ANKARA 18. KAFİLE HACI ALBÜMÜ 2004

 


 

İmam-ı Azam'ı Gerçek Sevgili'yle Buluşturan Hac

Eşref ÖNEN


 Hanefi mezhebinin imamı büyük müçtehid Ebû Hanife, kırk defa Beytullah’ı tavaf etmiş, Beytullah’ın eşiğini ve Hacerü’l–Esved’i öpmüş, kırk defa Peygamber Efendimiz’in mescidinde onun huzurunda elpençe divan durmuştur. Ama kırk defasında da çadırını bir kilometre öteye kurmuştur.

Kendi kendine derin bir nefis muhasebesi içinde: “Ben nasıl Resulullah’ın huzuruna yaklaşırım, ya kalbimdeki bir inhirafı o büyük ruh Hz. Peygamberim, müşahede ederse, ya edepsizce bir harekette bulunursam...” demiştir.

İşte Ebû Hanîfe, yetmişinci yaşında, kırkıncı haccını edâ ediyor ve yine bir iki kilometre uzakta kurduğu çadırının içinde oturuyordu. Vecdleri ve istiğrakları içinde (Tasavvufta, sûfîlerin yolundan gidenlerin içinde olduğu iki halin adıdır), bazen kendini Rasûlullah’ın huzurunda görüyor, bazen de kendine geliyor... Derken çadırın kapısına bir elin dokunduğunu müşahede ediyor. Bu elin sahibinin, birkaç dakika önce yeşil kubbenin sahibinin huzurunda, diz çökmüş oturan bir bedevî olduğunu hatırlıyor. O bedevi, fakirliğini ve ailesinin geçim sıkıntısını şikayet ederek şöyle demekteydi: “Yâ Rasulallah! Çölleri teptim, huzuruna geldim, tuttuğum şeyler kurudu ve elimde kaldı. Aile efradının yük ve geçiminin altından kalkamaz oldum. Bir taraftan seni ve dinini tercih ederken, öbür taraftan dünyaya ait şeyler beni senden alıp götürüyor ve alıkoyuyor.” Bedevî, bu feryatla yalvarıp yakarırken öyle bir hale girmişti ki, Resûl–ü Ekrem, onun karşısında belirmiş ve bedevîye şöyle ferman etmişti: “Şu kadar metre ötede, falan çadırda, Numan b. Sâbit diye birisi var, selamımı söyle, artık bundan sonra huzuruma gelebilir, gelsin.”

Bu arada Ebû Hanîfe kendi duygu ve düşünceleri içinde mest ve sermest olarak kendinden geçip, adeta bazen bayılıp bazen ayılırken, çadırın kapısını açmaya teşebbüs eden ve birkaç dakika önce Nebiler Serveri’nin huzurunda yalvarıp yakaran o bedeviyi görür.

Karşısına dikilir dikilmez bedevî der ki: “Ya İmâm! Allah Rasulü’nün sana selamı var. Ferman ettiler. Kırk senelik hasret yeter dediler. Artık Ravza–i Tâhire’ye gelip, oradaki manevi havaya dahil olabilir” dediler. Ebû Hanife: “Ne?” der, “O sözü bir kere daha söyle!” Bedevîden tekrar “Resul–u Ekrem sana selam etti.” sözünü duyunca hemen kesesindeki bütün parayı bir hamlede ona verir, ve “Allah aşkına! Şu sözü bana bir kere daha tekrar et!” der. Ondan “Resul–u Ekrem’in sana selamı var! Artık gelebilirler diye ferman ettiler.” cevabını alınca sırtındaki kıymetli elbisesini de çıkarıp verir ve sözü tekrar etmesini ister. Daha sonra da sırtındaki gömleğini çıkarır verir. Bir kez daha tekrar ettirince, Ebû Hanife’nin sırtında sadece avret mahallini örtecek bir şey kalmıştır. Zayıflamış ve ihtiyarlamış olan yetmiş yaşındaki büyük mürşid, kırk senedir bir kor gibi sinesinde taşıdığı ateşi söndüreceği dakikayı yakalamış, edep içinde Hz. Peygamber’in huzuruna gelmiş, boynunu bükmüş, onun Arafat’ta dediği, duyduğu ve düşündüğü gibi düşünmüş ve anlamış ki artık Ravza–i Tâhire’den ayrılıp Kûfe’ye gittikten sonra, Medine’ye dönmek mümkün değil. Çünkü lika ve visâl (Gerçek sevgili ile buluşma) gerçekleşti. Âşık maşûkuna böyle kavuşursa, bu çok pahalıya mal olur. Evet! Bu bir ölüm demekti, belki de çok tatlı bir şeydi. Zira ebedî visâlin kucağında kendisini görecek, öbür aleme gidince mahbûbuna (sevgilisine), maksûduna (varmak istediğine) vâsıl olacaktı.

Ebû Hanîfe, kırk sene edeple oturdu, ülfet ve ünsiyetin havasını bozacağından endişe etti ve bu büyük insan bir gün kendine: “Niçin Medine–i Münevvere’de ikamet etmiyorsun?” denince: “Medine’de oturup, içimde Kûfe’nin aşkını taşımaktansa, Kûfe’de durup Medine’yi arzulamayı yeğlerim. Korkarım Hz. Peygamber’in köyü olan Medine’de dolaşırken çoluk çocuğumu, evlad–u iyâlimi hatırlarım. Bundan endişe ettiğim için Medine’de duramadım, kalbime itimad edemedim.” diye cevap vermişti.

Ailem Dergisi

 

18.10.2007

 
 


Mekke
Medine
Hac Rehberi
Acı Kaybımız

Ziyaret Yerleri

 
 

Hac Araştırmaları

Hacı Uğurlama

Teklif ve Öneriler

Örf ve Adetler

 
 
 
 
 

Ana Sayfa | Hac Seminerleri | Amaç | Kafile Başkanı | Grup Başkanları
1.Grup | 2.Grup | 3.Grup | 4.Grup | 5.Grup | 6.Grup
E-Posta
| Ziyaretçi Defteri | Sizden Gelenler

Hazırlayan Vehbi AKŞİT

Kütahya-10.06.2004