VEHBİ AKŞİT  KİŞİSEL WEB SİTESİ
 
 

SUNUCU METİNLERİ

     
 
   

 Bu sayfayı  18.06.2006 tarihi itibariyle ziyaret eden  Hit Counter . kişisiniz

   
     
 
     
 
   

NİKAH TÖRENİ  SUNUCU METNİ - 18.06.2006

İlk defa bir nikâh töreninde sunuculuk yaptım. Bu deneyimimi sizlerle paylaşmak istedim. Hem sunucu metni hem de konşuma metni içinde...

Word Belgesi


 

Nurten-Vecdi ÖNER ailesinin ’in Kerimeleri Şule Hanım ve  $

Mualla- Necati OKYAY ailesinin mahdumu Ali Bey’in Nikah Töreni

SUNUCU METNİ

 

 

Çok Değerli Misafirler,

Necati Okyay ve Vecdi Öner ailelerinin nikâh törenine hoş geldiniz. Ben aileler adına hepinize hoş geldiniz diyorum.

Bugün Okyay ve Öner ailelerinin en mutlu günü.. Çünkü bu iki ailenin kıymetli evlatları Şule hanım ve Ali Bey kardeşlerimiz, birlikteliklerinin sonsuza kadar sürmesi umudu ve dileği ile ortak yaşamlarına adım atacakları bu mutlu günde bizleri aralarında görmek istemişler ve geldiğimiz için mutlu olacaklarını düğün davetiyelerinde ifade etmişler.

Sevgili Peygamberimiz Hazreti Muhammed Mustafa (sav), nikâhın ilân edilmesini emretmiştir. Sizler de bu nikâhın ilan edilmesine şahit olmak, mutluluğu paylaşmak için buraya geldiniz.

Enes b. Malik’in rivayet ettiği bir hadiste ise Peygamberimiz (sav) şöyle buyuruyor:

“Bir kimse evlenince imanının yarısını elde etmiş olur. Artık diğer yarısı için Allah’tan korksun.[1]

İnsan bir düşünecek olursa görülür ki, birbirlerini tanımadıkları halde kaderin cilvesi olarak evlenip yuva kuruyorlar. Birbirlerinin huylarını, davranışlarını bilmeyen iki insan bir çatı altında toplanıyor. Ve her şeylerini paylaşıyorlar. Dertlerini ve zevklerini paylaşarak bir aile oluşturuyorlar. Aralarında sevgi meydana geliyor.

Bu nasıl oluyor? Birbiri için canlarını verecek kadar yakınlık, mallarını, yiyeceklerini taksim edecek kadar muhabbet nasıl peyda oluyor? Birbirlerini tanımayan bu insanlar çabucak nasıl bir CAN oluyorlar? Nasıl gönülleri, kalpleri bir çarpıyor?

Yüce Rabbimiz buyuruyorlar:

“Kaynaşmanız için size kendi (cinsi) nizden eşler yaratıp aranızda sevgi ve merhamet peyda etmesi de O’nun (varlığının) delillerindendir. Doğrusu bunda, iyi düşünen bir kavim için ibretler vardır.”[2]

Demek ki eşler arasında sevgi ve merhamet, Allah’ın bir lütfudur. Bu muhabbeti yüce Mevla yaratıyor:

İki gönlü kavuşturan ve kaynaştıran Allah’tır.

Aralarındaki sevgiyi hiçbir menfaat gözetmeden yaşatan insanların, Allah’ın lütfu ile birbirlerine bağlandıklarını görmekteyiz.

Aile, kutsal bir çatıdır.

Allah’ın tesis ettiği ve devamını istediği bir yuva…

Dağılmasından arşın titrediği bir birlik…[3]

Evlilik, yani aile hayatı insan ömründe yeni bir çağın başlaması demektir. Yeni bir çağ! Olur olmaz istekler, bencillikler, böbürlenmeler, şahsi rahatlıklar, sorumsuzluklar, aşırılıklar eski çağ kabul edilip bir kenara bırakılacak; tevazu, hoşgörü, nezâket, zerafet, efendilik, merhamet, şefkat, vicdan, idrak, iz’an ve de en önemlisi sabır dönemi başlayacaktır. İşte evlilik kısaca budur….

