O yıl babamın tayini çıkmıştı. Beş yıldan beri
Sakarya'nın Söğütlü kasabasında babam bir camide
müezzin olarak görev yapıyordu. Biz de o vesile ile
ilkokula Söğütlü'de başladık.
Bir öğretmenim vardı. Adı Enver AKIN.... Babamla
adaştı. Beni çok severdi. Öğretmenlik hayatı boyunca
ilk defa bizi birinci sınıftan almış, beşinci sınıfa
kadar getirmişti.
İşte o sıralar beşinci sınıfın ilk dönemi... Babam
Ferizli kasabası Merkez camisine İmam-Hatip olmuştu.
Söğütlü ile Ferizli arası 3 km. kadardı. Uzak
sayılmazdı.
Biz eşyamızı Ferizli'ye taşıdık. Ama benim gönlüm
Söğütlü'de okumaktı. Babam da öyle istiyordu. Hem
öğretmenimiz bizi ilk defa birinci sınıftan alıp
beşinci sınıftan mezun edecekti.
Ben ve babamın isteği ile, her sabah otobüsle
Ferizli'den Söğütlü'ye okula gelirdim.
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı
vesilesiyle, çeşitli yarışmalar düzenlendi. Bu
yarışmalardan birisi de "Bisikletle en yavşa gitme"
yarışmasıydı. Ben de bu yarışmaya katıldım.
Babamın çift kadro büyük bir bisikleti vardı. Ben
bisiklete binmeyi onda öğrenmiştim. Benim için çok
önemli bir gezi, eğlence aracıydı bisiklet.
Yarışmadan önce çok çalıştım. Hatta beni babamın bir
öğrencisi çalıştırdı. Hızlı gitmek için çok pedal
çevirmek gerekiyordu. Ancak yavaş gitmek öyle kolay
değildi.
Benim bisikletim kontra pedal idi. Yani pedaldan
arka frenli. Onun çok avantajını gördüm. 50 metre
kadar bir yerdi yarış pisti. İşte o mekanda, yavaş
yavaş gitmek oldukça maharet gerektiren bir işti.
Ben de 50 m. olan yerlerde çalıştım. Ancak beni
çalıştıran Hasan Harbi abimiz bana güzel bir taktik
verdi.
Bana dedi ki:
- Vehbi , bak beni iyi dinle. Bu yarışmanın adı.
Bisikletle En Yavaş Gitme Yarışı. O yüzden herkes
yavaş gitmek isteyecek. Ancak sen yarışa başlarken
bir pedal fazla çevirip öne çıkarsan, avantaj elde
edersin. Arkada kalanlar, yavaş yavaş gidelim
derken, birbirlerine çarpar, düşerler ve yarışı
kaybederler, dedi.
Yarışın yapılacağı gün Ferizli'den Söğütlü'ye
bisikletlerimizle birlikte Hasan abi ile geldik.
Yarış heyecanı çok müthiş bir şeydi. İlk defa
bisikletle hem de yavaş gitme yarışına katılıyordum.
Yarışın başlamasına az kalmıştı. Çuvalla en hızlı
gitme yarışı, yoğurt yeme yarışı, ormancı oduncu
yarışı vb. yarışlar yapıldı.
O sene 23 Nisan Söğütlü Ortaokulunda yapılacaktı.
Ortaokulun bahçesi küçüktü. O yüzden yarış pisti de
50 m. kadardı.
Bisiklet yarışına sıra geldi. Bütün yarışmacılar
yerlerini aldılar. Arkadaşlarımın bisikletleri küçük
pinokyo bisikleti dediğimiz küçük boy bisikletlerdi.
Bir benim bisikletim büyüktü.
Birbirimize çok yakın duruyorduk. Herkes hazırlandı.
Düdük çaldı. Ben Hasan abinin dediği gibi bir pedal
daha fazla çevirerek öne çıktım. Ondan sonra kontra
pedal olduğu için, yavaş yavaş hareket ediyordum.
Aradan iki dakika geçti. Yarışı yöneten öğretmen, en
öndeki Vehbi AKŞİT, bas pedala yarışı sen kazandın
dedi. Ben de arkama baktım. Bütün arkadaşlar
birbirine çarpmış, düşmüşler ve yarıştan
elenmişlerdi.
Aslında bu yarışı Hasan Harbi abimiz kazanmıştı. O
bana, yarışa başlarken, sen bir pedal daha fazla
çevir demeseydi, belki ben de yarışı
kazanamayacaktım.
Yarış sonunda 3 adet kurşun kalem kazanmıştım.
Birini kendim kullandım, diğerini de kardeşlerim
Kevser ve Nursel'e verdim.