|
HAC
hatıraları |
|
Başmakçı Esnaflarından Hakkı SOLMAZ'ın hacca gidiş hikayesi
|
Başmakçı ilçesinde göreve başladığımın ilk senesi hacca gitmek
için bir kişi müracaat etmiş. 5 bin nüfuslu bir ilçede bir kişinin hacca gitmesi
beni oldukça düşündürmüş ve üzmüştü.
Kendi kendime sordum: Niye hacca gitmiyorlar? Yoksa herkes
hac vazifesini yerine getirmiş de sadece bu vatandaş mı kalmıştı? Sordum,
soruşturdum. Meselenin farklı boyutlarını görmeye ve anlamaya çalıştım.
Başmakçı'daki halkın hacca gidemeyiş sebeplenin altında başka başka nedenler
vardı.
Bir ömür boyu çiftçilik yapan vatandaşlarımız, hac parasını
tamamladıktan sonra bir o kadar da hacdan dönerken getirecekleri hediyelerin
paralarını da hesaplıyorlardı. Hac parası tamam olduğu halde, hediye parası
eksik olanlar ise bekliyordu.
Hacca gitmek için kesin kayıt yaptıranlar, ramazan
bayramından sonraki bir ay içinde evlerine ziyaretçilerin gelmeye başladığını,
gündüzün ve gecenin birbirine karıştığını, dinlenerek hacca gitmek yerine
yorulmuş bir vaziyette oluyorlardı.
Burada anlatacağım hadise ise, Başmakçı'da Profilo bayisi
olan Hakkı Solmaz'ın hacca gidiş hikayesi.
Hakkı Solmaz sevdiğim bir esnaf. Başmakçı'ya geldiğim zaman
ondan bir Bisan bisiklet satın almış, üç taksitte ödemiştim. Başmakçı'da
bisiklet meşhurdur. Ailedeki her ferdin bisikleti vardır. O zaman tanışmıştık.
Tatlı dilli, güler yüzlü bir esnaftı. Zaman zaman sohbet etmeye giderdim. Cami
cemaatine yaptığım gibi, yaşı ilerlemiş, sakalı olan, ilk bakışta hacca gidip
gelmiş imajı olan cemaate hitap ederken, "Hacı abi, hacı amca" gibi samimi
sözler söylerdim. Hakkı Solmaz abiye de Hacı abi, nasılsın, nasıl gidiyor işler
derken hacı kelimesini kullanırdım. O da ben hacı abi dememe rağmen ben hacı
değilim demiyor, belki de hoşuna gidiyordu diye düşünüyorum. Bu arada ben hacca
gitmediğini bildiğim halde, hacı abi dememe hiç ses çıkarmayan Hakkı Solmaz'a
sorulması gereken soruyu sordum:
- Hacı abi, siz kaç yılında hacca gittiniz? diye sordum. Tabi
mahcup bir eda ile, ben hacca gitmedim dedi, Ben de o zaman lafı gediğine
koydum. Ben sana hacı abi diyorum, hiç sesini çıkarmıyorsun. dedim. Hoşuma
gidiyor deyince. O zaman gelecek yıl seni hacca gönderelim dedim. Babamın bize
anlattığı şu sözü ona da aktardım.
Babam Enver Akşit şöyle diyordu bize: Yaşım 35-40 iken bana
amca, dayı diyenlere kızıyordum. Ben o kadar yaşlı mıyım diye? Ama şimdi yaşım
45, dede deyince çocuklar hoşuma gidiyor, demişti.
Ben de Hakkı abiye madem hoşuna gidiyor, o zaman bu sene
yolculuk var kabe'ye dedim. Hocam ben de çok istiyorum gitmeyi ama, dükkanı kime
bırakayım. Yengene bırakayım desem, o benden daha çok hacca gitmek istiyor.
Yalnız başıma gitmek de ben istemiyorum, dedi. Ama dükkana bir bakan olsa,
giderim dedi. Ben de hayırlısı inşallah bir bakan bulunur dükkana dedim. Oradan
ayrıldım.
