|
NİKAH TÖRENİ
SUNUCU METNİ -
18.06.2006 |
İlk defa bir nikâh töreninde sunuculuk yaptım. Bu
deneyimimi sizlerle paylaşmak istedim. Hem sunucu metni hem de konşuma
metni içinde...
Word Belgesi
Nurten-Vecdi ÖNER ailesinin
’in Kerimeleri Şule Hanım ve $
Mualla- Necati OKYAY
ailesinin mahdumu Ali Bey’in Nikah Töreni
SUNUCU METNİ
Çok Değerli Misafirler,
Necati Okyay ve Vecdi Öner
ailelerinin nikâh törenine hoş geldiniz. Ben aileler adına hepinize hoş
geldiniz diyorum.
Bugün Okyay ve Öner
ailelerinin en mutlu günü.. Çünkü bu iki ailenin kıymetli evlatları Şule
hanım ve Ali Bey kardeşlerimiz, birlikteliklerinin sonsuza kadar sürmesi
umudu ve dileği ile ortak yaşamlarına adım atacakları bu mutlu günde
bizleri aralarında görmek istemişler ve geldiğimiz için mutlu
olacaklarını düğün davetiyelerinde ifade etmişler.
Sevgili Peygamberimiz Hazreti
Muhammed Mustafa (sav), nikâhın ilân edilmesini emretmiştir. Sizler de
bu nikâhın ilan edilmesine şahit olmak, mutluluğu paylaşmak için buraya
geldiniz.
Enes b. Malik’in rivayet ettiği bir hadiste ise Peygamberimiz (sav)
şöyle buyuruyor:
“Bir kimse evlenince imanının yarısını elde etmiş olur. Artık diğer
yarısı için Allah’tan korksun.
İnsan bir düşünecek olursa görülür ki, birbirlerini tanımadıkları halde
kaderin cilvesi olarak evlenip yuva kuruyorlar. Birbirlerinin huylarını,
davranışlarını bilmeyen iki insan bir çatı altında toplanıyor. Ve her
şeylerini paylaşıyorlar. Dertlerini ve zevklerini paylaşarak bir aile
oluşturuyorlar. Aralarında sevgi meydana geliyor.
Bu
nasıl oluyor? Birbiri için canlarını verecek kadar yakınlık, mallarını,
yiyeceklerini taksim edecek kadar muhabbet nasıl peyda oluyor?
Birbirlerini tanımayan bu insanlar çabucak nasıl bir CAN oluyorlar?
Nasıl gönülleri, kalpleri bir çarpıyor?
Yüce Rabbimiz buyuruyorlar:
“Kaynaşmanız için size kendi (cinsi) nizden eşler yaratıp aranızda sevgi
ve merhamet peyda etmesi de O’nun (varlığının) delillerindendir. Doğrusu
bunda, iyi düşünen bir kavim için ibretler vardır.”
Demek ki eşler arasında sevgi ve merhamet, Allah’ın bir lütfudur. Bu
muhabbeti yüce Mevla yaratıyor:
İki gönlü kavuşturan ve kaynaştıran Allah’tır.
Aralarındaki sevgiyi hiçbir menfaat gözetmeden yaşatan insanların,
Allah’ın lütfu ile birbirlerine bağlandıklarını görmekteyiz.
Aile, kutsal bir çatıdır.
Allah’ın tesis ettiği ve devamını istediği bir yuva…
Dağılmasından arşın titrediği bir birlik…
Evlilik, yani aile hayatı insan ömründe yeni bir çağın başlaması
demektir. Yeni bir çağ! Olur olmaz istekler, bencillikler,
böbürlenmeler, şahsi rahatlıklar, sorumsuzluklar, aşırılıklar eski çağ
kabul edilip bir kenara bırakılacak; tevazu, hoşgörü, nezâket, zerafet,
efendilik, merhamet, şefkat, vicdan, idrak, iz’an ve de en önemlisi
sabır dönemi başlayacaktır. İşte evlilik kısaca budur….
Evlilik, insanın kendine denk bir hayat arkadaşı bularak maddi ve manevi
huzur mücadelesine girişmesi, fakat bu mücadelede her şeye rağmen
mutluluğu yakalayabilmesidir.
