ANKARA 18. KAFİLE HACI ALBÜMÜ 2004

 


 

Hazret-i Peygamber (s.a.v)'in Veda Haccı

Dr. M. Abduh Yemâni Terceme: Dr. Naif Özkul


İslam ve onun nimetlerinden dolayı Allâh'a hamd ü senalar; alemlere rahmet olarak gönderilen Nebî -sallâllâhü aleyhi ve sellem-'e ve onun âl ü ashâbına da salât ü selâm olsun!..

Bizi İslâm ile ikramlayan, bize insanların en hayırlısı Rasül -sallâllâhü aleyhi ve sellem-'i gönderen ve onu bizim için her hususta tutunacak sağlam bir dal ve üsve-i hasene, yani pek güzel bir örnek kılan ve bunu Allâh'a kavuşmayı uman, ahiret gününe inanan ve Allâh'ı çok zikredenler için gerçekleştiren Allâh Teala hazretlerini bütün noksanlıklardan tenzih ederim.

Allâhü zü'l-celal hazretleri şöyle buyurur:

"Muhakkak ki, sizin için Rasülullah'ta pek güzel bir örnek vardır; Allâh'a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allâh'ı çok zikredenler için!.." (el-Ahzâb 21)

Hac aylarının girmesi ve de hac mevsiminin yaklaşması münasebetiyle her mekânda Rasulullah'ın ve onunla beraber yüz bini aşkın insanın haccettiği veda haccının özelliklerini arz etmek istiyorum.

Nebî -sallâllâhü aleyhi ve sellem-'in şu sözünde bariz bir işaret var:

"Hac menasikini (hac ile ilgili ibadetleri, haccın usûlünü) benden ögreniniz. Belki, bu seneden sonra siziniz beraber olmayacağım... "

Hicretin onuncu yılında Nebî -sallâllâhü aleyhi ve sellem- hacca gitmeye karar verdi ve bunu bütün mü'minlere ilan etti. Nebî -sallâllâhü aleyhi ve sellem- ile haccetmek üzere her taraftan kafileler hâlinde insanlar gelmeye başladı.

Hareketten önce Nebî -sallâllâhü aleyhi ve sellem- insanlara bir hutbe irad ettiler. Onlara haccın menasikini (hac ile ilgili ibadetleri) öğretti ve mîkat mahallerini gösterdi. Medine'de öğle namazını kıldılar, îhramın sünneti niyetiyle gusül abdesti aldılar. Taranıp güzel kokular süründüler, îhramın izar ve ridaını, yani ihramın alt ve üst giysilerini giydiler ve öylece Zu'l-Huleyfe (Biyâr-i Ali) denilen mîkat mahalline vardılar. Beraberinde ümmehatü'l-mü'minînden (mü'minlerin anneleri) bazıları vardı ve onu takip eden muhteşem bir kervân...

İhram sünneti olarak iki rek'at namaz kıldılar. Sonra niyet ettiler. Onunla beraber bütün mü'minler niyete hazır oldu. Sahabilere şöyle niyet etmelerini bildirdi:

"Hacca niyet ettim ve onunla Allâh -azze ve celle- 'nin rızası için ihrama girdim. Buyur ey Allâh'ım, buyur! Emrine hazırım. Buyur Allah'ım, senin şerîkin yoktur! Buyur Allah'ım! Hamd ve nimet senindir. Mülk de senindir. Senin şerikin (ortağın) yoktur."

Bu telbiyeyi aynı şekilde üç defa tekrar ettiler. Akabinde Nebî -sallâllâhü aleyhi ve sellem-'e salat ü selam getirdiler ve şu duayı okudular

"Allah'ım! Senden rızanı ve cennetini talep ediyorum. Gazap ve ateşinden Sana sığınıyorum."

Bu duayı bir defa okudular, sonra telbiye duasını yaptılar. Harem-i Şerîf'e varıncaya kadar bu duaya devam ettiler, insanlardan oluşan dalgalar halindeki bu muhteşem sonsuzluk kervanı yola revan oldu.

Rasulullah -sallâllâhü aleyhi ve sellem-'in etrafında onu ruhlarıyla, gönülleriyle, canlarıyla takip eden yoluna bağlı onbinlerce müslümanın arzettiği o mahşerî kalabalıktan ve bu bahtiyar topluluğun oluşturduğu muhteşem manzaradan daha güzel bir şey düşünülemez.

