KABENİN YOLLARI
Kabe'nin yolları bölük bölüktür.
Benim yüreciğim delik deliktir
Dünya dedikleri bir gölgeliktir.
Canım Kabe'm varsam sana
Yüzüm gözüm sürsem sana
Eşim dostum yüklesinler yükümü
Komşularım helal etsin hakkını
Görmez oldum ırak ile yakını
Canım Kabe'm varsam sana
Yüzüm gözüm sürsem sana
LEBBEYK
Lebbeyk, Allahümme Lebbeyk
Lebbeyke la şerike leke Lebbeyk
İnnel hamde venniğmete leke vel mülk
La şerike lek
Gönül kulağıma gelse bir sada
Ey kulum gel eyle haccını eda
Etsem malı-mülkü, cananı feda
Diyerek Lebbeyk, Allahümme Lebbeyk;
Lebbeyke la şerike leke Lebbeyk.
Babüs-selam’ından beytine girsem
Hacer’ül-Esved’e yüzümü sürsem
Geçip masivadan vuslata ersem
Diyerek Lebbeyk, Allahümme Lebbeyk;
Lebbeyke la şerike leke Lebbeyk.
Salih Kullarınla tavafa dursam
Nurunla mest olup feyzinle doysam
Tecelli-i Zatını ruhumda duysam
Diyerek Lebbeyk, Allahümme Lebbeyk
Lebbeyke la şerike leke Lebbeyk
Akarken göz yaşım Safa’ya düşsem
Yalınayak başı açık Merve’ye koşsam
Zemzem-i Şerifi içerek coşsam
Diyerek Lebbeyk, Allahümme Lebbeyk
Lebbeyke la şerike leke Lebbeyk
Arafat’tan affa uğrayıp çıksam
Günahım tevbenin nuruyla yaksam
Beka denizine çağlayıp aksam
Diyerek Lebbeyk, Allahümme Lebbeyk
Lebbeyke la şerike leke Lebbeyk
İnnel hamde venniğmete leke vel mülk
La şerike lek
Arayı arayı bulsam izini
İzinin tozuna sürsem yüzümü
Hak nasib eylese görsem yüzünü
Ya Muhammed Canım arzular seni
Bir mübarek sefer olsa da gitsem
Kabe yollannda tozlara batsam
Hub cemalin birkez düşümde görsem
Ya Muhammed Canım arzular seni
Zerrece kalmadı kalbimde hile
Sıdk ile girmişem ben bu hak yola
Ebu Bekir, Ömer, Osman'da bile
Ya Muhammedi Canım arzular seni
Ali ve Hasan, Hüseyin anda
Sevdası gönüllerde muhabbet canda
Yarın mahşer günü Hak divanda
Ya Muhammed Canım arzular seni
Yunus senin methin eder dillerde
Dillerde dillerde her gönüllerde
Arayı arayı gurbet illerde
Ya Muhammed Canım arzular seni
Alma tenden canımı
Aman Allah'ım aman
Görmeden cananımı
Aman Allah'ım aman
Aşıkım Muhammed'e
Ol Resuli emcede
Koyma bizi firkate
Aman Allah'ım aman
Bir kez yüzün göreyim
Payine yüz süreyim
Canım anda vereyim
Aman Allah'ım aman
Zareyleme işimi,
Zehreyleme aşımı
Dökme kanlı yaşımı
Aman Allah'ım aman
Gönül hün oldu şevkinden, boyandım ya Resullah,
Nasıl bilmem, bu nîrana dayandım ya Resullah,
Ezel bezminde bir dinmez figandım ya Resullah,
Cemalinle ferahnak et ki yandım ya Resullah!
Yanan kalbe devasın sen, bulunmaz bir şifasın
sen,
Muazzam bir sehâsın sen, dilersen runümasın
sen;
Habib-i Kibriya'sın sen, Muhammed Mustafa'sın
sen;
Cemalinle ferahnak et ki yandım ya Resullah
Gül açmaz, çağlayan akmaz ilahî nürun olmazsa,
Söner alem, nefes kalmaz telek manzurun
olmazsa,
Firak ağlar, visal ağlar ezel mesrürun olmazsa,
Cemalinle ferahnak et ki yandım ya Resullah!