Evlilik, insanın kendine denk bir hayat arkadaşı bularak maddi ve manevi huzur mücadelesine girişmesi, fakat bu mücadelede her şeye rağmen mutluluğu yakalayabilmesidir.[4]

Peygamber Efendimiz:

“Evlenmek benim sünnetimdir. Sünnetimi tutmayan benden değildir. Evleniniz. Ben sizin çokluğunuzla iftihar ederim.” [5]

Evlilik önemli ve kutsal bir yuvadır. Bu kutsal yuvanın herhangi bir arızadan fena şekilde etkilenmemesi için daha başından sağlam temellere dayanması lazımdır.

 

 

Şimdi Kur’an’ı Kerim okumak üzere Kırklar Camii Vekil İmam-Hatibi Veli Solak Hocaefendiyi davet ediyorum.

 

Şimdi de okunan ayetlerin mealini vermek istiyorum:

 

 

1.     Nisa Suresi: 4/1.: Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da eşini yaratan; ikisinden birçok erkek ve kadtın (meydana getirip) yayan Rabbinize karşı gelmekten sakının. Kendisi adına birbirinizden dilikte bulunduğunuz Allah’a karşı gelmekten ve akrabalık bağlarını koparmaktan sakının. Şüphesiz Allah üzerinizde bir gözetleyicidir.

 

2.     Nur Suresi: 24/32: Sizden bekâr olanları, kölelerinizden ve cariyelerinizden durumu uygun olanları evlendirin. Eğer bunlar yoksul iseler, Allah onları lutfuyla zenginleştiri. Allah lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.

 

3.     Rûm  Suresi: 30/21: Kendilerine ısınasınız diye sizin için kendinizden (türünüzden) eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi de onun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.

 

 

4.     Hucûrât Suresi: 49/13: Ey insanlar! Şüphe yok ki, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve kabilelere ayırdır. Allah katında en değerli olanınız, ona karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdâr olandır.

 

5.     Tahrîm Suresi: 66/6: Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun. O ateşin başında gayet katı, çetin, Allah’ın kendilerine verdiği emirlere karşı gelmeyen ve kendilerine emredilen şeyi yapan melekler vardır.

 

 

Değerli Misafirler,

 

 

Yuva nedir? Hiç düşündünüz mü?

 

Yuva yaşayan her insanın sahip olmaya, sahipse korumaya çalıştığı herhangi bir "yer"dir. Sevgilinin koynundadır yeri kimine göre, bazıları için çocuklarının koşuşturduğu yerdir. Bir kısmı içinde nohut oda bakla sofa, ama "tencerenin kaynadığı" yerdir.

 

Dört duvardan, bir ocaktan oluşmaz yuva. Onun sıcaklığı yürekten gelir, Sevdiğiniz müddetçe ısınırsınız orada. Yeterince sıcak olmasa da ısıtan, doyurmasa da asla aç bırakmayan yerdir. Hepimizin gizli gözyaşlarını döktüğü, en kışkırtıcı kahkahalarını attığı, sevdiği, sevildiği bir yerdir.

 

Bir eve yerleşip dayayıp döşeyebilirsiniz. Bambu koltuklar, cam vitrinler, süslü çerçeveler asabilirsiniz duvarlarına. Halılar serip duvardan duvara, oturup yuvam diyebilirsiniz bir mekana. Oysa sizi ısıtan ve gözlerinizin ışıldamasını sağlayan şeyin, bir sevgilinin kalbi, yahut çocukların gülümsemesi olduğunu bilmiyorsanız "yuva" sahibi olamazsınız.

 

Şimdi Dönenler Camii Müezzin Kayyımı Ahmet Berber Hoca Efendi’den ilahiler ve kasideler dinleyeceksiniz.

 

Huzurlu bir yuvaya sahip olmak ister misiniz?[6]

 

Şimdi sizlere huzurlu yuvaya sahip olmanın 11 kuralından bahsedeceğim.

 

Rabb’imiz, hanımlarımız için biz erkeklere “Onlarla hoşça ve güzelce geçinin.” [7]buyuruyor. Eşlerimiz, Rabb’imizin bize verdiği birer emanettir.

 

Onlar, birer şefkat kahramanları olarak evlerimizin huzur kaynağıdır. Hanımına bu nazarla bakan bir erkeğin ona kırıcı söz ve davranışlarda bulunması ve evin huzurunu kaçırması düşünülemez.

