuşma
olarak kursiyerleri etkilemektedir. Bu eksikliğin giderilmesi gerekir.
e) Bir Arap ile
konuşmak için, mektup arkadaşı sistemi geliştirmeli, kursiyerlerin
devamlı Arapça konuşması mecbur edilmelidir.
f) Muhâdese
dersi modern teknikle öğretilmeli ve dil tazminatı alabilecek seviye
verilmeli.
g) İslâm
Üniversiteleri arasında Arap Dili Enstitüsü tarafından yapılan dil
öğretimi ile ilgili yayınlar takip edilmeli. Günlük aktüaliteye ağırlık
verilmelidir.
h) Arap öğretim
görevlilerinden istifade edilmeli hatta Muhâdese dersinin hocası Arap
olmalıdır.
ı) İhtisas
sınıflarında da öğrenilen pratik Arapçayı unutmamak için haftada 2 saat
ders devam ederse faydalı olur.
Yukarıda sayılan
maddeler ve benzeri maddeler amaçların gerçekleşmesi için teklif
edilmiştir. Kitaptan okumak yerine, konuşmaya önem ve ağırlık verilmesi,
bir dil laboratuarının kurulması, kursiyerlerin Arapçayı konuşmaya
mecbur edilmesi gerektiği yönünde görüşler yoğunlaşmaktadır.
Ders Kitabı: SİNİ,
Mahmud İsmai: el-Arabiyyetü lin-Nâşiîn, I-XII, Kendi Kendine
Modern Arapça, Gündoğdu Matbaası, Cantaş Yayınları, İstanbul, ts.
Muhdese dersinin
konuları için Bkz. Ek-N
2. Sarf
Hazırlık sınıfı
derslerinden biri de Sarf dersidir.
Sarf: İstenilen
manayı elde etmek için kelimenin aldığı şekillerden bahseden bilgi
dalıdır.
Sarf ilmi, kelimenin isim ve fiil
çeşitleriyle meşgul olur. Bir kelimenin bir şekilden diğer şekle
konmasına tasrif (çekim) denir. Fiillerin tasrifi maziden muzariye,
ondan emre... nakille olur.
İsimlerin
tasrifi ise, tesniye ve cem'e (çoğula), ismi tasğir ve ismi mensuba
nakille olur.
AMACI: Başta Kurân-ı
Kerim olmak üzere Tefsir, Hadis, Fıkıh gibi temel dini kaynaklara
doğrudan başvurma, istenilen manayı elde etmek için kelimenin aldığı
şekilleri çok iyi derecede öğretmeyi, anlamayı amaçlar. Sarf ilmi alet
ilimlerindendir. Yani Araçanın başlangıcıdır. Bundan dolayı, hazırlık
sınıfında kursiyerlere sarf bilgisini klâsik ve modern metinler
aracılığıyla en ince ayrıntılarına kadar kavratmak benimsetmek
amaçlanmaktadır.
Eğitim
merkezinde Sarf dersinde takip edilen kitaplar ise Emsile, Bina, Maksud
Izzî ve Avamil'dir. İlk aylarda Emsile üzerinde çok durulmaktadır.
Özellikle illetli fiillerin çekimi üzerinde bol bol alıştırmalar
yapılmakta, imtihanda da bir illetli fiil verip 24 sîgaya uygulanması
istenmekte, sarf ilminin pekişmesi böylece sağlanmaktadır.
Kursiyerlere
sarf dersinden beklentilerinin gerçekleşip gerçekleşmediği sorulmuştur.
Bu soru ile ilgili alınan cevaplar aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.
Tablo: 20-a: Sarf
Dersinin Amaçları Gerçekleşiyor Mu?

Tablo
incelendiği zaman Haseki Eğitim Merkezi kursiyerleri % 78.94 oranında
evet gerçekleşiyor derken, Selçuk Eğitim Merkezi kursiyerleri de % 36
oranında Sarf dersinden beklentilerinin gerçekleştiğini ifade
etmişlerdir.
Kısmen
gerçekleşiyor diyenlerin sayısı 18, oranı % 28.58'dir. Hayır
gerçekleşmiyor diyenlerin sayısı 5, oranı ise, % 7.94'tür.
Her iki eğitim
merkezi kursiyerlerinin 3/5'i Sarf dersinin amacına göre Arapçanın
temeli olan kelime bilgisini gereği gibi öğrendiklerini ifade
etmişlerdir. 1 kişi de bu soruya cevap vermemiştir.
Beklentileri
gerçekleşmeyenler ise değişik cevaplar vermişlerdir. Maddeler halinde
şöyle sıralayabiliriz:
a) Sarf ile
ilgili nazari bilgiler, kelime çekimleri ile ilgili olarak Kurân, hadîs
veya Arapça eserler taranarak, uygulama yapılmak suretiyle
desteklenmelidir.
b) Medrese
metodundan kurtarılmalıdır. Çekimden ziyade cümle kurma üzerinde
durulmalı, örnekler verilmelidir. Kullanılmayan vezinler üzerinde fazla
vakit kaybedilmemelidir.
c) Dersler çok
süratli işlendiğinden tam kavranılmadan geçiliyor. Sık sık tekrarlarla
unutma fırsatı verilmemeli, çok uygulama yapılmalıdır.
d) Kelimelerin
kökü, anlamları hakkında bilgi ediniyoruz. Fakat sarf dersinin tamamının
çekimlere dayalı olması dersi zorlaştırıyor.