Erir canlar o gülbuy-i revanbahşın hevasından,
Güneş titrer, yanar didarının, bak,
ihtirasından;
Perîşan bir niyaz inler hayatın müntehasından;
Cemalinle ferahnak et ki, yandım ya Resulallah!
Geçtiğiniz yollara
Bizden selam götürün
Hak-dost diyen dillere
Bizden selam götürün
Kutlu Hicaz çölüne
Hakk'ın solmaz gülüne
O Müminler seline
Bizden selam götürün
Girenler dostun bağına
Düşmez küfrün ağma
Mübarek nur dağına
Bizden selam götürün
Yağan Nur-i Hüdaya
Merve ile Safa'ya
Muhammed Mustafa'ya
Bizden selam götürün
Yalvarıp Rabbimize
Dualar edin bize
Muazzam Kabe'mize
Bizden Selam götürün
Her yönelen Allah'a
Çıkar nurlu sabaha
Al-i Rasülullah'a
Bizden selam götürün
Girersiniz ihrama
El sürmeden harama
Sahabe-i Kiram'a
Bizden selam götürün
Lebbeyk deyip boyuna
Koşun zemzem suyuna
Beni Haşim soyuna
Bizden selam götürün
Mekke ile Medine
iki eşsiz hazine
Cihanyar-ı güzine
Bizden selam götürün
Kavrulan açık başa
Öpülen siyah taşa
Gözlerden akan yaşa
Bizden selam götürün
Yetişir Cemal gayri
Çok sözün yoktur hayrı
Hüccaca ayrı ayrı
Bizden selam götürün
Gani Mevlam nasib etse
Varsam ağlayı ağlayı
Medine'deki Muhammedi
Görsem ağlayı ağlayı
Delil yapışsa elime
Lebbeyk öğretse dilime
İhram bezini belime
Sarsam ağlayı ağlayı
Akıtırlar hayvan kanı
Esirgemez kimse canı
Şol meydanda koç kurbanı
Kessem ağlayı ağlayı
Hüccac döner yana yana
Ciğerim döndü büryana
Şol zemzemden kana kana
içsem ağlayı ağlayı
Derviş Yunus der can ile
Kul olmuşum iman ile
Dilim Zikr-i Kur'an ile
Varsam ağlayı ağlayı
Medineye varamadım
Gül kokuşu alamadım
Ben Rasüle doyamadım
Yaralıyım yaralı yaralı
Kabenin örtüşü kara
Açtı yüreğime yara
Bulunmaz derdime çare
Yaralıyım yaralıyım yaralı
Hacerül Esvedin taşı
Akıttın gözümden yaşı
Bulunmaz Rasülün eşi
Yaralıyım yaralıyım yaralı
Elimden tut kaldır beni
Ya vuslata erdir beni
Çok ağlattın güldür beni
Yaralıyım yaralıyım yaralı
Bir çift turna gördüm uçar havada
Kimi önde gider kimi arkada
Yolunu kaybetmiş ağlar ovada
Doğrudan Kabe’ye varın turnalar
Peygambere selam sunun turnalar
Teheccüt namazına kalktımda durdum
Turnalar uçuyor havada gördüm
Ravzasına varın diye, bir nida verdim
Doğrudan Kabe’ye varın turnalar
Peygambere selam sunun turnalar
Turnam ağır gidiyon sen hasta mısın
Medine'ye gidecek son posta mısın
Söyle peygambere bizleri istesin
Doğrudan Kabe’ye varın turnalar
Peygambere selam sunun turnalar
Akar aşıkların gözünün yaşı
Ah ettikçe eritir dağı, taşı
Kudüsü Şerif'te muallak taşı
Orayı da ziyaret edin turnalar
Peygambere selam sunun turnalar
Dolaşın Kabe’nin sağından geçin
Zemzem kuyusundan eğilin için
Arafat Dağının üstünden uçun
Doğrudan Kabe’ye varın turnalar
Peygambere selam sunun turnalar
Bugün herkes, sana hayrân oluyor, ey
yolcu,
Tuttuğun nurlu yolun, Arşa çıkar tâ bir ucu!
