|
BÖLÜM I
GİRİŞ
GEREKÇE
Kur’an-ı Kerim, Allah’ın
insanlığa gönderdiği son ilahi kitaptır ve
Müslümanlar için mukaddestir. Müslümanların
inanç, ibadet ve davranışlarında olduğu gibi
gündelik yaşantılarında da Kuran-ı Kerim’in
özel bir yeri vardır. Müslümanlar, işlerine
başlarken “Besmele” çekmeyi, işlerini
tamamlayınca da “Elhamdülillah” demeyi;
herhangi bir nimete kavuşunca şükretmeyi,
ölüm ve benzeri hadiselerle karşılaşınca
“Biz Allah’tan geldik, Allah’a döneceğiz”
mealindeki ayetleri okuyarak sabretmeyi ve
teselli bulmayı inançlarının gereği kabul
ederler. Bunun gibi her Müslüman günlük
ibadetlerinin dışında yola çıkarken,
cenazede, kabir ziyaretinde veya herhangi
bir anda Kur’an okur, okutur ve dinler.
Kur’an’ın tecvit üzerine güzel bir sesle ve
doğru okunması da Müslümanlar için çok
önemlidir. Bir Müslüman’ın Kur’an-ı Kerim’i
usulüne uygun olarak okuyabilmesi,
Kur’an’dan bir kısım sure veya ayetleri
namaz esnasında okumak için ezberlemesi
kaçınılmazdır. Bütün bunlara ilaveten bir
Müslüman’ın Kur’an’ın nelerden bahsettiği
hakkında bilgi sahibi olmak gibi bir
yükümlülüğü de vardır.
Kur’an’ı usulüyle kıraat
etmek, ezberlemek ve anlamaya çalışmak,
Hz.Peygamber devrinden bu yana Müslüman
toplumlarda hayati bir önem arz etmiştir.
Şüphesiz bunda Kur’an’ın bizzat
yönlendirmeleri kadar, Hz. Peygamber’in
Kur’an’ın öğrenilmesi, öğretilmesi,
anlaşılması, okunması ve mesajının iyi
kavranarak hayata geçirilmesi yönündeki emir
ve tavsiyeleri de rol oynamıştır. Nitekim
her Müslüman toplum gibi, Türkler de bin
yılı aşkın bir süreden beri Kur’an eğitim ve
öğretimine büyük önem vermişlerdir. Kur’an
eğitimi ayrıca dini eğitimin mihverini
oluşturduğu için, din eğitimi veren
kurumların öğretim programlarında önemli ve
öncelikli bir yere sahip olmuştur; hatta
“Daru’l-Kurra” adı verilen müstakil eğitim
kurumları oluşturulmuştur.
Kur'an-ı Kerim’in dili,
Arapça’dır. Bu yüzden Kur'an-ı Kerim’in
doğru bir biçimde okunabilmesi Arap
alfabesinin öğrenilmesini gerektirir.
Kur'an-ı Kerim'in, tarihsel süreç içinde
diğer Arapça metinlerden farklı olarak
kendine özgü bir okunma biçiminin oluştuğu
bilinmektedir. Türkler de ilk dönemlerden
beri Kur'an-ı Kerim’i, Arapça’nın fonetik
yapısı ve tecvit kuralları çerçevesinde
ortaya çıkan bu kendine özgü okunuş biçimine
bağlı kalarak okuya gelmişlerdir.
Cumhuriyet döneminde
Kur’an eğitim-öğretiminin verildiği yerlerin
başında Kur’an Kursları gelmektedir. Toplumu
din konusunda aydınlatmakla yükümlü olan
Diyanet İşleri Başkanlığı, din eğitimi
faaliyetlerini öncelikle camiler ve Kur’an
Kursları aracılığıyla yürütmektedir. Kur’an
Kursları, yaygın din eğitimi kurumlarıdır.