Peygamber Efendimiz:
“Evlenmek benim sünnetimdir. Sünnetimi tutmayan benden değildir.
Evleniniz. Ben sizin çokluğunuzla iftihar ederim.”
Evlilik önemli ve kutsal bir yuvadır. Bu kutsal yuvanın herhangi bir
arızadan fena şekilde etkilenmemesi için daha başından sağlam temellere
dayanması lazımdır.
Şimdi Kur’an’ı Kerim okumak
üzere Kırklar Camii Vekil İmam-Hatibi Veli Solak Hocaefendiyi davet
ediyorum.
Şimdi de okunan ayetlerin
mealini vermek istiyorum:
1.
Nisa Suresi:
4/1.: Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten
yaratan ve ondan da eşini yaratan; ikisinden birçok erkek ve kadtın
(meydana getirip) yayan Rabbinize karşı gelmekten sakının. Kendisi adına
birbirinizden dilikte bulunduğunuz Allah’a karşı gelmekten ve akrabalık
bağlarını koparmaktan sakının. Şüphesiz Allah üzerinizde bir
gözetleyicidir.
2.
Nur Suresi:
24/32: Sizden bekâr olanları, kölelerinizden ve
cariyelerinizden durumu uygun olanları evlendirin. Eğer bunlar yoksul
iseler, Allah onları lutfuyla zenginleştiri. Allah lütfu geniş olandır,
hakkıyla bilendir.
3.
Rûm Suresi:
30/21: Kendilerine ısınasınız diye sizin için
kendinizden (türünüzden) eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve
merhamet var etmesi de onun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir.
Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.
4.
Hucûrât
Suresi: 49/13: Ey insanlar! Şüphe yok ki, biz
sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için
sizi boylara ve kabilelere ayırdır. Allah katında en değerli olanınız,
ona karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Şüphesiz Allah hakkıyla
bilendir, hakkıyla haberdâr olandır.
5.
Tahrîm Suresi: 66/6: Ey iman
edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten
koruyun. O ateşin başında gayet katı, çetin, Allah’ın kendilerine
verdiği emirlere karşı gelmeyen ve kendilerine emredilen şeyi yapan
melekler vardır.
Değerli Misafirler,
Yuva nedir? Hiç düşündünüz mü?
Yuva yaşayan her insanın sahip olmaya, sahipse korumaya çalıştığı
herhangi bir "yer"dir. Sevgilinin koynundadır yeri kimine göre, bazıları
için çocuklarının koşuşturduğu yerdir. Bir kısmı içinde nohut oda bakla
sofa, ama "tencerenin kaynadığı" yerdir.
Dört duvardan, bir ocaktan oluşmaz yuva. Onun sıcaklığı yürekten gelir,
Sevdiğiniz müddetçe ısınırsınız orada. Yeterince sıcak olmasa da ısıtan,
doyurmasa da asla aç bırakmayan yerdir. Hepimizin gizli gözyaşlarını
döktüğü, en kışkırtıcı kahkahalarını attığı, sevdiği, sevildiği bir
yerdir.
Bir eve yerleşip dayayıp döşeyebilirsiniz. Bambu koltuklar, cam
vitrinler, süslü çerçeveler asabilirsiniz duvarlarına. Halılar serip
duvardan duvara, oturup yuvam diyebilirsiniz bir mekana. Oysa sizi
ısıtan ve gözlerinizin ışıldamasını sağlayan şeyin, bir sevgilinin
kalbi, yahut çocukların gülümsemesi olduğunu bilmiyorsanız "yuva" sahibi
olamazsınız.
Şimdi Dönenler Camii Müezzin Kayyımı Ahmet Berber Hoca Efendi’den
ilahiler ve kasideler dinleyeceksiniz.
Huzurlu bir yuvaya sahip olmak ister misiniz?
Şimdi sizlere huzurlu yuvaya sahip olmanın 11 kuralından bahsedeceğim.
Rabb’imiz, hanımlarımız için biz erkeklere
“Onlarla hoşça ve güzelce geçinin.”
buyuruyor. Eşlerimiz,
Rabb’imizin bize verdiği birer emanettir.