Seni mesteyleyen aşkın, ezelîdir, ezelî;
İltifât eyledi zîrâ, o güzeller güzeli!
Öpeceksin, Hacerü'l-Esved'i;
Müslümanlar, bu büyük devlete imrenmez mi?
Ne
tehassüsle yaşattın, o mukaddes emeli;
Kâ'be'nin âşıkısın, kendini bildin bileli!
Mü'minin, doğduğu günden beri, kalbinde coşan,
Bir
yanardağ gibi, içten içe, her an tutuşan,
Ölmeden, Ravza-i Peygamberini, tek görmesidir;
O
yeşil cennete, bir vecd ile, yüz sürmesidir!
Mâsivâlar, ebedî gâyeye engel mi olur?
Gerçek âşıklar erer maksada, cânânı bulur!
Ümmetim gel! dedî mâdem, sana bak, Fahr-i Cihân;
Bütün âlemlere rahmet, o bütün Cânlara cân!
Artık uslanmaya, kat'î olarak azmeyle;
Silinir orda günâhın, sayısız olsa bile!
Enbiyâ ülkesidir, geçtiğin ıssız çöller,
Âşinâ yüz gibi, hüccâca tebessüm eyler!
Nûra garkolduğu iklimdir o çöl Mûsâ'nın,
Yüce mâbûduna yükseldiği yer, Îsâ'nın!
Nerelerin şâhidi bilsen, o mübârek dağlar;
Rûha mîrâc olan en tatlı sadâlar çağlar!
Mânevî bir koku sardıkça çölün her yerini,
Mest eder gönlümün en gizli derinliklerini!
Başka bir şekle girer, Mekke'nin ufkunda semâ,
Sanki cennetlerin ufkunda eser bâd-ı sabâ!
Saçıyorken, ezelî nûrunu ulvî Kâ'be;
Heyecanlar verir, hem kaskatı, hissiz kalbe!
Sarılıp Kâ'be'ye, feryâd eden âşıklara bak,
Sen
de yalvar, hemen onlarla, coşup ağlayarak!
Ravza; uşşâkına, cânân olup âğûş açıyor,
Hak
Teâlâ; yanan âşıklara, rahmet saçıyor!
Arafât'ın, bütün âfakı, meleklerle dolu,
Öptüğün secde edip toprağı, amber kokulu!
Bu
ne mahşer! Ne büyük hârikadır Yâ Rabbi!
Bu
büyük kitleye rehberlik eden: Rûh-ı Nebî!
Ne
mehâbetli duruş! Mahşeri temsil ediyor,
Mâlikelmülk olan Allah'a yol almış gidiyor!
Arafat'dan iniyorken, hacı, bir kuş gibidir;
Ne
kadar pâk! Anasından yeni doğmuş gibidir!
Ali Ulvi
Kurucu
EY BEYTULLAH YOLCUSU
Ey!
Beytullah yolcusu, Ey! Fazilet zengini;
Meleklere vermedi, Rabb'im senin dengini.
Ah! Bir
görsen yüzünün, o nuranî rengini;
Ne mutlu
ki, en kârlı ticaret şimdi senin;
Karşılığı yüzbindir, Kabe'de bir secdenin..
Ey!
Beytullah yolcusu, Ey! Davetli misafir;
Nebîler
sana yoldaş, Peygamberler müzahir.
Darlık
yüzü yok artık, sana dünya ve ahir;
Arafat
müjdesinden, şüpheye düşme sakın;
Yeniden
doğmuş gibi, olacağın gün yakın..
Bekliyor
şimdi seni, bir sabır imtihanı;
Önce
kendi içinde gizlenen nefsi tanı.
Öfke ve
isyan ile, sevindirme şeytanı;
Kazanmak
istiyorsan, Mîna'daki savaşı;
İbrahim
gibi fırlat, elindeki her taşı...