Başlıca üç tip Kur’an kursundan söz
edilebilir:
Ø
Ağırlıklı olarak ilköğretimi
bitiren öğrencilere yüzünden Kur’an okuma
usullerinin öğretildiği Kur’an Kursları,
Ø
Yukarıdaki kursu başarıyla
tamamlayan ve Kur’an’ı baştan sona
ezberlemek isteyen öğrencilere Hafızlık
eğitimi veren Kur’an Kursları,
Ø
İlköğretim 5. sınıfı
tamamlayan öğrencilere tatil döneminde
Kur’an okuma ve temel dini bilgiler veren
Yaz Kur’an Kursları.
Yaz Kursları, örgün
eğitim sürecinde bulunan gençlerin dinin
temel bilgilerini öğrendikleri önemli
eğitim-öğretim merkezleridir Bu kurslar
vasıtasıyla öğretim süreci içinde Din
Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersleri ile genel
dini bilgiler kazanan gençler, kendi dinleri
olan İslam’ın temel inanç prensipleri,
uygulanması gereken ibadetler ve toplumsal
hayatın içinde dinle iç içe geçmiş olan
ahlaki prensipler hakkında bilgi sahibi
olmaktadır; dini yükümlülüklerini yerine
getirebilmek için gerekli dua ve sureleri
ezberlemekte, Hz.Muhammed’in örnek
hayatından davranış modelleri
çıkarmaktadırlar. Ayrıca bu kurslara
katılanlar özellikle ve ağırlıklı olarak
Kur’an-ı Kerim’i yüzünden okumayı
öğrenmekte, onu mealiyle birlikte okuma
alışkanlığı kazanmaktadırlar.
Bu kurslar, din eğitimi
çevresinin önemli bileşenlerinden olan Cami
ile yetişmekte olan neslin ilişkisinde
önemli roller üstlenmektedir. Gençlerin
hayatlarını anlamlandırma süreçlerinde
karşılaştıkları sorunların çözümünde
kendilerine destek sağlayacak bilişsel,
duyuşsal ve psiko-motor davranışlar
kazanmalarına önemli katkılar sağlamaktadır.
Yaz Kur’an Kursları,
ayrıca milli birlik ve beraberliği
perçinleyen, sevgi, saygı ve dostluk
bağlarını güçlendiren, vatan, millet,
bayrak, şehitlik ve gazilik gibi milli
değerleri özümseten; bir arada yaşama ve
sorumluluk bilincini geliştiren bir
perspektifi de hedef kitlesine
kazandırmaktadır.
Bilim ve teknolojideki
gelişmeler, eğitim ortamlarının ve
öğreticilerin bu ortamlardaki rollerinin
değişmesi ve çeşitlenmesi, günümüz insanının
din konusundaki ilgi ve ihtiyaçlarının
giriftleşmesi, öğrenenlerin sağlıklı din
bilgilerini edinebileceği yetkin kaynak
arayışı, "hayat boyu öğrenme" ve "öğrenmeyi
öğrenme" gibi evrensel yaklaşımlar, Yaz
Kur’an Kursları’nda şimdiye kadar informal
düzeyde gerçekleştirilen din eğitimi
etkinliklerinin, çağdaş program geliştirme
yaklaşımlarını temel alan bir düzleme
kavuşturulmasını zorunlu kılmaktadır. Bu
çerçevede Yaz Kur’an Kursları’nın düzenlenme
zaman ve yerleri; kurslara devam eden
öğrenenlerin bilgi düzeylerinin
farklılıkları ve bu kurslardan beklentileri;
öğreticilerin yetiştirilmesi ve denetimi;
öğrenenlerin devamı ve takibi; öğretim
programının mahalli ihtiyaçlara göre
esnek-çerçeve bir öğretim programı içinde
karşılanması gibi hususlar, bu kursların,
yeniden ele alınmasını gerekli kılmaktadır.