Hakkı Solmaz abinin bir akrabası vardı. Daha önce beş on gün
dükkana bakmıştı. Onu iyi tanıyordum. Kur'an-ı Kerim satardı. Hayra Hizmet
Vakfının Kur'an-ı kerimlerini. Kendisiyle iyi tanışıyorduk. Bir gün onu ziyarete
gittim. Hakkı Solmaz ile yaptığımız sohbet hakkında bilgi verdim. Sorun dükkansa
hacca gitmesine engel olmasın ben sevabına bakarım dedi. Böylece hacca gitmek
için Hakkı abinin önündeki engelleri de kaldırmış olduk.
2001 yılında hacca gideceklerin kayıtları 2000 yılında
başladığı zaman, Hakkı abinin yanına gittim. Hac kayıtları başladı, kaydını
yaptır dedim. Yine dükkana bakacak yok, deyince ben de bulunur dedim. Dükkana
bakacak kimseyi de söyledim. Ama yine de kalbi rahat değildi. Gönlü dükkanı
bırakıp gitmekten yana değildi. Ya inşaallah giderim demiyordu.
Ben de Hakkı Solmaz abimizi hacca göndermek için güzel bir
plan hazırladım ve yürürlüğe koydum.
Din görevlilerinden güvendiğim üç kişiyi Hakkı Solmaz abiyi
ziyarete gönderdim. Dedim ki Hakkı abinin böyle niyeti var. Dükkana bakacak biri
var.Ona rağmen pek gönlü yok. Siz hiçbir şey bilmiyormuş gibi gidin ve ona şöyle
deyin:
- Hakkı abi, hayırlı olsun, güzel şeyler duyduk hakkında,
hacca gidiyormuşsun, Allah kabul etsin. deyin dedim. Onlar da aynı şekilde
söylemişler. Hakkı abi:
- Yok öyle bir şey, şimdilik düşünmüyorum. demiş. Ben de
planlı bir şekilde, güvendiğim bazı cemaate durumu anlattım Camide
karşılaştıklarında, yolda gelip giderken selam verdiklerinde Hakkı abiye " Hakkı
abi, hayırlı olsun hacca gidiyormuşsun" deyin. Bir şeyi kırk defa söyleyince
olurmuş misali, Hakkı abi, bu durum Başmaçı'ya yayılmış diye duyunca,
kahvelerde, sohbetlerde Hakkı abi de hacca gidiyormuş diye konuştuklarını
öğrenince, bir gün müftülüğü geldi. Hacca gitmek için kayıt oldu. Müftülükteki
makama ziyarete geldi. Kayıt işleri için gerekli formları verdikten sonra,
çayımızı yudumlarken, bana şöyle dedi.
- Müftü bey, nasıl oldu bilmiyorum, Bu yıl da aklımdan
geçmiyordu hacca gitmek. Ama Başmakçı'da herkes beni hacca gidecek biliyormuş.
Böyle bir şey yayılmış. Ben de düşündüm ki, hacca gitmek için başka bahane
arama, yazıl inşaalah kuradan çıkarsın da gidersin dedim. Yazılmak için geldim.
- Hayırlı olsun, Allah kabul etsin, seni tebrik ediyorum
dedim.
O yıl beraber hacca gittik. Hacda karşılaştık. Hocam Allah
senden razı olsun. Benim hacca gelmeme sebep oldunuz. Ben de yeni öğrendim. Bana
hayırlı olsun hacca gidiyormuşsun diyenleri siz göndermişsiniz. Allah sizden
razı olsunuz. Benim aklıma koydunuz hacca gitmeyi. Allah da nasip etti dedi.
Ben de oynadığımız bu oyunun bir kişinin İslam'ın bir emri
olan hac vazifesini yerine getirmeye vesile olduğumuz ve bu oyunu
başardığımız için Allah'a hamdedittim.
|