Onlar, birer şefkat
kahramanları olarak evlerimizin huzur kaynağıdır. Hanımına bu nazarla
bakan bir erkeğin ona kırıcı söz ve davranışlarda bulunması ve evin
huzurunu kaçırması düşünülemez.
Bakın Allah Rasulü hayırlı bir
beyi nasıl tarif ediyor: “Hayırlı bir bey, eve girince hanımın yüzü
asılmaz, çocuklar da köşe bucak ondan kaçışmaz!” Bize düşen, hayırlı
bir bey olarak eşlerimizle iyi geçinmek ve topluma hayırlı bir nesil
kazandırmak için çaba göstermektir. Şimdi beylere yuvalarının saadetinin
devamı için 11 altın kural vermek istiyoruz:
1. Kadınlar kadar, erkeklerin de görev ve
sorumluluğunu bildiren İlahi emirleri daima birlikte hatırlayın.
Unutmayın siz onları sadece anne ve babalarından değil Allah’tan emanet
olarak aldınız. Nitekim Efendimiz bir hadislerinde
“Kadınların haklarını yerine
getirme hususunda Allah’tan korkunuz. Zira siz onları Allah’ın bir
emaneti olarak aldınız.” buyuruyor.
2. Sohbet bir ihtiyaçtır.
Evinizde eşinizle canlı ve aktif bir sohbet atmosferi meydana getirin ve
onunla sohbet edin. Güzel söz ve iltifatın eşinizin gıdası olduğunu
unutmayın.
3. Hanımınızın evinizdeki
fedakarca çırpınışlarını daima takdirle anın. Ev işi ve çocuk bakımında
ona mutlaka yardımcı olun.
4. Kendi anne-babanıza,
akrabalarınıza gösterilmesini istediğiniz saygı kadar, onun da anne,
baba ve yakınlarına hürmetkâr olun.
5. Ne kadar meşgul ve
çalışmalarınız ne kadar yoğun olursa olsun mutlaka yalnız eşinize
ayıracağınız bir vakit bulun.
6. Evinizin kapısından içeriye
girdiğinizde işyerinde yaşamış olduğunuz problemleri kapının dışına
atarak içeriye mütebessim bir çehre ile girin.
7. Arada sırada ufak da olsa
hediyelerle eşinizin gönlünü alın.
8. Hanenizi ilgilendiren
hususlarda eşinizle istişare etmeyi ihmal etmeyin. Ondan gizli işler
yapmayın.
9. Çocuklarınız da olsa
kimsenin yanında onu azarlamayın ve onu çevrenize şikayet etmeyin.
10. Yersiz kıskançlıklarla
huzurunu bozmayın.
11. Eşinizin hatalarını ararken, sizin de
mükemmel ve kusursuz olmadığınızı düşünün.
Kur'an
evlenmeye dayalı aile kurumunun temelinde psikolojik tatmin, sevgi ve
merhamet öğelerinin yer aldığı tespitini yapmaktadır:
"Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin
için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var
etmesi O'nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir."
Ayet, bir yandan bir vakıayı
dile getirirken öte yandan da olması gerekeni öğretmektedir. Evet, eşler
arasında var olan sevgi ve merhamet bağı hilkatin bir oluşlumudur.
