Vehbi AKŞİT
 Vehbi AKŞİT
, hayatı, eserleri, resimleri ve ilgileri...


Ana Sayfa

Sayfanın Amacı

Çalışmalarım

Makaleler

Merhaba Gazetesi

Kütahya Ekspres

Konferanslar

Vaazlar

Hutbeler

Hazırladığım İnternet Siteleri


E-Posta

Ziyaretçi Defteri

 

 

 

 
 

 

VEHBİ AKŞİT KİŞİSEL WEB SİTESİ

Güzel Sözler

 

İMTİHAN OLARAK FITRATA KONAN ÜÇ SEVGİ (1. Kadın 2. Mal 3. Evlât)

 

                                                                                                          

“Her doğan çocuk İslâm fıtratı üzerine doğar. Sonra anne ile babası:
- Ya Yahudi,
- Ya Hıristiyan,
- Veya Mecusi yapar.”

(Buhari: Cenaze Bölümü / 80-92; Müslim: Kader Bölümü / 25)


“Anne ile babası onu Müslüman yapar” dememiş. Niçin? Çünkü o çocuk İslâm fıtratı üzerinedir.
Çocuk ilk konuşmaya başladığında doğru konuşur. Yalan konuşmaz, çünkü yalanı bilmez. Ne zaman doğru konuştuğundan dolayı anne veya babasından tokat yerse, yalan konuşmaya ilk adımını atmış olur. Peki, nasıl olur bu?

Elinde olmayarak, herhangi bir şeyi kırsa. Meselâ; bir bardak kırsa, bardağın kırıldığını gören veya duyan anne veya babası, asık surat, çatık kaş, sinir dolu tavır ve yüksek sesle, “Bardağı sen mi kırdın?” dediğinde, çocuk o korkunç atmosferde, bardağı kendisi kırdığı halde, “Ben kırmadım” der. Böylece Yahudilikten bir şey öğretilir çocuğa.

İşte İslâm fıtratı (tabiatı-karakteri-temiz yaratılışı) bu tür pisliklerle kapatılmaya başlanır.
Her doğan çocukta, göz gibi, el gibi lâzım olan korku da yaratılır. Bileğin gücü, akıl gücü her insanda ayrı ayrı olduğu gibi, korkuların da oranı insandan insana değişir. Eğer yaratılışımızda korku da verilmemiş olsa idi, yüzmesini bilmezken denize atlar, tren yolunda trene karşı yürür ve akıbetimizi de göremezdik. Korku büyük bir nimettir. Ancak her şeyde israf olduğu gibi, korkuda da israf vardır. Korku veya sevgi tartıya gelmez, ama konuyu açıklayabilmek için gram tabiri ile anlamaya çalışalım: Annesinden yeni doğan çocuğa 100 gram korku verilmiş olduğunu kabul edelim. Bu 100 gram korkunun:

• 20 gramı, annesi onu karanlık gecelerde uyutamadığında; “Sus, öcü geliyor, böcü geliyor” diyerek harcanıyor.

• Biraz daha büyüyünce, “Jandarmayı çağırırım, polisi çağırırım, babana söylerim” diyerek harcanıyor.
• Biraz daha büyüyünce, “Sesini çıkarma, diploma alamazsın, iş tutamazsın, kazanamazsın, amir-memur olamazsın” denilerek, böylece 100 gramlık korku bitiyor. (Not: Prof.Dr. İbrahim Canan Bey’in K.Sitte isimli eserinden nakil...)

Böylece o kişide Allah korkusu kalmıyor. Fıtrata konulan ve sadece Rabbimize tahsis edilen korku, sıfırlanınca, o insan artık her türlü olumsuz ve menfi şeyi yapmaya başlıyor. Ayetler, hadisler, kıssalar, cezalar... Artık o adama tesir etmemeye başlıyor.

Günümüzde, çocuk yaştan gençlik döneminin bitimine kadar, her cins korku, o insanda korkuyu bitiriyor ve neticesini tahmin etmek de zor olmuyor.

Tıpkı sevgi de böyledir... Allah merkezli sevgi, müstakilleşince, gönüllerde sevgi namına da bir şey kalmıyor. Bu iki nimetin yokluğu, insanın sırat-ı müstakim yolunda yürümesini zorlaştırıyor. Korku ve ümit, kanadı kopmuş bir kuş gibi yürümeden zorlanıyor. Beyne’l havfü ver reca dengesi ki (korku ve ümit içinde yaşamak) bozulunca, tamiri zor bir olay, başta anne ve babalar olmak üzere tüm akl-ı selim sahiplerini tedirgin ediyor.

İşte duyarsız, bilinçsiz ve şuursuz anne ve babaların topluma ve insanlığa ödettiği acı fatura, kendi eliyle cehenneme postalamak istediği çocukları oluyor.

Cumanız mübarek olsun.

 

     

 

 

 

 

 

 

 

 

08.08.2003

 

 

 

 


2001-2004©  Adres: İl Müftülüğü 43020 KÜTAHYA E-Posta: vehbiaksit@hotmail.com