Yerinde ve
zamanında en uygun yerde durabilseydik,
Yerinde ve
zamanında en uygun kararı verebilseydik,
Yerinde ve
zamanında en uygun tavrı koyabilseydik,
Yerinde ve zamanında en uygun, işi yapabilseydik,
Yerinde ve zamanında en uygun nesneyi alabilseydik
Yerinde ve zamanında en uygun giysiyi giyebilseydik,
Yerinde ve zamanında en uygun lezzeti tadabilseydik,
Yerinde ve zamanında en uygun dostu seçebilseydik,
Yerinde ve zamanında en uygun kişiyi sevebilseydik,
Yerinde ve zamanında en kıymetli varlığımızı verebilseydik,
Yerinde ve zamanında en olgun insan olabilseydik,
Yerinde ve zamanında en uygun habere sevinebilseydik,
Yerinde ve zamanında en uygun ihtimali sezebilseydik,
Yerinde ve zamanında en uygun darbeyi vurabilseydik,
Yerinde ve zamanında en uygun şiddeti gösterebilseydik,
Yerinde ve zamanında en uygun barışı yapabilseydik,
Yerinde ve zamanında en uygun şeye ilgi duyabilseydik,
Yerinde ve zamanında en uygun güzeli görebilseydik,
Yerinde ve zamanında en uygun sesi işitebilseydik,
Yerinde ve zamanında en uygun nükteye gülebilseydik,
Yerinde ve zamanında en uygun acıya ağlayabilseydik,
Yerinde ve zamanında en uygun mefhumu anlayabilseydik,
Yerinde ve zamanında en uygun sözü diyebilseydik,
Yerinde ve
zamanında en uygun soruyu sorabilseydik,
Yerinde ve
zamanında en uygun cevabı verebilseydik,
Yerinde ve
zamanında en uygun bilgiyi öğrenebilseydik,
Yerinde ve
zamanında en uygun kitabı okuyabilseydik,
Ve bu
meziyetlerimizi ahenk içinde tasarruf edebilseydik,
Ne iyi olurdu
der, yapamadıklarımıza “keşke” li hayıflanmalarla iç geçirir, onlara bir
şekilde kavuşmanın özlemini çekeriz. Geçmişe takılıp kalmak,
yapamayacaklarımızın hayaliyle avunmak zaman kaybından başka bir şey
değil. Bütün bunları birden istemek de zaten realiteye uygun değil. Çünkü;
Mutluluk
makamında sürekli kaldığımızda mutluluğu idrak edemezdik,
Bu meziyetleri
koruma endişesiyle önümüzü göremezdik,
Bütün
meziyetlerin anormal birlikteliğiyle normal olamazdık,
Mükemmelliğin
verdiği aşırı güvenle gerçek güvenlikte olamazdık,
Mükemmellik
duygusuyla asıl Mükemmele kul olamazdık,
Mükemmelliğin
rehavetiyle enerjimizi dinamik tutamazdık,
Pasif bir enerji
ile de zirvede uzun süre kalamazdık,
Gelişme ve
yeniliklere ihtiyaç asla ihtiyaç duyamazdık.
Müstağni
tavırlarla bir adım ileri gidemezdik.
Hep kendimize
iyi olunca başkalarına yararlı olmazdık,
İnsanlardan
farklılaşınca şımarmaktan kendimizi alamazdık,
En iyi olmanın
geçici rahatlığında kalıcı mutluluğa varamazdık.
Bunun için
arzularımızın bir anda gerçekleşmemesi anlamlıdır.
Bunun için
dualarımızın hepsi kabul olmuyor.
Bunun için
mükemmellik yeryüzü sakinlerini çarpıyor.
Kusurumuzla
yerinir,başarılarımızla övünürüz.
Kusurumuzu yeni
başarı öncesi son uyarı sayarız
Hiç günah
işlemeyince bile helak olabilirdik.
Günahına tövbe
edecek yeni kullar alırdı yerimizi.
Takdir-ilahiye
“baş üstüne” demekten demek görevimiz
Mükemmelin
güvenliğinde, gösterdiği doğru yolda
İlerlerken mutlu
olur nefsimiz, rıza makamında
Özlediğimiz her
şeyin daha fazlasını yaşamaz üzere
Davet gelir Yüce
Makamdan:
“Kullarım
arasına katıl ve Cennetime gir.” (Fecr,29-30)
18.10.2002 Almelo-
Mukadder Arif
YÜKSEL
www.mukadder.net