Fakat, bu oluşumun önüne suni engeller çıkaracak tavır ve davranışlardan
da kaçınılacak, var olan engellerin kaldırılması için de ne gerekiyorsa
o yapılacaktır. Muhabbet, toprağın altıdaki cevher gibidir.. Çıkarılıp
işlenmeye, şekillendirilmeye muhtaçtır. Bu aşama çok kere, önemsiz gibi
görülen bazı tavır ve davranışlarla gerçekleştirilebilir. Karşı tarafa
yöneltilecek iltifat kar bir söz, küçük bir hediye, ona değer
verildiğini gösterecek tavır ve davranışlar bu işin adeta
“kendiliğinden” başarılmasını sağlar. İslâm, eşler arasında
muhabbetin artmasına sebep olacak davranışları sevap kazandırıcı
davranışlar kategorisi içinde değerlendirir. Sevgili Peygamberimizin,
“Eşinin ağzına koyacağın bir
lokma bile senin için sadakadır” hadisi bu noktada çok
anlamlıdır. Aile ortamı "sevgi" kavramının en çok yakıştığı
yerlerden biridir. Dilimizdeki "sevgi halesi" , "sevgi yumağı"
gibi ifadeler en güzel anlamlarını aile ortamında bulurlar. Eşlerin
birbirlerine ve çocuklarına, çocukların anne ve babalarına, çocukların
birbirlerine karşı taşıdıkları sevgi, görünmez bir bağ gibi, bir ağ gibi
onları sarar ve birbirine bağlar. Özellikle çocukların varlığı aile
ocağının sevgi odağı olmasında temel etkendir. Çocuk sevgisi anne
babanın (eşlerin) arasındaki sevgiye artı değer kazandıran bir
kaynaktır. Anne sevgisi denen duygunun ne harika bir şey olduğunu bir
kadın ancak anne olunca anlar. Erkekler ise onu sadece yansımaları ile
tanıyabilirler. "Tatmayan bilmez" sözünün en çok yakıştığı
yerlerden biri üzerinde söz ediyoruz. Annenin bir evladı yok, bir
parçası, ciğer paresi vardır. Bu duygunun anne açısından "Anne yok,
evlat var" noktasında yaşanması neredeyse gündelik bir olaydır.
"Allah'ım! Ben onları
seviyorum, onları sen de sev ve başkalarına da sevdir"
hadisinde onu bu tavsiyesinin uygulamasını bulmaktayız. Bir babanın, bir
annenin oğluna, "seni çok seviyorum yavrum!" diye hitap etmesi, çocuğun
bilinç altına; "sen de, anneni, babanı, kardeşlerini… insanları sev"
şeklinde nakşedilecektir. Fıtratın mayamıza yerleştirdiği evlat sevgisi
büyük bir değerdir, ama kendi ölçüleri içinde. Olmazsa olmaz değerler
ile çatışan ikinci dereceden değerler varlık gerekçelerini kaybederler.
HARİKA YEMEK
Aşçılığıyla ün yapmış yaşlı bir kadın, akşam yemeğine gelecek olan oğlu
ve yeni gelini için yine mutfağına kapanmış, yemek yapıyordu. Aynı akşam
yemeğe eski bir aile dostu da davetliydi.
Beklenen misafirler gelip sofraya oturduklarında çok şaşırtıcı bir
durumla karşılaştılar. Yaşlı kadının o gece yaptığı yemekler değme
oburların bile iştahını kapatacak kadar berbattı. Tatlılar un kokuyordu,
patatesler yanmıştı, köfteler ise neredeyse hiç pişmemişti. Oğlu, yeni
gelini ve aile dostu, kadıncağıza durumu fark ettirmemek için ellerinden
geleni yaptılarsa da, yemek sırasında pek iştahlı göründükleri
söylenemezdi.
Nihayet yemek bitti ve yeni evli çift annelerinin ellerini öperek
evlerine gittiler. Aile dostları ise biraz daha kaldıktan sonra gitmeyi
düşünüyorlardı. Oğlu ve gelini gittikten sonra, yaşlı kadına:
“Senin harika bir aşçı olduğunu adım gibi biliyorum. Bana söyler misin,
bu geceki yemekler ne kadar kötüydü? Bence ya hastasın ya da bir sorunun
var” dedi.
Yaşlı kadın gülümseyerek cevap verdi:
“Hayır, hiçbir
şeyim yok. Kasten yaptım. Bu yemekten sonar oğlum asla ikide bir
annesinin yemeklerini hatırlatıp karısının kalbini kıramayacak.
(Ruth E. Renkel)
OLGUN BİR ANANIN, YUVADAN UÇURURKEN KIZINA YAPTIĞI
TAVSİYELER
Rabia kabilesinin ileri gelenlerinden Haris kızı Ümâme, kızını kral Amr
oğlu Harisle evlendirip müstakbel yuvasına gönderirken şöyle nasihat
eder:
Bak yavrum! Edep ve terbiyesine, soy ve asaletine bakarak bir kimseye
nasihat ve tavsiye etmemek gerekseydi, benim de şimdi sana öğüt vermeme
gerek kalmazdı. Fakat tavsiye, bilene hatırlatma, bilmeyene öğretme
niteliğinde olduğundan herkes faydalıdır.