 

Bakın Allah Rasulü hayırlı bir beyi nasıl tarif ediyor: “Hayırlı bir bey, eve girince hanımın yüzü asılmaz, çocuklar da köşe bucak ondan kaçışmaz!” Bize düşen, hayırlı bir bey olarak eşlerimizle iyi geçinmek ve topluma hayırlı bir nesil kazandırmak için çaba göstermektir. Şimdi beylere yuvalarının saadetinin devamı için 11 altın kural vermek istiyoruz:

 

1. Kadınlar kadar, erkeklerin de görev ve sorumluluğunu bildiren İlahi emirleri daima birlikte hatırlayın. Unutmayın siz onları sadece anne ve babalarından değil Allah’tan emanet olarak aldınız. Nitekim Efendimiz bir hadislerinde “Kadınların haklarını yerine getirme hususunda Allah’tan korkunuz. Zira siz onları Allah’ın bir emaneti olarak aldınız.”[8] buyuruyor.

 

2. Sohbet bir ihtiyaçtır. Evinizde eşinizle canlı ve aktif bir sohbet atmosferi meydana getirin ve onunla sohbet edin. Güzel söz ve iltifatın eşinizin gıdası olduğunu unutmayın.

 

3. Hanımınızın evinizdeki fedakarca çırpınışlarını daima takdirle anın. Ev işi ve çocuk bakımında ona mutlaka yardımcı olun.

 

4. Kendi anne-babanıza, akrabalarınıza gösterilmesini istediğiniz saygı kadar, onun da anne, baba ve yakınlarına hürmetkâr olun.

 

5. Ne kadar meşgul ve çalışmalarınız ne kadar yoğun olursa olsun mutlaka yalnız eşinize ayıracağınız bir vakit bulun.

 

6. Evinizin kapısından içeriye girdiğinizde işyerinde yaşamış olduğunuz problemleri kapının dışına atarak içeriye mütebessim bir çehre ile girin.

 

7. Arada sırada ufak da olsa hediyelerle eşinizin gönlünü alın.

 

8. Hanenizi ilgilendiren hususlarda eşinizle istişare etmeyi ihmal etmeyin. Ondan gizli işler yapmayın.

 

9. Çocuklarınız da olsa kimsenin yanında onu azarlamayın ve onu çevrenize şikayet etmeyin.

 

10. Yersiz kıskançlıklarla huzurunu bozmayın.

 

11. Eşinizin hatalarını ararken, sizin de mükemmel ve kusursuz olmadığınızı düşünün.[9]

 

Kur'an evlenmeye dayalı aile kurumunun temelinde psikolojik tatmin, sevgi ve merhamet öğelerinin yer aldığı tespitini yapmaktadır:

 

"Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi O'nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir."[10]

 

Ayet, bir yandan bir vakıayı dile getirirken öte yandan da olması gerekeni öğretmektedir. Evet, eşler arasında var olan sevgi ve merhamet bağı hilkatin bir oluşlumudur. Fakat, bu oluşumun önüne suni engeller çıkaracak tavır ve davranışlardan da kaçınılacak, var olan engellerin kaldırılması için de ne gerekiyorsa o yapılacaktır. Muhabbet, toprağın altıdaki cevher gibidir.. Çıkarılıp işlenmeye, şekillendirilmeye muhtaçtır. Bu aşama çok kere, önemsiz gibi görülen bazı tavır ve davranışlarla gerçekleştirilebilir. Karşı tarafa yöneltilecek iltifat kar bir söz, küçük bir hediye, ona değer verildiğini gösterecek tavır ve davranışlar bu işin adeta “kendiliğinden” başarılmasını sağlar. İslâm, eşler arasında muhabbetin artmasına sebep olacak davranışları sevap kazandırıcı davranışlar kategorisi içinde değerlendirir. Sevgili Peygamberimizin,

 