Kursiyerler,
sarf dersinde sadece kelime üzerinde durulmayıp, örneklerle
çoğaltılmasını, medrese metodundan vazgeçilmesini istemektedirler.
Doç. Dr. İsmet
ERSÖZ'ün vasıflı eleman yetiştirmek konusunda başında geçen bir olayı
buraya aktarmak istiyorum:
10 Mart 1988
tarîhinde Haseki Eğitim Merkezi'ni ziyaretimiz sırasında, öğretim
elemanlarıyla yaptığımız değerlendirme toplantısında içlerinden birinin
"Tesniye nedir?" diye soran öğrenciye şahit olduklarını söylemesi benim
için unutamadığım acı bir hatıra olmuştur.
Bunlar münferit
vakalardır, üzerinde durulmaya değmez, bir çuval sağlam elemanın içinde
bu kadar çürük olabilir, deyip geçiştiremeyiz. Diyânet İşleri
Başkanlığı'nın sıkıntı çektiği konuların başında "vasıflı eleman bulmak"
olduğunu söylersek ilgili ve yetkililerin ve pek de ağır olmadığını
gördüğümüz müftülük-vâizlik imtihanlarında başarı oranının % 17'lerde
seyretmesi bizleri düşündürmelidir. Dahası, imtihana girenlerden yedi
sekizine sorulan "hadesten tahâretle necâsetten tahâreti" net bir
şekilde ortaya koyamamaları tablodaki gölgenin koyuluk derecesini her
halde ifade eder.
Unutmayalım ki,
yükseklerde uçmak için aşağılardan yükselmek şarttır.
Acaba seviyenin
yükseltilmesi ve durumun daha iyiye götürülmesi mümkün değil midir?
Çareleri nelerdir?
Başarılı ve
istenilen bir eğitimle insanın bütün özelliklerinin tanınması, iyi ve
kötüye olan eğilimlerin bilinerek dikkate alınması, ruh ve beden
gelişmesine göre eğitimin yapılması mümkündür.
Eğitim insan faktörüne dayanır. Her iki
ucunda da insan vardır. Bir tarafta eğiten hoca, diğer tarafta da
eğitilen öğrenci. Bunların birbirlerine ulaşmalarını sağlayan unsur da
plan ve programdır. Demek oluyor ki eğitimin yarıdan fazlası insandır.
Kanaatimizce başarılı bir eğitim, yetişmiş ve yetiştirilmesini bilen
hocaya bağlıdır. Mihrabı dolduracak imam, kürsüde cemaati doyuracak ve
yönlendirecek vâiz, makamını her yönüyle temsil edecek müftü, hocanın
rahle-i tedrisinden yetişecektir.
Ders Kitabı:
Kitabüs- Sarf, Furkan Kitabevi, İstanbul, ts. HIFZİ, Huseyn:
Emsile-i Cedîd, Enes Kitabevi, İstanbul, ts.
Sarf dersinin
konuları için Bkz. Ek-N
3. Nahiv ve
Kavâidü'l İ'râb
a. Nahiv
AMACI: Nahiv, Kelimelerin cümle
içinde içindeki vazifelerini ve bu vazifelere göre sonlarının aldığı
durumu (i'rabi) öğreten bilim dalıdır Cümle içinde bulunan söz parçaları
mebni (sonu değişmeyen) ve mu'rab (sonu değişen) olmak üzere ikiye
ayrılır. Nahivcilerin ortaya koyduğu kaideler bize mu'rab olan
kelimelerin sonlarının durumunu bize öğretir.
Kursiyerlere Nahiv
dersi ile ilgili beklentileri sorulmuştur. Bu soru ile ilgili alınan
cevaplar aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.
Tablo: 20-b: Nahiv
Dersinin Amaçları Gerçekleşiyor Mu?

Yukarıdaki tablo
incelendiği zaman, Nahiv dersinden beklentilerim gerçekleşiyor şeklinde
cevap verenlerin sayısı 35, oranı % 55.55'tir. Kısmen gerçekleşiyor
diyenlerin sayısı 18, oranı % 28.58, hayır gerçekleşmiyor şeklinde cevap
verenlerin sayısı 4, oranı ise % 6.34'tür. Bu soruya 6 kişi cevap
vermemiştir. Oranı % 9.53'tür.
Beklentileri
gerçekleşmeyenler ise değişik cevaplar vermişlerdir. Maddeler halinde
şöyle sıralayabiliriz:
a) Ders kitabı
olarak okutulan Katrü'n-Nedâ'nın seviyesi yüksek. Daha seviyeli ve
kullanımı kolay, planlı bir ders kitabı takip edilebilir.
b) Dersler
okunup geçilmemeli, örneklere ve uygulamalara önem verilmelidir.
c) İlk üç ayda
en basitten alarak temel eğitim verilmelidir. İkinci üç ay ise onun
üzerine bina edilerek genişletilmelidir.
d) Nahiv bir
bütündür. Katrü'n-Nedâ kitabının okutulmasına karşıyım. Katrü'n-Nedâ bir
ders kitabı değildir. Ders, geniş olarak diğer kitaplardan da özellikle
günümüze hitap eden Nahiv kitaplarından faydalanılarak işlenmelidir.