Yakında
giyeceksin, beyaz ihramlarını;
Çözeceksin ölümün, ölümsüz sırlarını!.
Bıraktın.. Gidiyorsun, işte bütün varını;
Sana
hüzün vermesin, çoluk çocuk ve eşin,
Beytullah'ta bekliyor, milyonlarca kardeşin...
Kabe'yi
ilk gördüğün, o muhteşem anda sen;
Nasıl
bir vecd içinde, ürpereceksin bilsen.
Ne tende
can kalacak, ne dünyada bir hissen;
Unutma
ki; makbuldür, o anda tüm dilekler,
Etrafında, pervane misalidir melekler...
Kalkınca
gözlerinden, asırların perdesi;
Bir
yanda çınlayacak, Bilal'in yanık sesi,
Bir
yanda sahabenin, meleklerle secdesi,
Resul'ü
göreceksin, mihrabında Kabe'nin;
Şahidi
olacaksın, daha nice sahnenin...
Hacer'i
göreceksin, koştururken Merve'de,
İbrahim,
insanlara haccı haber vermede,
Ademi
göreceksin, o Cebel-i Rahme'de;
Açtıkça
göreceksin, o gönül gözlerini;
Arafat
kumlarında, Peygamber izlerini...
Ey!
Beytullah yolcusu, tevekkül abidesi;
Söküp
attın içinden, artık heva hevesi.
Şimdi
zikrullah diyor, bedenin her zerresi;
Var git
artık rehberin, İlahî Kelam olsun,
Gurbet
elden sılaya, binlerce selam olsun...
Cengiz Numanoğlu
BEYTULLAH'IN HUZURUNDA
Bir mahşer mi kopup gelen, beyazlar sarmış
her beden,
Hatırlatır kabir kefen, Uryanıdır
Beytullah'ın.
Kur'an ayet ayet parlar, affın müjdeleri
çağlar,
Mü'min döner döner ağlar, Nalanıdır
Beytullah'ın.
Mest olur canlar bakarken, eller semaya
kalkarken,
Hayy sırrı ruha akarken, Gufranıdır
Beytullah'ın.
Tavaf tavaf huşu başlar, secdeden kalkamaz
başlar,
Şifa bulur onmaz başlar, İhsanıdır
Beytullah'ın.
Gönüller bir haller başka, dualar bir
diller başka,
İnançlar bir iller başka, Mihmanıdır
Beytullah'ın.
Her yerde Hakk'ın satveti, Resulullah
muhabbeti
Halil-ür-Rahman daveti, Ummanıdır
Beytullah'ın.
Gözyaşları nurdan seller, gönül bağı açar
güller,
Aşılan deryalar, çöller, Hayranıdır
Beytullah'ın.
Hakk'dan gayriden geçenler, vuslat şerbeti
içenler,
Kalbi Beylullah seçenler, Cananıdır
Beytullah'ın.
Mülk Rabb'indir agah olun, sahibidir bunca
kulun,
Kullar O'nun Kabe O'nun, Sultanıdır
Beytullah'ın.
Huccac bu neş'eyle neyler, Meleklerle niyaz
eyler,
Mukaddes ne der, ne söyler Kurbanıdır
Beytullah'ın
Mukaddes ÇITLAK
1987
HUZURA GELDİM
Peygamberim, huzura kabul
et beni
Dertlerimi bir bir dökmeye geldim
Adım adım dolaştım kutsal
beldeni
Güzide Ashab’ın görmeye geldim
Allah’ın evi, muazzam
Kabe’yi
Tavaf edip, rahmete ermeye geldim
Ziyana aşık kelebek gibi
Çevresinde dönmeye dönmeye geldim
İlk defa Hira’da gördüğün
Nur’u
Hissedip, onunla uçmaya geldim
Şifalı su, mucizevi
zemzemi
Kaynağından içmeye içmeye geldim
Bedir’i, Uhud’u, şanlı
Hayber’i
Nakşedip, kalbime çizmeye geldim
Hendekte yüzüstü düştüğün
yeri
Keşfedip yüzümü sürmeye geldim
Buram buram kokan Ruhu
Nebiyi
Nefes nefes içime çekmeye geldim
Takva ile yükselen kutlu
Kubâ’nın
Girip, temelinde yatmaya geldim
Veda hutbenle mesaj
yerinde
Arafat’ta duaya, vakfeye geldim
İsmail misali boyun
eğerek
Mina’da yoluna kurban olmaya geldim
Ümmetin olmaya ahdim var
idi.