Devesinin kendisine ulaştırılmasıyla telbiye duası yaptılar, ashabı da kendisine uyarak telbiye getirdi. Yola koyulan bu muazzam kervan önce "Ebva"ya uğradı. Sonra "Asfan" vadisine... Yola devamla "Serf'e geldiler.

Mekke-i Mükerreme'ye girerlerken Nebî -sallallahü aleyhi ve sellem- gusül abdesti (boy abdesti) aldılar.

İnsanların kendilerini görüp şeref almaları için yüksek bir mahal olan "Küda's-Seniyyetü'l-Ulyâ"dan Mekke'yi teşrif ettiler. Mescid-i Haram'a gelinceye dek yürüdüler. "Beni Şeybe" kapısından içeri girdiler. Beytullah'ı görür görmez tekbir getirdiler ve şöyle buyurdular:

"Allah'ım! Sen selâm (ve selamet kaynağı)sın. Selâma erdirecek olan da ancak sensin. Ey Rabbimiz! Bizi selâm içinde yaşat!"

"Allah'ım! Bu beytin şeref, azamet, tekrîm ve heybetini arttır. Onu hac ve umre edicilerin de şeref, azamet, tekrîm ve sevabını ziyadeleştir!.."

Telbiyeyi kesip hacer-i esvedden başlayarak Beyt-i Haram'a teveccüh ettiler. Tekbir getirip onu istilam ettiler ve de izdihama yer vermediler.

TAVÂFÜ'L-KUDÛM

Rasül -sallallahü aleyhi ve sellem- ridasını ıztıba yaparak, yani ihram elbisesinin üst parçasını sağ omuzlarını açıkta bırakacak şekilde örtünüp Harem-i Şerifi soluna alarak tavafa başladılar, îlk üç "şavt"ta «remel» yaparak, yani kısa adımlarla koşar gibi; kalan dört şavt'ta ise yavaşça hareket edip tavaflarını tamamladılar. Her iki rükün arasında:

"Ey Rabbimiz! Dünya ve ahirette bize güzellik ve iyilik ihsan eyle ve bizi cehennem azabından koru!" diye dua ettiler.

Rüknü'l-Yemanî'yi "Bismillehi Allahü Ekber" diyerek istilam ettiler. Ve yine haceru'l-esvedi de "Bismillehi Allahü Ekber" diyerek selamladılar, îstilamı bu iki rükünde yaptılar. Zîrâ bu ikisi Hazret-i îbrahim -aleyhisselâm-'ın ibadet öğretilerinden ve esaslarındandı.

TAVAF NAMAZI

Tavaf tamamlandıktan sonra Nebî -sallallahü aleyhi ve sellem- Makam-ı İbrahim'in arka tarafına yönelip etrafındakilerin işitebileceği derecede yüksek bir sesle şu ayet-i kerîmeyi okudular:

"Siz de Makam-ı İbrahim'den kendinize bir namaz yeri edinin (orada namaz kılın)!"

Burada iki rek'at namaz kıldılar, îlk rek'atta «Fatiha»dan sonra «Kafirûn» süresini, ikinci rek'atta «Fatiha»dan sonra «îhlas» süresini okudular. Zemzem'e geldiler ve ondan içtiler. Kabe'nin Haceru'l-Esved rüknü ile kapısı arasında kalan ve Mültezem adı verilen yerde mübarek göğüs, yüz, el ve kollarını dayayıp dua ettiler.

SA'Y

Sonra Safâ kapısından çıkıp Kabe'yi görünceye dek Safâ Tepesi'ne (tepeciğine) tırmandılar. Ellerini kaldırarak üç defa tehlil:

"Allâh'tan başka ibadet olunacak hiçbir ilah yoktur. O birdir. Hiçbir ortağı yoktur. Mülk (bütün varlıklar) onundur. Hamd de yalnızca onadır. O her şeye gücü yetendir."

Ve üç defa da tekbîr:

"Allâh en büyüktür. Allâh en büyüktür. Allâh'tan başka ibadet olunacak hiçbir ilah yoktur. Allâh en büyüktür. Hamd yalnız onadır. " getirdiler.