Yukarıda yer
alan öneriler de dikkate alındığında, ders kitabı olarak okutulan İbn-i
Hişâm'ın Katrü'n-Nedâ adlı kitabı kursiyerlere ağır gelmektedir. Zaten
İbn-i Hişâm kitabı yazdıktan sonra, daha iyi anlaşılması için aynı
kitabın bir de şerhini yazmıştır. Arap dilinin felsefesini yapmaktadır.
Bu kitabın ilk anda okutulması derse olan ilgiyi azaltmakta, dersi
zorlaştırmaktadır. Ezbere fazla gidilmemesi ve kursiyerlere sık sık
tatbikat yaptırılarak kaidelerin unutulmasını fırsat verilmemelidir.
b) Kavâidül-İrâb
Nahiv dersinde
okutulan ikinci bir kitap da Kavâidül-İrâb adlı eserdir.. İbn-i
Hişâm'ın Kavâidül-İrâb isimli küçük bir kitapçığı ders kitabı olarak
okutulmaktadır.
AMACI: Nahiv dersi
ile irtibatlı olarak, kâide olarak geçen ifadelerin, toplu halde,
misâlleriyle bir arada okumak, Arapçanın inceliklerine vâkıf olmayı
amaçlamaktadır.
Kursiyerlere bu
dersten beklentilerinin gerçekleşip gerçekleşmediği sorulmuş, alınan
cevaplar aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.
Tablo:
21:Kavâidül-İrâb Dersinin Amaçları Gerçekleşiyor Mu?

Yukarıdaki tablo
incelendiği zaman evet şeklinde cevap verenlerin sayısı 24, oranı %
38.10 olarak ortaya çıkmaktadır. Kısmen gerçekleşiyor diyenlerin sayısı
18, oranı % 28.58"dir. Hayır gerçekleşmiyor diyenlerin sayısı 12, oranı
% 19.04'tür. Bu soruyu cevaplamayanların sayısı 9, oranı % 14.28'dir.
Bu oran da
Kavâidül-İrâb dersinden kursiyerlerin iyi bir şekilde istifâde
ettiğini göstermektedir.
Beklentilerimiz
gerçekleşmiyor diyenler ise, bunun gerçekleşmeyiş nedenlerini maddeler
halinde söyle sıralamaktadırlar.
a) Kısa ve öz
olarak Arapça kaideler en kolay yoldan öğretildikten sonra bu kitapçık
okunmalıdır.
b) Hazırlık
sınıfında bu kitap Nahivle beraber okutulmalı, ihtisas sınıfına
sarkmamalıdır.
c) Bu ders,
sabah ilk saatlerde okutulmalı, kesinlikle öğleden sonraya
bırakılmamalıdır.
d) Dersler
işlenirken, Nahiv dersinin konuları ile ilgili bir yer geldiği zaman
açıklamak, ayet ve hadîslerden şahitler getirerek konuyu işlemek daha
kalıcı olacaktır.
Kavâidül-İrâb
dersi, irâb kâidelerini topluca bir arada okuma, misalleri ile birlikte
çok iyi anlama imkânı vermiştir. Temel olarak bu kâideler iyi
öğrenildiğinde, ihtisas sınıfında okunacak olan Tefsîr, Hadîs, Fıkıh ve
Akâid derslerini anlamak daha kolay olacaktır.
Ders Kitabı: İBN
HİŞAM, Ebî Muhammed Abdullah Cemâlüddîn el-Ensârî: Şerhu
Katrün-Nedâ ve Bellüs-Sadâ, Fatih Enes Kitabevi, İstanbul, ts; İBN
HİŞAM, Kavâidül-İrâb.
Nahiv ve
Kavâidül-İrâb dersinin konuları için Bkz. Ek-N
4. Kurân-ı
Kerîm
Hazırlık
sınıfında okutulan derslerden biri de Kurân-ı Kerîm'dir. Kursiyerlere
İmam-Hatip Lisesi ve İlâhiyat Fakültesi'nde gördüğü ezberlerin tekrarı
yanında, tecvid ve aşere hakkında kısa bir bilgi verilir. Haftada 2 saat
olarak hazırlık sınıfı boyunca derste yüzüne ve ezber olmak üzere
imtihan olurlar.
AMACI: İhtisas Eğitim
Merkezlerinin açılış amacı, özellikle Kurân-ı Kerim başta olmak üzere
Tefsir, Hadis ve Fıkıh gibi temel dini kaynaklara doğrudan başvurma
yeteneğini sağlamaktır. Bundan dolayı Kurân-ı Kerimin gerek kıraati ve
gerekse manası üzerinde (Meâl-Tefsir) kursiyerlere gerekli bilgileri
vermek, İmam-Hatip ve Müezzin-Kayyın imtihanlarında Kurân-ı Kerim
kıraati, ezberleri ve tecvidi sorulacağından çok amaçlı bir ders olarak
okutulmaktadır.
Kursiyerlere,
Kurân-ı Kerîm dersi hakkında beklentilerinin gerçekleşip
gerçekleşmediği sorulmuştur. Buna göre alınan cevaplar aşağıdaki tabloda
gösterilmiştir.
Tablo: 22: Kurân-ı
Kerîm Dersininin Amaçları
Gerçekleşiyor Mu?