İmzalı dilekçem vermeye geldim.
Cennet bahçesi nurlu
Ravzâ’na
Tazim ile rızan almaya geldim
Gönlümde açılan sevgi
gülünü
Buket buket sunmaya geldim
Sevgine layık gördünse
beni
Verilen rütbeyi takmaya geldim
Mübarek Ravzâ’na izin ver
gireyim
Sararmış yüzümü sürmeye geldim
Bildirdin bizlere dostu,
düşmanı
Düşmanım nefsimdir, yenmeye geldim
Kovma kapından Ya Resul,
ne olur
Dönmek için değil, kalmaya geldim
Yüce Rabbim, haccımızı
Mübarek eylesin. Dostlarıyla dost, sevdikleriyle beraber eylesin. Cemalini
gösterdiği kullarından eylesin. AMİN.
HZ. MUHAMMED- NA'T
Seccaden kumlardı, devirlerden
diyarlardan gelip
göklerde buluşan ezanların
vardı
Mescid mümin minber mümin
Taşardı kubbelerden tekbir
dolardı kubbelere amin
Ve mübarek geceler, dualarımız
geri gelmeyen dualardı
Geceler ki pırıl pırıl
kandillerin yanardı
Kapına gelenler ya
Muhammed(s.a.v)
Uzaktan yakından mümin
döndüler kapından
Besmele ekmeğimizin
bereketiydi
İki cihanda aziz ümmet
Muhammed ümmetiydi.
Konsun yine pervazlara
güvercinler,
Hu hu lara karışsın aminler
Mübarek akşamdır gelin ey
fatihalar, yasinler
Şimdi seni ananlar anıyorlar
ağlar gibi,
Ey yetimler yetimi,Ey garipler
garibi
Düşkünlerin kanadıydın,
yoksulların sahibi,
Nerde kaldın ey rasul, nerde
kaldın ey nebi
Günler ne günlerdi, çağlar ne
çağlardı
Daha dünyaya gelmeden
müminlerin vardı
Ve birgün ki gaflet çöller
kadardı
Halime'nin kucağında
Abdullah'ın yetimi
Amine'nin emaneti ağlardı
Hatice'nin goncası Ayşe'nin
gülüydün
Ümmetinin gözbebeği Göklerin
rasülüydün
Elçi geldin elçiler gönderdin
Ruhunu Allah'a elini ümmetine
verdin
Beşiğin yurdun yuvan; Mekke'de
bunalırsan Medine'ye göçerdin
Biz dünyada nereye göçelim ya
Muhammed?
Yeryüzünde riya,inkar hıyanet
altın devrini yaşıyor
Diller sayfalar satırlar Ebu
Leheb öldü diyorlar
Ebu Leheb ölmedi Ya Muhammed,
Ebu Cehil kıtalar dolaşıyor.
Neler duydu şu dünyada
mevlidine hayran kulaklarımız
Ne adlar ezberledi adına
alışkın dudaklarımız
Artık yolunu bilmiyor artık
yolunu unuttu ayaklarımız
Kabene siyahlar bu kadar
yakışmamıştır Ya Muhammed
bugünkü kadar
Haset gururla savaşta gurur
kaf dağında derebeyi
Onuda yaralarlar kanadından
gelse bir şefkat meleği.
İyiliğin türbesine türbedar
oldu İyi.
Vicdanlar sakat çıkmadan Ya
Muhammed yarına
iyikler getir güzellikler
getir ademoğullarına
Şu gördüğün duvarlar ki kimi
taifdir kimi hayber
Fethedemedik Ya Muhammed
senelerdir.
