Hac
imtihanında Kabe, Mescidi- Nebi ve Kudüste kılınan
namaz ile ilgili olarak sorduğum soruya verilen
cevap.
1998 yılında Afyon Başmakçı ilçe
müftülüğüne atandıktan iki hafta sonra Hacca gidecek
din görevlilerinin seçimi vardı. Afyon Müftüsü M.
Hakkı ÖZER, komisyona en yeni iki müftü ile en
kıdemli iki müftüyü almıştı. Ben de yeni atandığım
için listedeydim. Ama yedeklerdeydim. Asil üye olan
arkadaş gelmeyine ben komisyona dahil oldum.
Yazılı imtihandan sonra, Sahipata
Kur'an kursunda sözlü imtihan yapılacaktı. Komisyon
üyeleri olarak imtihan başladık. Her komisyon üyesi
sorular soruyor. Bu sorulara verilen cevaplar
değerlendirilerek 5 komisyon üyesinin vermiş olduğu
puanlar toplanarak 5'e bölünüyor ve ortalama öyle
bulunuyordu.
Görevliler sırayla içeriye
giriyor, K.Kerim, Ezan, Peygamber Efendimizin Hayatı
ve ağırlıklı olarak hac konularında sorular
soruyorduk. Bu arada Diyanet İşleri Başkanlığı'nın
Hac Rehberi isimli kitabı okuyup okumadıklarını da
sorduğumuz sorularla öğrenmeye çalışıyorduk.
Ben kitabı karıştırırken,
Peygamber Efendimiz'in Kabe'de, Mescid-i Nebi'de ve
Mescid-i Aksa'da kılınan namazlara verilecek
sevaplardan bahseden hadisini okudum. İşte o anda,
aklıma gelen bir soru oldu. Fakat soruyu şöyle
sordum:
Hac kitaplarında şöyle bir söz
var: Kabe'de kılınan sevaba 100 bin, Peygamber
Mescidinde kılınan namaza bin, Mescid-i Aksa'da
kılınan namaza da 500 yüz sevap var" diyor. Bunu ben
anlamıyorum. Nasıl oluyor? Her üçünde kılınan namaz
da aynı namaz. Bu nasıl oluyor? Bize izah edebilir
misiniz? dedim.
İsmini hatırlamadığım din
görevlisi, gayet sakin bir şekilde sorulan sorunun
tersliğine aldırmadan:
Hocam, bu peygamberimizin hadisi
dedi. Üç farklı yerde kılınan namazlara üç farklı
sevap verilmesinin sebebi, peygamber efendimizin bu
mescidleri önem sırasına göre sıralamış olmasından
kaynaklanıyor. Peygamber de bu konuda söz sahibidir.
Yani kılanan namazların değerini takdir edebilir.
Bakın şöyle izah edeyim, dedi. Ve
cebinden bir adet 10 milyon, 1 adet 1 milyon ve
beşyüz bin liralık kağıt para çıkardı. Ve bize
gösterdi.
"Bakın bu 10 milyon, kağıt para,
devlet bunun üzerine 10 milyon yazmış, Yani bununla
10 milyonluk ihtiyacını giderebilirsin demiş. Bu 1
milyon, bu da kağıt. Bunun üzerinde de 1 milyon
yazmış, bununla da 1 milyonluk bir şey alabilirsin.
Bu kağıt parçası ise, 500 bin lira. Bu da kağıt.
Bunun üzerinde de 500 bin liralık ihtiyacın
giderileceği anlamında bir yazı var.
Demek istediğim, devlet, bir
kağıdın üzerine kağıdı aynı olmak üzere farklı
farklı değerler biçebildiğine göre, peygamberimiz
niye farklı sevapların olduğunu söyleyemesin. dedi.
Başta ben olmak üzere, bu hadise
böyle bir yorum beklemiyorduk. Komisyon üyeleri
olarak böyle zeki görevlileri görmekten dolayı çok
mutlu olduk.
Bu benim için de güzel bir
tecrübe oldu. Bu hatıramı her vesile ile
anlatıyorum. Ama ilk defa bu sitede hac hatırası
olarak yazıya dökmek nasip oldu.
NOT: Bu
hatırayı, 2006 yılında Aday İmam-Hatipler için
Kütahya Müftülüğünce düzenlenen hazırlayıcı eğitimde
bir hatıra olarak anlatmıştım. Kursiyerlerden Ahmet
Sinan Erçetin, beni ziyaret için geldi. Hocam, hani
bir görevliye hac imtihanında Mekke, Medine ve
Kudüs'te kılınan namazların sevapları ile ilgili bir
soru sormuştunuz ve cevabını da beğendiğiniz kimse
vardı ya, dedi. Ben de yoksa tanıyor musunuz? diye
sorunca; -Hocam O kişi benim babam. Adı da Yaşar
Erçetin, Afyon Sincanlı Tınaztepe Kur'an Kursunda
Öğretici, deyince çok mutlu oldum.
Bu vesile ile
değerli Yaşar Erçetin hocama buradan selamlarımı
iletiyor, saygılar sunuyorum.