Tabloda
görüldüğü gibi evet gerçekleşiyor şeklinde cevap verenlerin sayısı 28,
oranı % 44. 44'tür. Kısmen gerçekleşiyor diye cevap verenlerin sayısı
24, oranı % 38.10'dur. Hayır gerçekleşmiyor şeklinde cevap verenlerin
sayısı 7, oranı % 11.11'dir. Ankete 4 kişi de cevap vermemiştir.
Beklentilerimiz
gerçekleşmiyor diye cevap verenlerin beklentilerini maddeler halinde
şöyle sıralayabiliriz:
a) Kurân-ı
Kerîm dersi kurs boyunca bütün sınıflarda okutulmalıdır. Uygulamaya
ağırlık verilmelidir ve daha fazla pratik yaptırılmalıdır. Bu daha
faydalı olacaktır.
b) Yüzüne ve
ezbere daha ağırlık verilmelidir. Cezerî metnini okuyup tercüme etmeye
gerek yoktur. Zaman kaybı oluyor.
c) Kurân-ı
Kerîm dersinde, ta'limle birlikte makam ve usül yönünden ders verilmeli,
en azından belirli makamlara göre 10-15 aşr-ı şerif ezberletilmelidir.
Kurân-ı Kerîm
dersi bir din görevlisinin müftü, vâiz, veya imam hangi görevde olursa
olsun çok iyi bilmesi ve okuması gereken bir derstir. Bundan dolayı
özellikle yüzüne ve ezbere ağırlık verilmeli, tecvîd, ta'lîm ve biraz da
makam üzerinde durulmalıdır.
Bu arada konunun
önemine binaen Kurân öğretiminde başarıyı artıracak esaslar üzerinde
durmak yerinde olacaktır.
Kurân-ı Kerîm
dersleri genel olarak yüzünden okuma, bazı surelerin ezberlenmesi,
tecvid kurallarını öğrenme ve kıraat ilmi gibi bölümlerden meydana
gelmektedir. Bu unsurlardan oluşan Kurân dersinin öğretiminde etkili
olacak ve başarıyı müsbet yönde artıracak başlıca esasları da şöyle
sıralayabiliriz:
a) Önce
kursiyerlerin seviyesi tesbit edilmelidir. Bu başarının temel esasıdır.
b) Hangi
seviyede çalışma yapılırsa yapılsın, öğretmen okunması gereken yeri
birkaç defa okumalıdır. Aynı zamanda bunu kendi telaffuzu ile tekrar
tekrar okumalıdır.
c) Her
kursiyerin önünde Kurân-ı Kerîm bulunmalı ve öğretmenin okuduğu yerler
ayniyle takip edilmelidir. Bu arada öğretmen okurken, bazı küçük hatalar
yaparak bunların bulunmasını isteyebilir. Bu durum, kursiyerleri daha
dikkatli dinlemeye sevk edecektir. Program gereğince öğretmen, zamanın
müsaadesi ölçüsünde kursiyerleri tek tek dinleyerek hangi noktalarda
hata yaptıklarını tesbit etmeli, tutmuş olduğu bir cetvele bunları
geçirmelidir. Sonraki düzeltmelerde bunları da dikkate alıp, aynı
hataları yapmamak için gayret sarf edilmelidir.
d) Sesli ve
görüntülü yayın araçlarından yani, teyp, radyo, video ve benzeri
vasıtalardan faydalanarak, ehil okuyucuların kıraatları zaman zaman
kursiyerlere dinlettirilmelidir. Değişik kişi ve seslerden dinlenilen
Kurân'ın kursiyerlere ayrı bir okuma şevki vereceği açıktır. Ancak bu
konu da rastgele değil, güzel okuyuculardan örnekler seçilmelidir.
Bir hidayet rehberi olan Kurân-ı
Kerîm'i her müslüman öğrenmekle mükelleftir. Bunun için, Kurân-ı Kerîm
öğretimine, gerek İmam-Hatip Liselerinde, gerek İlâhiyat Fakültelerinde,
gerekse ihtisas kurslarında bugünkünden daha fazla önem verilmesine
ihtiyaç vardır.
Ders Kitabı:
Kurân-ı Kerim
5. Edebi
Metinler
Kursiyerler
sarf, Nahiv ve Muhâdese derslerinin dışında, bunlara bağlı olarak edebi
metinler adında bir ders daha okumaktadırlar. Okutulan metinler zaman
zaman sarf ve Nahiv yönünden incelenmekte ve tercüme teknikleri üzerinde
durulmaktadır.
Edebi metinler dersinde Hayrettin
KARAMAN ve Bekir TOPALOĞLU'nun İmam-Hatip Liseleri için hazırladığı
kitap okutulmaktadır.
AMACI. Hazırlık
sınıfında Muhâdese, Sarf ve Nahiv dersleri iyice öğretildikten sonra,
Edebi Metinler okutulmaktadır. Amacı, gerek nesir, gerekse şiirleri
okuyup, anlayabilmek, Sarf ve Nahiv kâidelerini uygulayabilmektir.
Özellikle eski metinlerden sonra, modern metinleri günümüzde kullanılan
kelimelerin, cümlelerin öğretilmesi daha faydalı olacaktır. Dergi,
gazete okuyabilmek, okuduğunu anlayabilmek bu dersin temel
gayelerindendir.