Eğitim Bilimi, Halk
Eğitimi, İletişim Bilimi ve Yaygın Din
Eğitimi Bilimi’ndeki gelişme ve yaklaşımlar
göz önünde bulundurulduğunda, Yaz Kur’an
Kursları’nın revizyonu adı geçen Kursların
“Kur” esasına uygun olarak düzenlenmesi ile
sağlanabilir. Kur, belli amaçlara ulaşmak
üzere kendi içerisinde belli bir bütünlüğü
olan, fakat ulaşılmak istenilen ana hedeften
de ayrı düşünülmeyen öğrenme birimlerinden
oluşan yapıya denir. Kur sisteminin,
özellikle öğrenenlerin, öğrenme
alanlarındaki bilgi ve beceri düzeyleri
dikkate alınarak yapılandırılması esastır.
Öğrenenlerin, böyle bir yapılandırılmada,
daha önce elde ettikleri bilgi ve becerileri
tekrarlamalarının önüne geçerek öğrenme
sürecinde vakit kaybını önlenmiş olur. Belli
bir konudaki öğrenme alanları, kur esasına
göre yapılandırıldığında, öğrenen bütünün
bir parçasını tamamladığında, başka bir
parçasını elde eder. Burada elde ettiği
bilgi ve beceriyi kaybetmediği sürece başka
bir mekan ve zamanda programın geri kalan
kısmını tamamlama imkanına sahip olur. Kur
sistemi, öğrenenlerin, bilgi ve becerilerine
uygun olarak gruplara ayrılmalarına imkan
verir; Öğrenmede esneklik sağladığı gibi
bireysel farklılıkların göz önünde
bulundurulmasına da fırsat verir.
Öğrenenlerin, çeşitli aktiviteler için kendi
zamanlarını planlayarak aynı zamanda bu
kurslara devam edebilmelerini kolaylaştırır.
Netice olarak, Yaz Kur’an Kursları’nda
hedeflenen amaçların gerçekleşmesi, uygulama
ve öğrenme-öğretme sürecinde karşılaşılan
problemlerin büyük ölçüde önüne geçilmesi,
“Kur” sistemiyle en üst seviyede sağlanır.
YAZ KUR’AN KURSLARI ÖĞRETİM PROGRAMININ
TEMEL YAKLAŞIM
Yaz Kur’an Kursları,
“Kur’an-ı Kerim’i ve mealini
öğrenebilmeleri, dini bilgilerini
geliştirebilmeleri amacıyla” Milli Eğitim
Bakanlığı’nın denetim ve gözetiminde en az
ilköğretim 5. sınıfı bitirmiş olan
öğrencilere yönelik olarak yaz aylarında
camiler, Kur’an Kursları ve belirlenen diğer
mekanlarda açılan kurslardır. Bu kurslara
kayıtlar, ilk ve ortaöğretim kurumlarının
yıl sonu tatiline girdiği ilk hafta yapılır,
ikinci haftadan itibaren de öğretime
başlanır. Yaz Kur’an Kursları’na ilköğretim
5. sınıfı tamamlayan öğrencilerden lise son
sınıfa kadar tüm ilk ve ortaöğretim
kademelerinden öğrenciler yararlanır. Bu
itibarla yaz kurslarına devam eden
öğrenciler, çoğunlukla 12-18 yaş grubundan
oluşmaktadır. Öğrencilerin gelişim
özellikleri ile birlikte Yaz Kur’an Kursları
öğretim programı düzenlenirken aşağıdaki
yaklaşımlar benimsenmiştir:
Ø
Bugüne kadar Kur’an ve dini
bilgiler öğretimini mutad tarzda yürütmekte
olan bu kurslar, ortaya çıkan değişmeler ve
ihtiyaçlar çerçevesinde öğrenenlerin bilgi
ve becerilerine göre ayrıştırılmalarını esas
alan “Kur” sistemine göre
yapılandırılmıştır, program 3 kur halinde
düzenlenir ve yürütülür. Her kur 3 haftalık
bir eğitimden oluşmaktadır.
Ø
Bu kurslarda
gerçekleştirilecek eğitim, “Kur’an’ Yüzünden
Okuma Becerisini Kazandırma” ile “Temel
İslam Bilgileri”ni kapsamaktadır.