“Eşinin ağzına koyacağın bir lokma bile senin için sadakadır[11]  hadisi bu noktada çok anlamlıdır. Aile ortamı "sevgi" kavramının en çok yakıştığı yerlerden biridir. Dilimizdeki "sevgi halesi" , "sevgi yumağı" gibi ifadeler en güzel anlamlarını aile ortamında bulurlar. Eşlerin birbirlerine ve çocuklarına, çocukların anne ve babalarına, çocukların birbirlerine karşı taşıdıkları sevgi, görünmez bir bağ gibi, bir ağ gibi onları sarar ve birbirine bağlar. Özellikle çocukların varlığı aile ocağının sevgi odağı olmasında temel etkendir. Çocuk sevgisi anne babanın (eşlerin) arasındaki sevgiye artı değer kazandıran bir kaynaktır. Anne sevgisi denen duygunun ne harika bir şey olduğunu bir kadın ancak anne olunca anlar. Erkekler ise onu sadece yansımaları ile tanıyabilirler. "Tatmayan bilmez" sözünün en çok yakıştığı yerlerden biri üzerinde söz ediyoruz. Annenin bir evladı yok, bir parçası, ciğer paresi vardır. Bu duygunun anne açısından "Anne yok, evlat var" noktasında yaşanması neredeyse gündelik bir olaydır.[12]

 

"Allah'ım! Ben onları seviyorum, onları sen de sev ve başkalarına da sevdir" [13] hadisinde onu bu tavsiyesinin uygulamasını bulmaktayız. Bir babanın, bir annenin oğluna, "seni çok seviyorum yavrum!" diye hitap etmesi, çocuğun bilinç altına; "sen de, anneni, babanı, kardeşlerini… insanları sev" şeklinde nakşedilecektir. Fıtratın mayamıza yerleştirdiği evlat sevgisi büyük bir değerdir, ama kendi ölçüleri içinde. Olmazsa olmaz değerler ile çatışan ikinci dereceden değerler varlık gerekçelerini kaybederler. [14]

 

HARİKA YEMEK

Aşçılığıyla ün yapmış yaşlı bir kadın, akşam yemeğine gelecek olan oğlu ve yeni gelini için yine mutfağına kapanmış, yemek yapıyordu. Aynı akşam yemeğe eski bir aile dostu da davetliydi.

Beklenen misafirler gelip sofraya oturduklarında çok şaşırtıcı bir durumla karşılaştılar. Yaşlı kadının o gece yaptığı yemekler değme oburların bile iştahını kapatacak kadar berbattı. Tatlılar un kokuyordu, patatesler yanmıştı, köfteler ise neredeyse hiç pişmemişti. Oğlu, yeni gelini ve aile dostu, kadıncağıza durumu fark ettirmemek için ellerinden geleni yaptılarsa da, yemek sırasında pek iştahlı göründükleri söylenemezdi.

Nihayet yemek bitti ve yeni evli çift annelerinin ellerini öperek evlerine gittiler. Aile dostları ise biraz daha kaldıktan sonra gitmeyi düşünüyorlardı. Oğlu ve gelini gittikten sonra, yaşlı kadına:

“Senin harika bir aşçı olduğunu adım gibi biliyorum. Bana söyler misin, bu geceki yemekler ne kadar kötüydü? Bence ya hastasın ya da bir sorunun var” dedi.

Yaşlı kadın gülümseyerek cevap verdi:

“Hayır, hiçbir şeyim yok. Kasten yaptım. Bu yemekten sonar oğlum asla ikide bir annesinin yemeklerini hatırlatıp karısının kalbini kıramayacak. [15] (Ruth E. Renkel)

OLGUN BİR ANANIN, YUVADAN UÇURURKEN KIZINA YAPTIĞI TAVSİYELER

Rabia kabilesinin ileri gelenlerinden Haris kızı Ümâme, kızını kral Amr oğlu Harisle evlendirip müstakbel yuvasına gönderirken şöyle nasihat eder:

Bak yavrum! Edep ve terbiyesine, soy ve asaletine bakarak bir kimseye nasihat ve tavsiye etmemek gerekseydi, benim de şimdi sana öğüt vermeme gerek kalmazdı. Fakat tavsiye, bilene hatırlatma, bilmeyene öğretme niteliğinde olduğundan herkes faydalıdır.

Kızım! Eğer bir kızın, ana-babasının serveti sebebiyle kocaya ihtiyacı olmasaydı, herkesten çok senin ihtiyacın olmazdı. Ama öyle değil, erkekler bizim için yaratıldığı gibi, biz de onlar için yaratılmışız.

Kızım! Şimdi sen ana-baba evinden, büyüyüp yetiştiğin, gezip dolaştığın yuvadan çıkıp, bilmediğin ve ömründe hiç yakını olmadığın bir adamın evine gidiyorsun. O halde kocanın rızasını gözetip cariye gibi itaat et ki, o da sana kul köle olsun. Seni sevsin, seni memnun etmenin çaresine baksın.