Kızım! Eğer bir kızın, ana-babasının serveti sebebiyle kocaya ihtiyacı
olmasaydı, herkesten çok senin ihtiyacın olmazdı. Ama öyle değil,
erkekler bizim için yaratıldığı gibi, biz de onlar için yaratılmışız.
Kızım! Şimdi sen ana-baba evinden, büyüyüp yetiştiğin, gezip dolaştığın
yuvadan çıkıp, bilmediğin ve ömründe hiç yakını olmadığın bir adamın
evine gidiyorsun. O halde kocanın rızasını gözetip cariye gibi itaat et
ki, o da sana kul köle olsun. Seni sevsin, seni memnun etmenin çaresine
baksın.
Şimdi sana on tane tavsiyede bulunacağım. Bunları iyice belle ve sırası
geldikçe aynen uygularsın. Güzelce geçinirsiniz, aranız asla bozulmaz.
1.
Sana yiyecek ve giyecek ne getirirse can-ı gönülden kabul et. Kanaatkar
ol. Zira kalp huzurunun ilk yolu kanaattir.
2.
Emrettiği şeyleri yap, yapma dediği şeyleri yapma. Sözünü dinleyip
kendisine itaat et. Anlaşma ve itaate dayalı beraberliklerden Allahü
Teala razı olur.
3-4. Evin içini, üstünü başını temiz tutmaya dikkat et. Göze hoş
gelmeyecek veya kötü koku neşredecek şeylerden kaçın. Sakın ha, kocanı
kendinden iğrendirip, gözünden düşmeyesin.
5-6. Uyuyacağı, yemek yiyeceği zamanları kolla. Yani bunları hangi vakit
ve saatte yapmaya alışmışsa, o vakitleri gözetip yemeğini ve yatağını
hazırla. Zira açlık ateşlendirir, uykusuzluk öfkelendirir.
7-8. Kocanın malını koru, israf ve telef etme. İtibarını koru,
hısım-akrabasına hürmet et. Bunlar iyi idarenin gereklerindendir.
9.
Efendine ait bildiğin sırları sakın kimseye duyurma. Eğer duyuracak
olursan güvenini kaybedersin sen de ondan emin olamazsın.
10. Dine aykırı olmayan isteklerini yerine getirmekte ihmal gösterme.
Şayet ihmal gösterirsen, onu darıltır, kendine düşman edersin. O kederli
olduğu zaman sen neşeli olma, o neşeli olduğunda sen üzüntülü
görünmekten çekin. Onun üzüntülü zamanında senin neşeli, onun neşeli
zamanında senin üzüntülü görünmen onu sevmediğinin, hislerine,
dertlerine ortak olmadığının delilidir. Bu hal ise sizi birbirinizden
ayırmaya kadar götürebilecek soğuk bir davranıştır. Sen eşinin
dertlerine ne kadar ortak olursan o da senin dertlerine o kadar ortak
olur. Eşinin isteklerini kendi isteklerine tercih et.
EŞLER BİRBİRLERİNDEN NELER BEKLİYORLAR?
Kadınların erkeklerden, erkeklerin de kadınlardan beklentileri genelde
aynı. Kadınlar kocalarından kıskanç olmamalarını, eve iş getirmemelerini
ve alınan kararlarda kendilerine danışılmasını istiyorlar. Erkekler ise
karılarının olur olmaz her şeyi büyütmemelerini, az konuşmalarını,
hayalci olmamalarını istiyorlar.
ERKEKLERİN BEKLEDİKLERİ
1.
Hanımım anlayışlı ve hoşgörülü olmalı.
2.
Karşılıklı ilişkilerde sevgi ve saygıyı ön planda
tutmalı.
3.
Hayalci olmamalı.
4.
İşten eve sinirli gelebilirim, böyle durumlarda anlayışlı
olmalı.