Ø
Yaz Kur’an Kursları’nın “Temel
İslam Bilgileri Eğitimi” verilen yaygın din
eğitimi kurumları olduğu göz önünde
bulundurularak öğretim programında
hedef-öğrenen-konu üçlüsünü birlikte
değerlendiren bir eğitim anlayışı esas
alınmıştır.
Ø
Eğitim programının öğrenme
alanları, Kur’an, İtikat, İbadet, Siyer ve
Ahlak’ı kapsamaktadır.
Ø
Her kurda söz konusu öğrenme
alanları ile ilgili belli düzeyde bilgi ve
becerilerin kazandırılması amaçlanmıştır.
Ø
Eğitim programı, çerçeve esnek
program anlayışına dayalı olarak
hazırlanmıştır. Bu çerçevede öğreticiler,
öğrenenlerin ilgi ve ihtiyaçları
çerçevesinde gerekli gördükleri konuları
öğretime dahil edebelicekleri gibi,
öncelikle işlenmesi gereken konuları öne
alabilecek veya ileriki haftalara
aktarabileceklerdir.
ÖĞRENME-ÖĞRETME SÜRECİNDE UYULMASI
GEREKEN İLKELER
1.
Eğitim-öğretim süreci boyunca
Anayasanın din özgürlüğü (laiklik) ilkesi
göz önünde bulundurulacak, din, vicdan,
düşünce ve ifade özgürlüğü ile çelişen
etkinliklere yer verilmeyecektir.
2.
Öğretim programı aracılığıyla
öğrenenlere kazandırılmak istenen temel
bilgi ve beceriler, öğrenenin gerçek
yaşamdaki ihtiyaçlarıyla örtüşmelidir.
3.
Konular, öğrenenlerin genel
kültürleri ve pedagojik gelişimleri göz
önünde bulundurulmak suretiyle,
sevgi-ilgi-bilgi dengesi gözeten bir
yaklaşımla işlenecektir.
4.
Öğrenenlerle birlikte
kullanılacak ders araç ve gereçleri mutlaka
Diyanet İşleri Başkanlığı’nca hazırlanmış
veya kullanımına Başkanlıkça izin verilmiş
(Dinimi Öğreniyorum, Peygamberimi
Öğreniyorum, Kitabımı Öğreniyorum, Kur’an
Okumaya Giriş, Kur'an-ı Kerim Meali, İlmihal
ve Dini Terimler Sözlüğü, ses ve görüntü
kasetleri vb.) kaynaklardan yararlanılarak,
onların yaşanan dini hayatı görüp
algılamalarına imkan verenlerinden
seçilecektir.
5.
Öğrenenlerin öğretim ortamı
dışından getirdiği yanlış ve eksik dini
bilgi ve anlayışlar, pedagojik bir
yaklaşımla ele alınarak düzeltilecektir.
6.
Konuların işlenmesinde öğrenenin
bilişsel ve duyuşsal özgeçmişi göz önünde
bulundurularak, örnekler günlük hayattan
seçilerek verilecektir.
7.
Konular, mutlaka ilgili ayet ve
hadis mealleriyle desteklenecek, okuma
parçaları ve hikayelerle açık ve anlaşılır
hale getirilecektir.
8.
Kur’an-ı Kerim’i yüzünden okuma
öğretiminde harf ve kelimelerin doğru
telaffuzuna özen gösterilecek, ancak mahreç
üzerinde öğrenenlere bıkkınlık verecek
şekilde ısrar edilmeyecektir.
9.
Kur’an öğretiminde, Türkçe
mealinden okuma alışkanlığının
kazandırılması üzerinde önemle durulacak,
Kur’an’ı Arapça metninden okumanın değeri
yanında Türkçe mealinden okumanın da önemi
vurgulanacaktır.
10.
Kur’an öğretimine esas olarak
hazırlanacak olan Elif-Ba kitabında yer alan
örnekler mümkün olduğunca ezberlenecek sure
ve dualarda yer alan kelimelerden
seçilecektir.
11.