Kursiyerlere bu
dersten beklentilerinin gerçekleşip gerçekleşmediği aşağıdaki tabloda
görebiliriz.
Tablo: 23: Edebi
Metinler Dersinin Amaçları Gerçekleşiyor Mu?

Tabloda görüldüğü gibi, evet diyenler 1/4'lük bir orandadır. Kısmen
gerçekleşiyor diyenler 2/4'lük bir oranda, hayır gerçekleşmiyor diyenler
ise 1/4'lük bir orandadır. Bu soruya 8 kişi de cevap vermemiştir.
Beklentilerimiz
gerçekleşmiyor diyenlerin cevaplarını maddeler halinde şöyle
sıralayabiliriz:
a) Daha önceki
yıllarda okutulanların tekrarı olduğundan ilgi biraz azalıyor. Gereksiz
görüyorum. Kursiyerlere tercüme tekniği öğretilmelidir.
b) İmam-Hatip
Lisesi'nde okuduğumuz metinleri İlâhiyat Fakültesi'nde de okuduk. Şimdi
de burada okuyoruz. Başka metinlerin okunmasından yanayım. Mesela,
aktüel ve modern metinlere ağırlık verilmelidir.
c) Sadece
öğretmen değil, kursiyerler de edebi metinleri derste okuyarak, üzerinde
tercüme tekniği uygulanmalıdır.
Görüldüğü gibi
edebi metinler dersinin devam etmesini isteyenler ortak görüş olarak,
ders kitabının değiştirilmesi üzerinde ittifak etmişlerdir. Yeni
yazılmış modern Arapçayı da içeren ve aktüel olan metinleri okumak hem
derse olan ilgiyi artıracak hem de yeni kelime hazinesinin artmasına
vesile olacaktır.
Ders Kitabı:
KARAMAN, Hayrettin- TOPALOĞLU, İmam-Hatip Liseleri İçin Eski
Metinler Kitabı, Anda Dağıtım, İstanbul, l985..
Edebi Metinler
dersinin konuları için Bkz. Ek-N
6. Belâğat
Arap dilinin
inceliklerini, sanatlarını içeren beyan, bedii ve meani bölümlerinden
oluşan belâğat ilmi son derece öneme haiz bir ilim dalıdır.
Belâğat dersinde
Ali el-CARİM ve Mustafa EMİN'in yazdığı "Belâğat'ül-Vâdıha" isimli kitap
okutulmaktadır.
AMACI: Edebi
sanatlar, öncelikle bir metin veya şiir verilerek onun manası
anlaşılmaya çalışmak, daha sonra kâideleri öğretmek ve alıştırmalar
yaparak belâğat dersini kavratmaktır. Arap dilinin inceliklerini,
sanatlarını kursiyerlere öğretmeyi hedeflemektedir.
Kursiyerlere bu
dersten beklentilerinin gerçekleşip gerçekleşmediği sorulmuş ve alınan
cevaplar aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.
Tablo: 24: Belâğat
Dersinin Amaçları Gerçekleşiyor Mu?
Tabloda görüldüğü gibi, 2/4'lük oranda bu soruya cevap verilmemiştir.
1/4'lük bir oran ise kısmen gerçekleştiğini belirtmiştir. % 7.93'lük bir
oranda evet gerçekleşiyor denirken, % 12.70'lik oranda ise hayır
gerçekleşmiyor şeklinde cevap verilmiştir.
2/'lük bir
oranda cevap verilmeyişinin nedeni, anketler dağıtıldığı esnada,
hazırlık sınıfın kursiyerleri bu dersi okumaya başlamamıştı. Bu yüzden
okumadıkları bir ders hakkında kanaatlerini ifade etmemişlerdir.
Beklentilerimiz
gerçekleşmiyor diyenlerin cevaplarını maddeler halinde şöyle
sıralayabiliriz:
a) Özel ilgi ile
alakalı bir derstir. Bu alanda özel gayreti olanlar için faydalıdır.
b) Bu ders
hazırlık sınıfının başından itibaren okutulmalı ve hazırlık sınıfının
sonunda bitirilmelidir.
c) Bu ders ağır
ağır okutulmalı ve daha uzun sürede unutulmaması için tedbirler
alınmalıdır.
d) Belâğat
dersinde okutulan konular, yeri geldiğinde diğer derslerde de tatbikata
geçirilip hatırlatma yapılmalıdır.
Ders Kitabı:
CARİMİ, Ali, EMİN, Mustafa: el-Belâğatül-Vâdıha, el-Beyân, el-Meânî
vel-Bediî, el-Mektebetül-İslâmiyye, İstanbul, Dârül-Meârif,
Mısır, 1959.
Belâğat dersi
konuları için Bkz. Ek-N
D. İhtisas
Sınıfı Dersleri
10 ay hazırlık
sınıfında yukarıda isimleri ve açıklamaları geçen temel dersler
okutulduktan sonra, artık İslâmi ilimleri okumak ve anlamak için de 20
ay süre kurs verilmektedir.
İhtisas sınıfında
aşağıdaki dersler okutulmaktadır:
1.
Tefsir 2. Tefsir Usulü
3.
Hadis 4. Hadis Usulü
5.
