Hz. Enes (r.a.) anlatıyor: Hazreti Peygamber (s.a.v.)’in
zevcelerinin hâne-i saâdetlerine bir grup erkek gelerek
Rasulullah (s.a.v.)’in (evdeki) ibadetinden sordular.
Kendilerine sordukları husus açıklanınca sanki bunu az
bularak: “Rasülullah (s.a.v.) kim, biz kimiz? Allah onun
geçmiş ve gelecek bütün günahlarını affetmiştir (bu
sebeple ona az ibadet de yeter) dediler. İçlerinden biri:
“Ben artık hayatım boyunca her gece namaz kılacağım” dedi.
İkincisi “Ben de hayatımca hep oruç tutacağım, hiçbir gün
terk etmeyeceğim” dedi. Üçüncüsü de: “Kadınları ebediyen
terk edip, onlara hiç temas etmeyeceğim” dedi. (Bilâhere
durumdan haberdar olan) Peygamber (s.a.v.) onları bularak:
“Sizler böyle böyle söylemişsiniz, halbuki Allah’a yemin
olsun Allah’tan en çok korkanınız ve yasaklarından en
fazla kaçanınız benim. Fakat buna rağmen, bazen oruç
tutar, bazen yerim; namaz kılarım, uyurum da; kadınlarla
beraber de olurum (Benim sünnetim budur), kim sünnetimi
beğenmezse benden değildir”
buyurdu. (Buhari, Nikâh 1; Müslim, Nikâh 5; Nesâî, Nikâh
4.)
İbni Hacer’in kaydına göre, Rasülullah (s.a.v.)’in
ahiretle ilgili korkutucu bir va’z ve nasihatinden sonra,
Ashabtan Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer, Hz. Ali, İbni Mes’ud,
Ebu Zerr gibi Sahabiler Osman İbni Mez’un (r.a.) evinde
toplanırlar. Ahiretlerini kurtarmak için almaları gereken
tedbirleri konuşurlar ve “Gündüzleri hep oruç tutmak,
geceleri namaz kılmak, yatakta yatmamak, et yememek,
kadınlara temas etmemek ve kendilerini iğdiş etmek”
hususunda ittifakla karar alırlar.
İbni Hacer’in açıkladığı üzere, bu mübalağadan maksat,
mağfiret edildiklerine dair, garantiye sahip olmayınca,
çokça ibadet yapmakla mağfireti garantilemektir. Çünkü
dünyadan el-etek çekip kendilerini tam olarak ibadetlere
verdikleri takdirde mağfirete uğrayacaklarına
inanmışlardı.
Hadiste geçen: “Kim sünnetim beğenmezse benden
değildir” ibaresi, kendi kanaatimize göre daha üstün
bir dindarlık, farklı bir ibadet hayatı çıkaramayacağımızı
ifade eder. “Benden değildir” sözü, “benim dinimdir
değildir” demektir. Kişi makbul bir te’ville bu davranışa
girdiği takdirde, bu ifade onun dinden çıkmasını
gerektirmez ise de kendi yaptığı daha üstün görmek gibi
bir inanca saplanmış ise bu durumda “Benden değildir” sözü
küfre atan bir itikadı dile getirmiş olur.
Rasulullah’ın yaptığı ibadetlerin yanında, kendi
ibadetlerini az gören sahabilere karşı takınılan bu tavır,
her şeyin orta yolu takip etmek olduğunu göstermiştir.
Bizim üzerimizde hanımımızın, dedemizin ve çoluk
çocuğumuzun hakları vardır.
O halde bu durumu göz ardı etmeyelim. Allah’ın sevdiği bir
kul, Rasulullah’ın şefaatine nail olacak bir ümmet olmak
istiyorsak bu tavsiyelere uymalı ve orta yolu takip
etmeliyiz.
Cumanız Mübarek Olsun