Şimdi sana on tane tavsiyede bulunacağım. Bunları iyice belle ve sırası geldikçe aynen uygularsın. Güzelce geçinirsiniz, aranız asla bozulmaz.

1. Sana yiyecek ve giyecek ne getirirse can-ı gönülden kabul et. Kanaatkar ol. Zira kalp huzurunun ilk yolu kanaattir.

2. Emrettiği şeyleri yap, yapma dediği şeyleri yapma. Sözünü dinleyip kendisine itaat et. Anlaşma ve itaate dayalı beraberliklerden Allahü Teala razı olur.

3-4. Evin içini, üstünü başını temiz tutmaya dikkat et. Göze hoş gelmeyecek veya kötü koku neşredecek şeylerden kaçın. Sakın ha, kocanı kendinden iğrendirip, gözünden düşmeyesin.

5-6. Uyuyacağı, yemek yiyeceği zamanları kolla. Yani bunları hangi vakit ve saatte yapmaya alışmışsa, o vakitleri gözetip yemeğini ve yatağını hazırla. Zira açlık ateşlendirir, uykusuzluk öfkelendirir.

7-8. Kocanın malını koru, israf ve telef etme. İtibarını koru, hısım-akrabasına hürmet et. Bunlar iyi idarenin gereklerindendir.

9. Efendine ait bildiğin sırları sakın kimseye duyurma. Eğer duyuracak olursan güvenini kaybedersin sen de ondan emin olamazsın.

10. Dine aykırı olmayan isteklerini yerine getirmekte ihmal gösterme. Şayet ihmal gösterirsen, onu darıltır, kendine düşman edersin. O kederli olduğu zaman sen neşeli olma, o neşeli olduğunda sen üzüntülü görünmekten çekin. Onun üzüntülü zamanında senin neşeli, onun neşeli zamanında senin üzüntülü görünmen onu sevmediğinin, hislerine, dertlerine ortak olmadığının delilidir. Bu hal ise sizi birbirinizden ayırmaya kadar götürebilecek soğuk bir davranıştır. Sen eşinin dertlerine ne kadar ortak olursan o da senin dertlerine o kadar ortak olur. Eşinin isteklerini kendi isteklerine tercih et. [16]

 

 

 

EŞLER BİRBİRLERİNDEN NELER BEKLİYORLAR?

Kadınların erkeklerden, erkeklerin de kadınlardan beklentileri genelde aynı. Kadınlar kocalarından kıskanç olmamalarını, eve iş getirmemelerini ve alınan kararlarda kendilerine danışılmasını istiyorlar. Erkekler ise karılarının olur olmaz her şeyi büyütmemelerini, az konuşmalarını, hayalci olmamalarını istiyorlar.

ERKEKLERİN BEKLEDİKLERİ

1.       Hanımım anlayışlı ve hoşgörülü olmalı.

2.     Karşılıklı ilişkilerde sevgi ve saygıyı ön planda tutmalı.

3.     Hayalci olmamalı.

4.     İşten eve sinirli gelebilirim, böyle durumlarda anlayışlı olmalı.

5.     Kabul etmediğim bir konuda beni iknaya uğraşmamalı!

6.     Problemleri çözmek için peşin hükümlü olmamalı (İnatçı bir tavır göstermemeli)

7.     Beni olduğum gibi kabul etmeli, bana göre davranmalı.

8.     Az ve yerinde konuşmalı.

9.     Evliliğimizi başka evliliklerle karıştırmamalı.

10.  Sadece kendi aklına, mantığına ve kabiliyetine güvenerek davranmamalı.

11.   Ukalâlık göstermemeli.

12.  Küçük şeyleri büyütüp içinden çıkılmaz hâle getirmemeli.

 

KADINLARIN BEKLEDİKLERİ

1.       Eşim, anlayışlı, fedakâr, hoşgörülü olmalı.

2.     Kadınların yaratılış itibariyle erkeklerden farklı olduklarını kabul etmeli.

3.     Kadının aile içerisindeki önemini kabul etmeli, bunu bana hissettirmeli.

4.     İşini çok sık evine getirmemeli.