Fıkıh 6. Fıkıh Usulü
Şimdi ihtisas
sınıflarında okutulan dersler hakkında bilgi verelim:.
1. Tefsîr
Tefsîr ilmi: Kurân lafızlarının
telaffuz şeklinden, delalet ettikleri manalardan, yalnız başına ve cümle
içinde kullanıldıklarında kelimelerden çıkan hükümlerden ve cümle içinde
kullanıldıklarında delalet ettikleri manalar ile bunları tamamlayan
diğer hususlardan bahseden bir ilimdir.
Kısacası Kurân'ı açıklamak, aklın kabul edebileceği bir manayı ortaya
çıkarmaktır.
AMACI: Kurân-ı
Kerimi daha iyi anlamayı, tefsir alanında yazılmış olan temel eserlere
doğrudan başvurma yeteneğini sağlamak, tefsir ilminin inceliklerini
öğrenmeyi amaçlamaktadır.
Bilindiği gibi
tefsîr ilmi, usül ve metin olmak üzere iki bölümden oluşmaktadır.
Tefsîrleri ve müfessirlerin metotlarını tanımak, bu kaynak eserlere
ulaşmak için kursiyerlere değişik tefsîrler okutulmaktadır.
Nesefî, Beydâvi,
İbn-i Kesîr, Keşşâf, Kurtûbî, Saffetü't-Tefâsîr, Ravâiül-Beyân
Ayâtil-Ahkâm Minel Kur'ân vb.. tefsîrler okutulmaktadır. Bu tefsîrlerden
sureler, öğretmenler tarafından seçilmekle beraber, kursiyerler de zaman
zaman sure tesbiti yapmaktadır.
Kurân-ı Kerimden
Ahzâb, Nisâ, Nûr, Hucurât, Gâşiye, Kıyâmet, gibi sureler yukarıda yazılı
bulunan tefsirlerden okunarak, müfessirlerin tefsirdeki değişik
metotlarını tanıma imkânı da elde edilmiştir.
Kursiyerlere bu
dersten beklentilerinin gerçekleşip gerçekleşmediği sorulmuş, alınan
cevaplar aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.
Tablo: 25: Tefsîr
Dersinin Amaçları Gerçekleşiyor Mu?

Yukarıdaki tabloda
beklentilerim gerçekleşiyor diye cevap verenlerin sayısı 8, oranı, %
12.70, kısmen gerçekleşiyor şeklinde cevap verenlerin sayısı 14, oranı %
22.22, hayır gerçekleşmiyor diye cevap verenlerin sayısı 6, oranı %
9.52'dir.
Tabloda dikkati
çeken 2/4'lük bir oranda bu soruya cevap verilmemiş olmasıdır. Ankete
cevap verenler incelendiğinde bu oranın yüksek olmasının sebebi, bu
dersi okuyan kursiyerlerin az, ankete katılan hazırlık sınıfı
kursiyerlerinin bu dersi okumadıklarından kaynaklanmaktadır.
1/4'lük bir oran
beklentilerin gerçekleşmediğini belirterek, nedenlerini açıklamışlardır.
Maddeler halinde incelersek:
a) Okuduğumuz
bazı tefsîrler çok eski yıllarda yazılmış. Bizlerin pratikte
anlatacağımız çağdaş tefsîrleri okusak daha iyi olur.
b) Tefsîr
dersinde modern metinlere müracaat edilmeli. İslâm karşıtlarının
özellikle saldırdığı konularda geniş bilgi tefsîrlerden okutulmalı veya
bu konuda kursiyerlere bilgi verilmelidir.
c) Ders
esnasında sanatlar üzerinde yeterince durulmalıdır.
d) Kurân baştan
sona bir tefsîrden okunmalıdır.
Görüldüğü gibi,
yaklaşık 7-8 adet tefsîrden değişik sureler okunmaktadır. Böylece
kursiyerlerin bu tefsîrleri tanıması sağlanmıştır. Kursiyerler,
özellikle son dönemde yazılmış tefsîrleri merak etmekte ve programda o
tefsîrlerin de okutulmasını istemektedir.
Aslında eğitim
merkezi kütüphanelerinden bu konuda çok geniş bir şekilde istifade etmek
mümkündür. Tefsîr dersini okutan öğretmenin başkanlığında, bütün
tefsîrlerden belirli ayetlerin veya surelerin tefsîrleri fotokopi
yoluyla çoğaltılarak kursiyerlere verilmelidir. Böylece tüm tefsîrlerden
istifade etmek mümkün olacaktır.
Ders Kitapları:
KURTUBİ, Ebû Abdillah Muhammed el-Ensâri el-Kurtûbî, Dârül-Fikr,
el-Câmiul Ahkâmil-Kurân, 1. Baskı, I- XXII, Beyrut-Lübnan, 1987;
KEŞŞAF, Ebî Kâsım Cârullah Mahmûd b. Ömer ez-Zemahşerî el-Hazvînî, An
Hakâikıt-Tenzîl ve Uyûnul-Ekâvîl fi Vücûdit-Tevîl,
Dârül-Marifet, I-III, Beyrut-Lübnan, ts.; İBN KESİR, Ebul-Fidâ İsmail
b. Kesîr el-Kuraşî ed-Dımeşkî, Tefsirul-Kurânil Azîm,
Dârül-Kalem, I-IV, 2. Baskı, Beyrut-Lübnan, ts.; BEYDAVİ, Muhammed b.