Safâ Tepesi'nden inip Merve'ye itticahen yürüyerek Merve Tepesi'ne çıktılar. Safa'da yaptıkları gibi kıbleye yöneldiler, iki tepecik arasında işaretlenen iki nokta arasında «hervele» yaparak, yani kısa adımlarla koşar gibi şu duayı okudular:

"Ey Rabbim! Mağfiret ve rahmet eyle! (Bizim bildiğimiz ve bilmediğimiz, fakat senin mutlaka) bilmekte olduğun (bütün kusurlarımızı) başla! Sen en azîz ve en kerîmsin!.. "

Safa ile başlayıp Merve'de biten yedi Şart'ı (gidiş-dönüşü) bitirdiler. Her şavt içinde:

"Şüphesiz Safa ile Merve Allâh'ın nişanelerindendir. Kim Kabe'yi hacceder veya umre yaparsa, bu ikisini de tavaf etmesinde bir beis yoktur. Kim gönülden hayır işlerse, karşılığını görür. Doğrusu Allâh şükrün kararşılığını verendir ve bilendir." (el-Bakara, 158) ayetini okudular.

MİNA'YA HAREKET EDİŞ

Terviye günü Perşembe sabahı Nebî -sallallahü aleyhi ve sellem- Mina'ya teveccüh ettiler. Hazret-i Bilal -radıyallahü anh- bir dalın tepesine yerleştirdiği örtü ile Zat-ı Seadetlerini güneşin kızgın hararetinden gölgelendirdiği Fahr-i Kainat'm içinde bulunduğu nurlu kafile hareket etmeye başladı. Mina'ya vardılar ve burada öğle, ikindi, akşam ve yatsı namazlarını kıldılar. Geceyi (Cuma gecesi) orada geçirdiler. O gece Arefe'nin de gecesiydi. Sabah namazını da orada eda ettiler. Güneş doğuncaya dek bir müddet kaldılar.

ARAFAT'A DOĞRU İLERLEYİN

Cuma günü güneş doğduktan sonra -ki Zilhicce'nin 9'uncu günü- Arafat'ta

Vakfe günüdür. Zat-ı Seadetleri ashabıyla beraber Arafat'a teveccüh ettiler.

Meş'ar-i Haram'a uğradılar. Cahiliyye Arapları oraya inerlerdi; Rasül -sallallahü aleyhi ve sellem- ise inmediler. Arafat'ın Nemira denilen yerine kadar geldiler ve orada indiler. Ashabıyla birlikte telbiye getirdiler.

VEDA HUTBESİ

Öğleden sonra. Kainatın Efendisi -sallallahü aleyhi ve sellem- mübarek devesinin üzerinde Arafat mahallinde Batn-ı Vadî denilen meyilli bir düzlükte güneş alçalırken yüz bini aşkın ashabına bir hutbe îrad ettiler. Bu hutbede dînin esaslarını, temel prensiplerini, engin ilimlerini ifade buyurdular.

Bu muhteşem hutbenin bazı bölümleri şöyledir:

"Şirk, yani putperestlik ve cahiliyye devrine ait adetler kökünden kaldırılmıştır. Câhiliyyet devrine ait her şeyi çiğniyorum. Onlar ayaklarımın altındadır.

Kanlarınız, mallarınız ve ırzlarınız birbirinize haramdır. Bu gününüz nasıl mukaddes bir gün ve bu ayınız nasıl mukaddes bir ay ise, bu şehriniz Mekke nasıl mukaddes bir şehir ise, kanlarınız, mallarınız ve ırzlarınız da öylece mukaddestir. Her türlü tecavüzden korunmuştur.

Câhiliyyet devrine ait riba faizcilik topyekun kaldırılmıştır. İlk kaldırılan da Abdülmuttalib'in oğlu Abbas'in ribasıdır.

Size benden soracaklar; ne diyeceksiniz?

- Risâlet vazifesini yerine getirdi, diyeceğiz, dediler.

Buyurdular:

- Şâhid ol yâ Rab, şâhid ol yâ Rab, şâhid ol yâ Rab!.. "

ÖĞLE VE İKİNDİ  NAMAZLARININ KILINMASI

Cem-i takdim ve taksîr'in yapılması, yani iki rek'at öğle namazı ile iki rek'at ikindi namazının birleştirilerek kılınması.