Ne doğruluk ne doğru, ne
iyilik ne iyi
Bahçelerde en güzel unuttu
yemiş vermeyi
Günahın kursağında haramların
peteği
Bayram yaptı yapanlar
semaveyi boşaltıp, saveyi
dolduranlar
Atını hendeklerden bir
atlayışta
aşırdı aşıranlar
ağlasın Yesrib ağlasın
Selmanlar.
Gözleri perdeleyen toprak,
yüzlere serptiğin topraktı
Yere dökülmeyecekti ey Nebi
yabanların gözünde kalacaktı
Konsun yine pervazlara
güvercinler,
Hu hu lara karışsın aminler
Mübarek akşamdır gelin ey
fatihalar, yasinler.
Noldu ey bulut gölgelediğin
başlar
hatrında mı ey yol
Bir aziz yolcuyla aşarak
dağlar taşlar
kafile kafile, kervan kervan
şimdi giden yoldaşlar.
Uçsuz bucaksız çöllerde izler
gelenlerin yollar gideceklerindir.
Şu tekbir getiren mağara
örümceklerin değil
Peygamberlerindir,
meleklerindir.
Örümcek ne havada ne suda ne
yerdeydi
Hakkı görmeyen gözlerdeydi.
Şu kuytu cinlerin mi perilerin
yurdu mu?
Şu yuvaki bilinmez,kuşları hüd
hüd müdür
güvercin mi, kumru mu?
Kuşlarını bir sabah Medineye
uçurdum
Ey advede yatan ölü
Bahçende açtı dünyanın en
güzel gülü
Hatıran uyusun çöllerin ılık
kumlarıyal örtülü
Dinleyene hala ses verir Ya
Leyl susar
Uğulturlar gelir
Mersiye okur uhud, kaside
söyler bedir
Sende bir hac günü başta
Muhammed,yanında Ebu-Bekir
gidenlerin yüzbin olup
dönüşünü destan yap
Ey Şehir
Ebubekirde nur Osmanda nurlar
Kureyş uluları karşılarında
meydan okuyan bir Ömer bulurlar
Ali'nin önünde kapılar
açılır,Alinin önünde eğilir surlar
Bedirde, Uhutda Hayberde
hakkın yiğitleri şehit olurlar
Bir mutlu gündeki ölüm
tatlıydı
Yerde kalmazdı ruh kanatlıydı.
Konsun yine pervazlara
güvercinler,
Hu hu lara karışsın aminler
Mübarek akşamdır gelin ey
fatihalar, yasinler
Vicdanlar sakat çıkmadan Ya
Muhammed yarına
iyikler getir güzellikler
getir ademoğullarına
Yüreklerden taşsın yine
imanlar
Itri bestelesin tekbirini,
evliya okusun kuranlar
Ve Kuran'ı göznuruyla
kayışzade osmanlar
Netini galip yazsın mevlidini
süleymanlar
Sütunları kemerleri
kubbeleriyle geri gelsin sinanlar
Çarpılsın hakikat niyetine
cenaze namazı kıldıranlar
Gel Ya Resullallah bahardır,
dudaklar ardında saklı aminlerimiz vardır
Hacdan döner gibi gel Miractan
iner gibi gel
Bekliyoruz yıllardır.
Bulutlar kanat Rüzgar kanat
hızır kanat
Cibril kanat, Nisan kanat
bahar kanat
Ayetlerini ezber bilen
yapraklar kanat
Açılsın göklerin kapıları,
açılsın perdeler kat kat
Çöllere dökülsün yıldızlar
Dizilsin yollarına dizilsin
yollarına yetimler, günahsızlar
Çöl gecelerinden yanık
türküler yapğan kızlar,
Sancağını saçlarıyla dokusun
Bilal-i Habeşi sustıuysa
ezanlarını Davud okusun
Konsun yine pervazlara
güvercinler,
Hu hu lara karışsın aminler
Mübarek akşamdır gelin ey
fatihalar, yasinler
ARİF NİHAT ASYA