Muslihiddin Mustafa el-Hanefî, Tefsirul-Kadı Beydâvi Hâşiyetü
Şeyhzâde, İhlâs Vakfı Yayınları, Hakikat Kitabevi, I-IV, İstanbul,
l991; en-NESEFİ, el-İmam el-Celilül-Allâme Ebil-Berekât Abdullah b.
Ahmed b. Mahmud en-Nesefî, Tefsirun-Nesefî, Edâ Neşriyat, I-IV,
İstanbul, 1991; SABUNİ, eş-Şeyh Muhammed Ali: Saffetüt-Tefâsîr,
Dârül-Kalem, 5. Baskı, I-III, Beyrut, ts; Revâiul-Beyân Tefsiru
Ayatil-Ahkam Minel-Kurân, I-II, Dersaadet Yayınları, ts.
2. Tefsîr Usûlü
Tefsîr usûlü
aslında vasıta durumunda olan bir ilim dalıdır. Tefsîr Tarîhi ve
Tabakâtü'l Müfessirîn konuları da Usûl-ü Tefsîrin konuları içinde
mütalâa edilmektedir.
Eğitim
merkezinde kursiyerlere ZEHEBİ'nin te'lif ettiği "et-Tefsîr
ve'l-Müfessirûn" adlı eserin muhtasarı okutulmaktadır. Asıl kitap
hacimli olduğu için özetin okunmasında fayda görülmektedir
AMACI: Kurân-ı
Kerimi daha iyi anlayabilmek için, Tefsir ilminde usûl bilgisine
şiddetle ihtiyaç vardır. Nâsih- mensûh, muhkem-müteşâbih, mekkî-medenî
sûre ve âyetler, Kurânın temel kavramlarını öğrenmek için Tefsir Usûlü
ve Tarihinin öğretilmesi amaçlanmaktadır. Peygamberimiz, ashabı, tabiin
zamanındaki tefsir faaliyetleri ile birlikte değişik mezheplerin
tefsirleri hakkında bilgi verilmektedir.
Kursiyerlere bu
dersten beklentilerinin gerçekleşip gerçekleşmediği sorulmuştur. Evet
diyenlerin sayısı 6, oranı % 15, kısmen şeklinde cevap verenlerin sayısı
10, oranı % 25'tir. Hayır diye cevap veren olmamıştır. Fakat bu ders
anket yapıldığında hazırlık sınıfı öğrencileri fazla olduğu için bu
dersi daha okumamışlardı. Bundan dolayı 24 kişi cevap vermemiştir. Oranı
ise % 60'tır.
Başka
belirtiniz, şeklindeki bölüme iki kursiyer cevap yazmıştır. İki madde
halinde şöyle sıralayabiliriz
a) Tefsîr usûlü
yeterince okutulmalıdır.
b) Tefsîr usûlü
dersinde modern metinlere müracaat edilmelidir. İslâm karşıtlarının
özellikle saldırdığı konularda geniş bilgi verilmeli, İslâm dünyasında
yapılan tefsîr çalışmaları ve tefsîr hakkında konferanslar tertip
etmelidir.
Görülüyor ki, %
60 oranında kursiyer bu dersi görmediği için, tatmin edici bir sonuca
ulaşmak mümkün olmamıştır.
Ders Kitabı: BİLALİ,
Abdülhamid: el-Muhtasarul- Masûn min eKitâb et-Tefsir
vel-Müfessirûn, 1. Baskı, Kuveyt, 1985. ZEHEBİ, Muhammed Hüseyin:
et-Tefsîr vel-Müfessirûn, Matbaatül-Medenî, Mektebetü Vehbe,
6. Baskı, Kahire, Mısır, 1995.
Tefsir Usûlü dersi
konuları için Bkz. Ek-N
3. Hadîs
AMACI: İslâm'ın
Kurân'dan sonra ikinci kaynağı Peygamber (S.A.V.) Efendimiz'in hadîs-i
şerifleridir. Masâdır-ı Asliyye ve masâdır-ı gayri asliyye olarak ikiye
ayrılan hadis kaynaklarını kursiyerlere tanıtmayı amaçlamaktadır.
Kütüb-ü Tisa olarak bilinen Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesâi,
İbn-i Mâce, Ahmed İbn Hanbel, Dârimî, Muvattâ gibi asıl kaynaklara
doğrudan başvurma melekesini sağlamaktadır.
Eğitim merkezinde
kursiyerlere hadîs dersinde, ders kitabı olarak Ebu Davud'un Sünen'i
okutulmaktadır. Ebu Davud'un Sünen'i, sünen tarzında yazılan ilk eser
olma şerefine sahiptir.
Ebu Davud, Sünen'in hadîslerini
seçerken, ahkam hadîsleriyle yetinmiştir. Öncelikle fıkha ve dolayısıyla
metne ağırlık verir.
Zaten bundan dolayı hem hadîs hem de fıkıh açısından faydalı olur
düşüncesiyle okutulmaktadır
Ebu Davudun Süneni
üzerine yazılmış 5 şerh vardır. Bu şerhlerin adları ve şârihleri aşağıya
çıkarılmıştır:
1. Meâlimüs-Sünen:
Ebu Süleyman el-Hattâbî
2.Avnul-Mabûd Şerhu
Sünen-i Ebî Davud: Ebut-Tayyib Muhammed Şemsül-Hak el-Azîmâbûdî.