ARAFAT'TA VAKFE

Namazdan sonra Rasülullah -sallallahü aleyhi ve sellem-, devesine bindiler. Vakfe yapacakları yere geldiler. Bineğini gelip geçilmeyen kayalıkların arasına yerleştirdiler. Cebel-i Müşât'ı önüne alarak kıbleye yöneldiler. Güneş alçalmakta iken mübarek ellerini kaldırarak tazarru ve huşu ile dua etmeye başladılar. Ashabına da ellerini kaldırarak dua etmelerini emrettiler. Pek tesirli makbul duası şöyle devam ediyordu:

"Allah'ım! Namazım, haccım, hayatım ve ölümüm senin içindir. Dönüşüm sanadır. Allah'ım! Kalbimi nur ile doldur, gözlerimi nur ile doldur. Allah'ım! Sadrıma gençlik, işlerime kolaylık ver! Allah'ım! Kalp vesvesesinden, hal perişanlığından ve kabir azabından sana sığınırım!.. "

ARAFAT'TAN AYRILIŞ

Rasül -sallallahü aleyhi ve sellem- güneş batıncaya dek vakfe yapıp dua ettiler. Gurup vakti kendisine refakat eden Usame bin Zeyd olmak üzere sükunet ve vakarla Arafat'tan ayrıldılar. Devesinin dizginini tutup insanları sükünete davet ederek şöyle buyurdular:

"Ey insanlar! Sükunetinizi muhafaza ediniz, izdihama yer vermeyiniz!.. "

MÜZDELÎFE'YE GİDİŞ

Nurlu kafile cumartesi gecesi Müzdelife'ye gelinceye dek yürüdüler. Rasülullah -sallallahü aleyhi ve sellem- oraya indiler. Cem-i te'hîr ile akşam namazıyla yatsıyı birleştirip kıldılar. Fecr'e (sabaha) kadar Müzdelife'de gecelediler, îbn-i Abbas -radıyallahü anh-'ın, ailesinin rahatsızlığı dolayısıyla izin istemesi üzerine gece yarısından sonra kadınlara ve zayıflara Müzdelife'den ayrılmaya izin verdiler.

MEŞ'AR-I HARAM'A DOĞRU

Sabah namazından sonra Meş'ar-i Haram'a geldiler. Biraz yükseğe çıkıp Kabe'ye yöneldiler, dua ettiler. Tan vakti ağarıncaya kadar bu duaya devam ettiler. Ve şöyle buyurdular:

"Ben burada vakfe yaptım. Müzdelife 'nin her yeri vakfe mahallidir. "

MÜZDELÎFE'DEN AYRILIK

Güneş doğmadan önce Müzdelife'den sükûnetle ayrıldılar. Yolda giderken Fadl'a hazf taşlarından yedi adet taş toplamasını emretti.

CEMRETÜ'L-AKABE (ŞEYTAN TAŞLAMA)

Nebî -sallallahü aleyhi ve sellem-, Cemretü'l-Akabe'ye ortanca yoldan yürüyerek hareket ettiler. Cemre'ye gelince vadînin aşağı tarafında durup Kabe'yi soluna Mina'yı sağına alıp yedi adet taş birbiri ardınca attılar. Her bir taşı atışta tekbîr getirdiler.

KURBANIN FAZİLETİNE DAİR  HUTBE-Î SAADET

Sonra Mina'ya döndüler. Cemerat arasında insanlara beliğ ve veciz bir hutbe îrad buyurdular, Kurban (Kesim) gününün hürmetini, fazîletini ve Mekke'nin kudsiyetini anlattılar. İnsanların duyup itaat etmelerini, birbirlerinin boyunlarını vurdurarak kafir olarak ölmekten sakınmalarını emrettiler.

KURBAN MAHALLİ

Sonra kurban mahalline gelerek mübarek elleriyle 63 (altmış üç) kurban kestiler. Sonra kesimi yüze tamamlaması için Hazret-i Ali -radıyallahü anh-'ı vazîfelendirdiler ve onu kurbanına iştirak ettirdiler.

Her bir kurbandan bir parça tencereye konularak pişirildi. Kurban etinden yediler. Etinin suyundan içtiler. Sonra Hazret-i Ali -radıyallahü anh-'a kurban eti ve derisini tasadduk etmesini emrettiler. Kurbanları bir kasaba kestirenlerin, kesim ücretlerini kurban dışında kendilerinin ödemeleri gerektiğini açıkladılar.

Mübârek hanımları olan ümmehatü'l-mü'minîn için inek ve siyah-beyaz benekli iki de koç kestirdiler. Sonra şöyle hitap buyurdular:

"Mina 'nın her tarafı kurban mahallidir. "

Ashabına kurban etinden yemeğe ve azık yapmaya izin verdiler. Şöyle buyurdular:

"Yiyiniz ve azık yapınız!"

Hazret-i Cabir, Medîne'ye varıncaya kadar kurban azığından yedik, demektedir.