Üçüncü Kur’da Kur’an’ı yüzünden
okuma konusunda bir sınırlama söz konusu
değildir. Öğrenenler, dilerlerse yüzünden
okuma hızlarına göre Kur’an’ın baştan sona
okunmasını gerçekleştirebilecektir.
12.
Kur sisteminde 3. kur nihai
öğrenme birimi niteliği taşımamaktadır. Bu
anlamda 3. kuru başarı ile tamamlayan
öğrenciler, daha sonraki dönemlerde 3. kura
yeniden kayıt yaptırarak Kur’an’ı Kerim’in
hatmine devam ederken öğreticinin
belirleyeceği sure ezberlerini de
gerçekleştirebilecektir.
13.
Kur’an’ı Kerim’in yüzünden
okutulması sırasında öğrencilerin ibadetlere
katılım ihtiyacı göz önünde bulundurularak
namazlarını kılabilecek kadar sure ve duanın
öğretilmesine çalışılacaktır. Bu sure ve
duaların öğretilmesi Latin harflerinden
değil, öğreticinin okumasına dayalı olarak
orijinal metin üzerinden
gerçekleştirilecektir.
14.
Dinin, milli kültürü oluşturan
önemli unsurlardan biri olduğu gerçeği göz
önünde bulundurulacaktır.
15.
İnanç-davranış ilişkisinin önemi
üzerinde durulacaktır.
16.
Peygamberlik ve peygamberlere
iman konuları işlenirken, Peygamberlerin
sıfatları da öğretime dahil edilecektir.
17.
Dini öğrenmenin, teorikle
uygulama arasındaki sıkı ilişki ile oluştuğu
mümkün olduğunca dikkate alınarak, öğretimin
cami ve cemaatle bağlantısı sağlanacaktır.
18.
Öğrenenlerin kurs süresince
cemaatle ibadet ve benzeri dini kültürel
etkinliklere katılımı mümkün olduğunca
teşvik edilecektir.
19.
Öğrenenlerin iyi birer vatandaş
olabilmeleri ve sosyalleşebilmeler için dini
ahlaki bilgi ile sağduyulu duygu ve
davranışlar özendirilip,
ödüllendirilecektir.
20.
İbadetlerin, Allah'a karşı sevgi,
saygı ve şükran duygularının ifadesi
olmasının yanında, kişinin sağlığına, toplum
fertlerinin birbirine sevgi ve saygı ile
bağlanmalarına, yardımlaşmalarına,
dayanışmalarına imkan veren; fert ve toplum
ilişkilerinin iyi ve düzenli bir şekilde
yürütülmesine yarayan, insanı erdeme ve
mutluluğa götüren kazanımları fark
ettirilecektir.
21.
Peygamberimiz Hz.Muhammed ile
ilgili konular işlenirken, onun model
kişiliği ile ilgili örnekler verilecektir.
22.
Milli birlik ve beraberliği
güçlendirici sevgi, saygı, kardeşlik,
arkadaşlık, dostluk bağlarını pekiştirici;
vatan, millet, bayrak, sancak, şehitlik,
gazilik gibi milli değerlerin ve
kavramların, öğrenenler tarafından
benimsenmesine özen gösterilecektir.
23.
Milli birlik ve beraberliğe
olumsuz etki eden dinle bağlantılı satanizm,
ateizm, reenkarnasyon gibi düşünce akımları
ve Misyonerlik etkinlikleri hakkında da
gerekli bilgiler, yeri geldikçe
verilecektir.
24.
Eğitim-öğretim sürecinde bireysel
öğretim, diğer öğrencilerin katılım isteğini
zayıflattığından mümkün olduğunca her
öğrencinin katılımını sağlayacak
düzenlemeler tercih edilecektir.
25.
İtikat, ibadet ve Siyer
öğretiminde mümkün olduğunca görsel-işitsel
öğretim tekonolojilerinden yararlanılmaya
çalışılacak, imkanlar yeterli olmadığı
takdirde bazı konuların öğretimini
destekleyen görsel materyallerin toplu
gösteriminin sağlanması yönünde
Müftülüklerce destek sağlanacaktır.
|