3.
el-Menhelül-Azbil-Mevrûd Şerhu Sünen-i Ebî Davud: Mahmud Muhammed
Hattâb es-Sübkî.
4. Mirkâtüs-Suûd ilâ
Sünen-i Ebî Davud: Suyûtinin şerhidir.
5. Bezlül-Mechûd fî Halli Ebî Davud: Bu şerh
Hanefî mezhebini esas alır. Halil Ahmed es Sehâranfûrî (v.1346/1927)
telif etmiştir. Muhammed Zekeriyya el- Kandehlevî tâlikte bulunmuştur.
20 cilttir. Matbûdur.
Kursiyerlere, Ebu
Davud'un Bezlü'l Mechûd, Avni'l Ma'bûd, el-Menhel gibi şerhlerinden bazı
bölümleri okutulmaktadır. Fakat ağırlık Bezlü'l Mechûd adlı şerhtedir.
Dersler zaman zaman kütüphanede işlenerek hadîs külliyatının yakından
tanınması sağlanmaktadır. Zekat konusunda Yusuf el-KARDAVİ'nin
"Fıkhü'z-Zekât" kitabından bazı bölümler okutulmaktadır..
Kursiyerlere,
hadîs dersi ile ilgili olarak beklentilerinin gerçekleşip
gerçekleşmediği, dersin amacına ulaşıp ulaşmadığı konusunda bir soru
yöneltilmiş, alınan cevaplar aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.
Tablo: 26: Hadîs
Dersinin Amaçları Gerçekleşiyor Mu?

Yukarıdaki
tabloda görüldüğü gibi evet diyenlerin sayısı 19, oranı % 30.15'tir.
Kısmen şeklinde cevap verenlerin sayısı 9, oranı % 14.30'dir. Hayır
diye cevap veren yoktur. Fakat cevap vermeyenlerin sayısı 35, oranı %
55.55'tir. Yani 1/2 oranında bu soruya cevap verilmemiştir.
Beklentilerimiz
gerçekleşmiyor şeklinde cevap verenlerin söylediklerini maddeler halinde
şöyle sıralayabiliriz:
a) Sadece Ebu
Davud'un Sünen'inin okutulması yanlış. Kitap yok, fotokopi çektiriyoruz,
pahalıya mal oluyor.
b) Günümüzde
geçerliliğini kaybeden konular yerine fıkhi olarak müftülere en çok
sorulan sorular ile ilgili hadîsler araştırılıp derste gündeme daha
faydalı olur.
c) Hadîs ve
hadîs usûlü dersinde modern metinlere müracaat edilmelidir.
d) Kütüb-ü
Sitte'nin hatta Kütüb-ü Tis'a'nın bazı bölümleri fotokopi çektirilerek
okutulmalı ve kursiyerlere tanıtılmalıdır.
Görüldüğü gibi,
hadîs dersinden beklentileri gerçekleşmeyenlerin oranı yüksektir. Fakat
sadece Ebu Davud'un Sünen'i değil, Kütüb-ü Sitte'nin hepsinde birer bab
okutulmasında fayda vardır. Yani hadîs deyince aklımıza sadece Ebu Davud
gelmemeli. Buhari ve Müslim gibi hadîs kitaplarını da okumak gereklidir.
Ders Kitabı:
SEHARANFURİ, eş-Şeyh Halil Ahmed, Talik: Muhammed Zekeriyya b. Yahya
el-Kandehlevî, Bezlül-Mechûd fî Halli Ebî Davud, Dârüt-Türâs,
1. Baskı, I-XX, Kahire, 1988; KARDAVİ, Yusuf: Fıkhüz-Zekât,
Müesseseti Risâle, 11. Baskı, Beyrut, 1993.
Hadis dersinin
konuları için Bkz. Ek-N
4. Hadîs Usûlü
Hadîs usûlü
dersinde kursiyerlere, BEYKUNİnin yazdığı ve Abdullah SİRACÜDDİN'in
"Şerhu el-Manzumeti'l-Beykûniyye fî mustalahi'l-hadîs" adlı eseri
okutulmaktadır.
AMACI: Sahih, hasen,
zayıf, merfu', maktu', mürsel gibi hadîs ıstılahları hakkında bilgi
vermek ve bunun yanında hadîs tahricini de kursiyerlere öğretmektir.
Ders kitabı olarak
Dr. Mahmud TAHHANın "Usûlü Tahrîc ve Dirâsetü'l Esânîd" adlı
eseri okutulmaktadır.
Kursiyerlere,
zaman zaman hadîs öğretmeni tarafından ödev verilmekte, hadîslerin
râvisi ve metni verildikten sonra kütübü tis'a içinde bulması
istenmektedir. Bu uygulama çok verimli olmaktadır.
Kursiyerlere, bu
ders hakkında beklentilerinin gerçekleşip gerçekleşmediği sorulmuştur.
Evet diyenlerin sayısı 18, oranı % 36'dır. Kısmen gerçekleşiyor
diyenlerin sayısı 8, oranı % 16'dır. Hayır diyenlerin sayısı 2,