SAÇLARIN TÜMDEN KESİLMESİ VEYA KISALTILMASI

Kurban kesim işi tamamlandıktan ve cemre-i akabe taşlandıktan sonra (berberi çağırtarak) mübarek saçlarının tamamını kestirdiler. İhramdan çıkışın ilk dönemi başladı. Yani hacıların eşleriyle bir araya gelmeleri haricinde her şey mubah oldu.

İFADA TAVAFI

Şeytan taşlama ve kurban kesimi ve saç kesim işi bittikten sonra sıra farz tavafı olan ifada tavafına geldi. Mü'minlerin annesi Hazret-i Aişe validemiz kendisinde mevcut en güzel kokularla Rasülullah -sallallahü aleyhi ve sellem-'i süsledikten sonra öğleden önce bineğinin üzerinde ifada (farz) tavafını yaptılar. Bu tavafta remel ve ıztıba yapmadılar, sadece her iki rüknü istilam ettiler.

MÎNA'YA DÖNÜŞ

Sonra aynı gün Mina'ya döndüler. Eyyam-ı teşrîk'ın üç günü Mina'da gecelediler. İki günde acele etmediler. Her gün devesine binerek öğleden sonra cemre-i suğrayı taşladılar. Sonra dua ettiler, sonra cemre-i vusta'yı onun gibi taşlayıp az ilerde dua ettiler. Sonra cemre-i akabe'yi taşlayıp orada durmadılar. Daha sonra Mescid-i Hayf'e gidip öğle namazı kıldırdılar.

ÖZÜR SAHİPLERİ NE RUHSAT

Hazret-i Abbas -radıyallahü anh-, su yetersizliği sebebiyle Mekke'de gecelemek için izin istedi. Kendisine izin verdiler. Ve yine deve çobanları Mina haricinde develerinin yanı başında gecelemek için izin istediler. Onlara da müsaade buyurdular.

Taşlamayı kurban kesim gününde yapmaları, kaçan iki günün taşlamasını iki günden birinde yapmaları için ruhsat verdiler.

TAVAFU'L-VEDA

Sonra Mekke'ye döndüler. Veda tavafı yaptılar. Sonra Makam-ı İbrahim'in arkasında iki rek'at namaz kıldılar. Sonra Mültezem'e geldiler. Dua ettiler. Remel ve ıztıba yapmadılar. Sonra Medîne'ye döndüler.

ÖNEMLİ NOTLAR

Hac, islâm'ın temel rükünlerinden, esaslarından. Âlemlerin Rabbine en büyük tâatlardan biridir. Nebîlerin ve diğer sâlih kulların şiârıdır. Nebî -sallâllâhü aleyhi ve sellem- buyururlar:

"Kim müstehcen sözler sarf etmeden ve şer'î sınırları aşmadan haccederse, annesinden yeni doğmuş gibi günahları silinir." (Buharî)

"Hacc-ı mebrürun mükafatı, ancak cennettir." (Buharî)

Hacc-ı mebrûr, içine günâh karışmayan ve bütün şartlarının en güzel şekilde yerine getirilmesiyle yapılan bir hacdır.

Hacc-ı mebrûr için şu hususlara riayet etmelidir:

1. Halka zulmetmekten uzak kalmak ve tevbe etmek,

2. Ana ve babanın rızasını almak için gayret etmek ve yakın akrabasıyla ilgilenmek,

3. Nafakayı helal lokmadan temin etmek,

4. Mü'min kardeşine buğz ve düşmanlığı bir tarafa bırakmak,

5. Son olarak da haccın ahkamını en güzel şekilde bilmek ve yerine getirmek, bu bakımdan hiç olmazsa bilen bir kimseyle beraber eksiksiz îfaya çalışmak.

Son duâmız, Rabbü'l-Âlemîn'e sonsuz hamd ü senâlar ve şükürden başkası değildir.

 

Altınoluk Dergisi Yıl: 2002 Ay: Şubat Sayı: 192 Sayfa: 17

 

18.10.2007

 
 


Mekke
Medine
Hac Rehberi
Acı Kaybımız

Ziyaret Yerleri

 
 

Hac Araştırmaları

Hacı Uğurlama

Teklif ve Öneriler

Örf ve Adetler

 
 
 
 
 

Ana Sayfa | Hac Seminerleri | Amaç | Kafile Başkanı | Grup Başkanları
1.Grup | 2.Grup | 3.Grup | 4.Grup | 5.Grup | 6.Grup
E-Posta
| Ziyaretçi Defteri | Sizden Gelenler

Hazırlayan Vehbi AKŞİT

Kütahya-10.06.2004