5.
Kabul etmediğim bir konuda beni iknaya uğraşmamalı!
6.
Problemleri çözmek için peşin hükümlü olmamalı (İnatçı
bir tavır göstermemeli)
7.
Beni olduğum gibi kabul etmeli, bana göre davranmalı.
8.
Az ve yerinde konuşmalı.
9.
Evliliğimizi başka evliliklerle karıştırmamalı.
10.
Sadece kendi aklına, mantığına ve kabiliyetine güvenerek
davranmamalı.
11.
Ukalâlık göstermemeli.
12.
Küçük şeyleri büyütüp içinden çıkılmaz hâle getirmemeli.
KADINLARIN BEKLEDİKLERİ
1.
Eşim, anlayışlı, fedakâr, hoşgörülü olmalı.
2.
Kadınların yaratılış itibariyle erkeklerden farklı
olduklarını kabul etmeli.
3.
Kadının aile içerisindeki önemini kabul etmeli, bunu bana
hissettirmeli.
4.
İşini çok sık evine getirmemeli.
5.
Geç vakitlere kadar dışarıda kalmayı alışkanlık haline
getirmemeli.
6.
Aile içerisinde alınan kararlarda bana da danışmalı
7.
Aile huzurunu kaçıracak kadar kıskanç olmamalı
8.
Aile içerisindeki sorunları, üçüncü kişilere aktarmamalı.
9.
Bütün sorunlarını benimle paylaşmaya ihtiyaç duymalı.
10.
Onun için
yaptığım şeyleri görüp, takdir etmeli (Yemek, hediye vs.
NİKAH DUASI
Ey Allahım
Bu merasimi uğurlu ve mübarek eyle,
Evlenen kardeşlerimize,
Aralarında kaynaşma sevgi ve devamlılık yarat
Nefreti, fitneyi onlardan uzaklaştır,
Ey Allahım
Peygamberimiz Hz Muhammed ile Hz Hatice Validemizi,
Hz Adem as ile Hz Havva Anamızı,
Hz Ali (kr vc) ile Hz Fatıma’yı birbirine kaynaştırdığın
gibi
Bu kardeşlerimizi de birbiriyle kaynaştır.
NİKAH DUASI
Ya
Rabbi!
Şu
anda huzurunda akdedilen nikah ile bu gençlerin kurdukları yuvaya dirlik
ve düzenlik, kendilerine daima birlik ve beraberlik ihsan eyle.
İstikballerini bayram sevinciyle yaşat... Ömür boyu yüzlerini güldür.
Geçimsizliklerini muhafaza edip kimseye gülünç etme Ya Rabbi.
Ya
Rabbi!... Burada yapılan nikahı kabul eyle... Bu kardeşlerimizin
kalplerine muhabbet, vücutlarına afiyet, rızıklarına bereket,
ölmüşlerine rahmet, kendilerine hayat mücadelesinde metanet ihsan
eyle... Kendilerini ve çocuklarını dünyevi ve uhrevi mutluluğa erdir.
Daima ticareten lentebur sırrına mahzarına mahzar eyle. Helal rızık
ihsan edip haramlardan muhafaza eyle. Her türlü muratlarına vasıl eyle.
Zina afetinden koru, kurulmuş yuvalarını yıkılmaktan muhafaza eyle...
Kendilerini ve çocuklarını İslam’ı yaşayanlardan ihsan eyle. İmanlarını
kuvvetlendir, ihlâslarını artır. İslam’a karşı samimiyet ve şuur ihsan
eyle...
Kur’an’a göre amel etmeyi, sünneti hayata tatbik etmeyi cümlemize ihsan
eyle...
Hayırların fethi, şerlerin def’i, gönüllerin murada nail olması için,
Allah rızası için el-Fatiha..
Doç. Dr. Halil Altuntaş Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi,
“Muhabbet Ocağımız Aile Yuvası”
Diyanet Aylık Dergi
(Sayı:165)
Doç. Dr. Halil Altuntaş Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi,
“Muhabbet Ocağımız Aile Yuvası”
Diyanet Aylık Dergi
(Sayı:165)
|