5.     Geç vakitlere kadar dışarıda kalmayı alışkanlık haline getirmemeli.

6.     Aile içerisinde alınan kararlarda bana da danışmalı

7.     Aile huzurunu kaçıracak kadar kıskanç olmamalı

8.     Aile içerisindeki sorunları, üçüncü kişilere aktarmamalı.

9.     Bütün sorunlarını benimle paylaşmaya ihtiyaç duymalı.

10.  Onun için yaptığım şeyleri görüp, takdir etmeli (Yemek, hediye vs. [17]

 

NİKAH DUASI

 

Ey Allahım

Bu merasimi uğurlu ve mübarek eyle,

Evlenen kardeşlerimize,

Aralarında kaynaşma sevgi ve devamlılık yarat

Nefreti, fitneyi onlardan uzaklaştır,

Ey Allahım

Peygamberimiz Hz Muhammed  ile Hz Hatice Validemizi,

Hz Adem as ile Hz Havva Anamızı,

Hz Ali (kr vc) ile Hz Fatıma’yı birbirine kaynaştırdığın gibi

Bu kardeşlerimizi de birbiriyle kaynaştır.

 

NİKAH DUASI

Ya Rabbi!

Şu anda huzurunda akdedilen nikah ile bu gençlerin kurdukları yuvaya dirlik ve düzenlik, kendilerine daima birlik ve beraberlik ihsan eyle.

İstikballerini bayram sevinciyle yaşat... Ömür boyu yüzlerini güldür. Geçimsizliklerini muhafaza edip kimseye gülünç etme Ya Rabbi.

Ya Rabbi!... Burada yapılan nikahı kabul eyle... Bu kardeşlerimizin kalplerine muhabbet, vücutlarına afiyet, rızıklarına bereket, ölmüşlerine rahmet, kendilerine hayat mücadelesinde metanet ihsan eyle... Kendilerini ve çocuklarını dünyevi ve uhrevi mutluluğa erdir. Daima ticareten lentebur sırrına mahzarına mahzar eyle. Helal rızık ihsan edip haramlardan muhafaza eyle. Her türlü muratlarına vasıl eyle.

Zina afetinden koru, kurulmuş yuvalarını yıkılmaktan muhafaza eyle... Kendilerini ve çocuklarını İslam’ı yaşayanlardan ihsan eyle. İmanlarını kuvvetlendir, ihlâslarını artır. İslam’a karşı samimiyet ve şuur ihsan eyle...

Kur’an’a göre amel etmeyi, sünneti hayata tatbik etmeyi cümlemize ihsan eyle...

Hayırların fethi, şerlerin def’i, gönüllerin murada nail olması için, Allah rızası için el-Fatiha..



 

[1] Aclûnî, Keşful-Hafa, Hadis no:2432.

[2] Rum, 30/21

[3] Ragıp Güzel, Minberden Mü’minlere Hutbeler, Çelik Yayınevi, İstanbul, 1992.

[4] Abdülkadir Akgündüz, Dur ve Düşün, Sur Dergisi, Sayı:225, s. 10-11.

[5] İbni Mâce, Nikah 1.

[6] Ali Demirel, Zaman gazetesi. 27.12.2004.

[7] Nisa, 4/19

[8] Müslim, Hacc, 147; Ebû Davud, Menasik, 56

[10] Rûm, 21

[11] Buhârî, İman, 41

[12] Doç. Dr. Halil Altuntaş Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi, “Muhabbet Ocağımız Aile Yuvası” 

Diyanet Aylık Dergi (Sayı:165)

Sayfa:4/10

[13] Tirmizi, Menakıb, 30

[14] Doç. Dr. Halil Altuntaş Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi, “Muhabbet Ocağımız Aile Yuvası” 

Diyanet Aylık Dergi (Sayı:165)

Sayfa:4/10

 

[15] Selim Gündüzalp- İsmail Örgen, Sevgi Öyküleri, Zafer Yayınları, 4. Baskı, İstanbul, 2002, s. 93-94.

[16] Mehmet Said, Ailede Saadet Prensipleri, Fıkhus-Sünne, 2/234.;M. Yaşar Kandemir, Mutlu Bir Yuva İçin, s.41-42; Ali Rıza Temel, Mutlu Bir Yuva, Kutup Yayınları, s.132-133, İstanbul,1995.

[17] Sermin Demirdağ, “Eşler Birbirinden Neler Bekliyorlar?”, Sur dergisi, Sayı:225, s. 26.